SON DAKİKA
reklam
reklam

Almanya’nın doğuya ilgisi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Şubat 2019, Pazar - 12:16   Okunma Sayısı:

19’uncu yüzyılın sonlarında Alman İmparatoru II. Wilhelm, Türkiye’yi iki kez ziyaret etmiştir. Kayzer, ülkesine döndükten sonra kendisini karşılayanlara Köstence-İstanbul telgraf hattının inşa imtiyazının alındığı, ticari ilişkilerin yoğunlaştırılacağı ve Anadolu demiryollarının Bağdat’a kadar uzatılacağı müjdesini vermiştir.

Bu görüşmenin devamında bazı kısa mesafe demiryolları yapımının üstlenileceğini, Haydarpaşa istasyonunun yapımına başlanılacağını, Haydarpaşa-Sirkeci arasında feribot işletme imtiyazının elde edildiğini ve Mezopotamya’da arkeolojik kazılar ve petrol arama müsaadesi alındığını da açıklamıştı.

 

Kesintisiz mücadele

Büyük devletlerin kendi aralarında Basra Körfezi’nde üstünlük sağlama mücadelesine dönüşecek olan bu proje, Osmanlı Devleti’nin yaşayacağı sıkıntılı yıllara hazırlık teşkil ediyordu.

İngilizler, Arap milliyetçiliğini kaşımaya başladılar. Anadolu demiryolları Toroslara ulaştığında İngilizler Osmanlı Devleti’ne baskı yaparak hattın Basra Körfezi’ne kadar uzatılmamasını garanti ettiler. Böylece İngilizler Basra Körfezi’ndeki egemenliklerini emniyet altına aldılar.

Demiryolu hattının Doğu Anadolu’dan geçmesi, Alman askerlerinin Rusya’nın güney kanadına süratle yığınaklanma yapması demek olacaktı. Bu ihtimale karşılık Ruslar Mart 1900’de Doğu Anadolu’da yapılacak demiryollarının inşası için izin aldılar. Rusya bu imtiyazla Doğu Anadolu’da demiryolu yapma hakkını, demiryolu yapmama şeklinde kullandı.

Fransa ise daha sinsi hareket ederek, 14 Şubat 1914’te Almanya ile gizli bir anlaşma yapmış ve demiryolu projesine ses çıkarmamak kaydıyla Kuzeybatı Anadolu ve Suriye’yi nüfuzu altına almıştır…

 

Bağdat demiryolu hattı

Demiryolunun son noktasına kadar götürülen birlik ve lojistik malzemeler, demiryolunun kopuk noktalarında indirilmiş, nakil vasıtalarıyla demiryolunun diğer bağlantısına kadar taşınmış ve intikal oradan devam ettirilmiştir.

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Harbi öncesi ve sırasında birlik intikal ve kaydırmalarını günün imkânlarına göre süratle yapabildiğini söylemek mümkündür. Bu şekilde mahdut kıtalarla Irak cephesine yaptığı sevkiyatla İngilizlere karşı önemli başarılar elde etmiştir.

1877-78 Osmanlı-Rus Harbi’nden sonra Rumeli’den göçen Türkler, Bağdat demiryolu hattı boyunca iskân edilmiş ve bu çalışkan halkın çabalarıyla tarım ürünleri rekoltesi artış göstermiştir.

Anadolu Demiryolları Kumpanyası, İleri tarım teknolojilerini öğretmek için tarım okulları, fidanlıklar ve deneme istasyonları açmış, Amerika’dan tarım makineleri getirtmiştir.  

Demiryolunun geçtiği güzergâhta ticaret canlanmış, Rusya’dan alınan un’un alımı durdurulmuş, devlet kendi ekmeklik buğdayını karşılar duruma gelmiştir.

 

Almanya’nın yayılma politikasında kolaylık

İngiliz ve Fransızların sömürgecilik konusunda büyük deneyimleri vardı. Her iki devlet de sömürgelerindeki haklarını güçlü deniz kuvvetleriyle korumuştur. Almanya bir kara devletiydi ve deniz kuvvetleri yoktu. Bu nedenle karayoluyla ulaşabileceği yerlerde kolonizasyon faaliyetlerine girişti. En cazip ülke Osmanlı İmparatorluğu idi...

Almanya bu hayallerini gerçekleştirmek için I. Dünya Harbi’nde Osmanlı Devleti’nin yanında yer almıştır. Önce Çanakkale cephesinde sonra Hatay ve güneyindeki Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı bölgesinde…

*1 Kasım 1917 Türklerin 7’nci Ordu Karargâhını açmaları, sol kanat kuvvetlerinin komutanlığına Fevzi Paşa’nın getirilmesi,

*5 Kasım 1917 Türklerin Gazze’den çekilmeleri,

*6 Kasım 1917Alman Mareşal Falkenheim’ın Yıldırım orduları Grubu Komutanlığına getirilmesi,

*7 Kasım 1917 Alman von Kristenheim’ın 8’inci Ordu Komutanlığından alınması ve yerine Cevat Paşa’nın atanması,

*11 Aralık 1917 Gn. Allenby’nin Kudüs’e girişi,

*26 Şubat 1918 Falkenheim’ın Yıldırım orduları Grup Komutanlığından alınması ve yerine von Sanders’in atanması,

*25 Ekim 1918 Arap ordularının Halep’e girişi,

*26 Ekim 1918 İngiliz süvarilerinin Halep’e girmesi gibi olaylar cereyan etmiştir.

Bağdat demiryolu hattı, Kurtuluş Savaşı yıllarında da büyük yararlar sağlamış, günümüzde sınırlarımız içinde kalan bölümler kullanılmaktadır.

 

Merkel bizi istemediğini Erdoğan’a da söylemiş

Geçmişte böyle bir çizgi izlemiş olan Almanya, çırpınışlarına rağmen istediğini alamamış olmanın sancısını yaşamaktadır. Almanların I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun komuta heyetinde ve hava unsurları içinde yer almış olmasına rağmen Çanakkale’de bir şehitliklerinin bile olmaması ayrı bir sancı oluşturmuştur.

NATO ülkesi olan Türkiye’nin imarla ilgili dev inşaat projelerinde Almanya’ya yer vermemesi, Rusya’ya nükleer santral siparişi vermesi, ticari bağlantılar kurması, Çin’den füze almaya kalkışması gibi stratejik yönelimler Almanya’yı tedirgin etmiş ve kıskançlığa itmiştir. Alman yönetiminin şimdiye kadar Türkiye’ye karşı soğuk davranmasının nedenleri arasında hem tarihten gelen hem de günümüzde yaşanan olaylar yatmaktadır. Tarih tekerrürden ibaret ise olanlar da normaldir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam