SON DAKİKA
reklam
reklam

Makedonya’da son durum

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 5 Şubat 2019, Salı - 11:28   Okunma Sayısı:

 

Geçmişte olan bitenler

    Yüz yıl öncesiyle olan bitenlere baktığımızda önce Afrika’daki topraklarımızdan koparıldığımızı, sonra Mezopotamya Vahası’ndan ve ardından Kafkas petrollerinden uzaklaştırıldığımızı söylememiz gerekir. Balkanlardaki komitacılar, 1890 başlarında kuvvet, taktik ve yetenek bakımından gelişmelerini tamamlamışlardı.

    Bizi Anadolu’ya itmek isteyen Batı, Makedonya Dağlarını komita ve çetecilerle doldurarak Osmanlı hükümetine karşı kışkırtmış, Makedonları Balkan komitacıları tarafından silahlandırmıştı. 1903 Ağustos ayında 10 bin adet tüfekle donatılmış, 25 bin kişilik Makedon gücü, Osmanlı ordusu için ciddi bir meydan okuma hatta tehdit olmuştu. İsyancı güçler iyi bir planlama sonucu haberleşme merkezlerini ve dar geçitleri zapt etmişti.

    Osmanlı kültür mirasının canlı bir resmini oluşturan Manastır, bizden kopmak istemediğini, bizim de oralardan kopmayacağımızı göstermektedir. Almanca’nın itibar gören bir dil olması, Balkanları işgal eden ve kısa süre buralarda kalan Almanya’nın nasıl kök saldığını göstermesi bakımından ilginçtir.

    Ortodoks halkın haklarını koruduğunu iddia edenler, Balkan vilayetlerimize girdi. Balkanlardaki vilayetlerini kaybetse de ilgisini kesmeyen Osmanlı Devleti, Galiçya, Makedonya ve Romanya’ya birer kolordu göndermek suretiyle ilgisini devam ettirmek istemişse de Balkanlarda Osmanlı otoritesi çökmüştü.

 

İsyan bastırma harekât konzepti

    Aslında Osmanlı Harp Akademisinde isyana karşı koyma faaliyetleri ders olarak tartışılsa bile II. Abdülhamid tarafından tahttan indirilebileceği korkusuyla bu tür dersler yasaklanmıştı.  Bu konuda örnek vermek gerekirse Ahmet İzzet Paşa, 1911 ve 1912 yıllarında Yemen’deki isyanlarda isyana karşı koyma harekâtını icra etmişti.

    Ahmet Paşa örneğinde olduğu gibi Osmanlıların isyana karşı koyma faaliyeti hakkında bir doktrinleri olmadığı için isyanların bastırılması hususu daha ziyade ordu komutanlarına bırakılmıştı. Bulgaristan Şumnu’da ve Makedonya dahilinde Manastır’da bulunan iki Osmanlı ordusu, Osmanlı kara ordusunun neredeyse 1/3’ünü ihtiva ediyordu.

 

Balkanlarda neler oluyor?

    1991 yılında bağımsızlığını ilan eden iki milyon nüfuslu Makedonya’nın yüzde 25’ini Arnavut kökenliler oluşturuyor. Ülke, Birleşmiş Milletler tarafından ‘Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti’ adıyla tanınıyordu. Makedonya’nın kendisine ait olduğunu iddia eden Yunanistan ile Makedonya arasında isim nedeniyle anlaşmazlık yaşanıyor. Yunanistan’ın vetosu yüzünden Makedonya, Avrupa Birliği ve NATO üyeliğine adım atamıyor.

    2001 yılında yaşanan Arnavut ayrılıkçı grupları ile Makedonya silahlı güçleri arasındaki çatışmalar, resmi kayıtlara göre 250’den fazla kişinin yaşamına mal olmuştu. Aylar süren etnik çatışma döneminin ardından 13 Ağustos 2001 tarihinde, Ohri Çerçeve Anlaşması’nın imzalanmasıyla Arnavutlara daha fazla yetki tanındı.

 

Yunanistan’ın Makedonya algısı

Yunanistan ile yaşanan kriz, ülkenin Yugoslavya’dan ayrılarak 1992’de "Makedonya" ismi altında bağımsızlığını ilan etmesiyle başlamıştır. Atina, tarihi ve kültürü ile eş tuttuğu Makedonya isminin kullanılmasına şiddetle karşı çıkıyordu.

27 yıldır Yunanistan hükümetleri, Üsküp yönetiminin Makedonya isminde ısrar etmesinin agresif bir dış politika olduğunu savunuyordu. 20 Haziran’da Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ve Makedonya Başbakanı Zoran Zaev’in anlaşma imzalamasının ardından, Makedonya 30 Eylül’de referanduma gitmişti.

Referanduma katılım yüzde 40’a ulaşmasa da, katılımcıların yaklaşık yüzde 90’ı anlaşmayı desteklemiştir. Ardından 20 Ekim 2018’de ve 11 Ocak 2019’da Makedonya Parlamentosu’na getirilen anlaşma, Üsküp’te iki aşamalı oylamayı geçmişti.

 

Yunan Parlamentosu’nun onayı

Yunanistan Parlamentosu, nihayet resmi adı “Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya” olan komşu ülkenin adının “Kuzey Makedonya Cumhuriyeti” olarak değiştirilmesini öngören anlaşmayı onayladı. 300 üyeli Parlamento’da 153 milletvekili anlaşmaya onay verirken, 146 vekil ise ret oyu kullandı.

Atina ve Üsküp arasındaki 27 yıllık isim ihtilâfını gideren ve “Prespes Anlaşması” olarak tanımlanan anlaşmaya, iktidardaki radikal sol SYRİZA’nın 145 milletvekili ile partilerinden ihraç edilen 8 bağımsız milletvekili “Evet” oyu vermiştir. Başbakan Aleksis Çipras, anlaşmanın Parlamento tarafından onaylanmasını “Yunanistan için tarihi bir gün olduğunu” söylemiştir.

Aleksis Çipras, anlaşmanın onaylanması ile ülkelerinin sınırları içinde bulunan antik Yunan medeniyetindeki “Helen Makedonya’sının” güvence altına alındığını ifade etmiştir. Anlaşmanın Yunanistan Parlamentosu’nda onaylanması AB tarafından memnuniyetle karşılanırken, Üsküp yönetimi de Çipras’a tebrik mesajı göndermiştir. Ana muhalefetteki muhafazakâr Yeni Demokrasi Partisi (YDP), ile Komünist Parti (KKE), sosyalistlerin Değişim Hareketi (KİNAL), milliyetçi Bağımsız Helenler (ANEL) ve aşırı milliyetçi Altın Şafak Partisi ise anlaşmaya ret oyu vermiştir.

Avrupa, birleşme ve bütünlük sağlayan hususları tamamlamaktadır. Kıbrıs konusu ortada kalmıştır. Muhtemelen sıra Kıbrıs’a gelecektir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam