Müttefikimiz ABD, şimdi kafayı Venezüella’ya taktı. Devlet Başkanı Madura hedefteki adam, Venezüella ise kıskaçtaki ülke… Orta Doğu petrollerini sağmaya devam ettiği yetmiyor şimdi de aynı kıtadaki bu ülkeye tehdit, baskı uyguluyor, hükümeti devirme çalışmaları yapıyor.
Türkiye’nin sınırlarının hemen güneyinde meydana gelen olaylar ilk başladığında birliklerimiz, fesat noktalarını top ateşine tutuyordu. Top atışlarının kestirilmesi için ilk tepkiler ABD ve Fransa’dan gelmiş ve atışların kestirilmesi için Türkiye’ye baskı yapmaya başlamışlardı.
Dayatmaya varan bozulmalar
Türk-Amerikan ilişkilerinin bozulmasında Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füzeleri, Fethullah Gülen’in iade talebi, dilimizde tüyler bitiren Amerika’nın YPG’ye desteği, Kongre’deki Türkiye karşıtı girişimler, Türkiye’de hapiste bulunan Amerikan vatandaşları ve şimdilik biraz rahatlamış görünen rahip Andrew Brunson sorunu gibi açmazlar liste başında yerini almıştı.
Rahip Brunson’un serbest bırakılmamasına tepki olarak ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulaması ve Türk yetkililerin yaptığı sert açıklamalar derin bir krizin ortaya çıkmasına yol açmıştı. Aslında krizi derinleştiren bir başka önemli neden de NATO ülkesi olan Türkiye’nin İran, Rusya ve Çin gibi ülkelerle yakınlaşması ve NATO ittifakından uzaklaşması olmuştur.
Aslında geçmişte de iki ülke arasında ilişkilerde gerginlik yaşanmış; ama fazla tırmanış göstermeden çözülebilmişti. Şimdi çözüm sağlanamıyorsa inatçı tavrıyla Trump’ın direnişinden kaynaklanmaktadır.
Darbe girişiminin etkisi
Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimini yaşamıştı. Devleti içten ele geçirmeye çalışan bir grup, çabuk fark edilerek etkin müdahale sonucu devre dışı bırakılmıştı. Zaman içinde yapılan sorgulamalarla devletin her biriminde yuvalanmış örgüt mensupları ayıklanmıştı.
Ne var ki, gerek Türk halkının gerekse Türk hükümetinin olayların arkasında ABD’nin olduğuna dair kuvvetli kuşkuları vardı. Üstü kapalı şekilde Türkiye’ye karşı sert uyarılar yapan Trump, ABD’nin suçluluğunu kapatmak istiyor şeklinde algılanıyordu. ABD tarafında ise dozu giderek artan milliyetçi söylemlerin, dış ülkeleri tehdit gösterme çabalarının ve faiz lobileri söylemlerinin Erdoğan’ın işine geldiği şeklinde bir algı oluşuyordu.
*** *** ***
Madura’nın yükselişi
-I-
Hugo Chavez… Eski bir asker. 2013 yılında bir ayaklanmanın önderi olarak öne çıkar. 1997 yılında sol görüşteki Bolivarcı-solcu çizgide olan Beşinci Cumhuriyet Hareketi adlı bir parti kurup 1998 seçimlerine girer. Geniş kapsamlı bir seçim kampanyası yürütür. Sandıklar açıldığında Chavez’e yüzde 58 destek çıktığı görülür.
Chavez’in ilk icraatları, ülke içinde sosyal politikaları derinleştirmek, dış politika alanında ise ABD'nin etkisinden bağımsız çizgi izlemek olur. Petrol şirketlerini kamulaştırmak, yeni sosyal projelere para akıtmak, eğitim ve sağlık hizmetlerine bütçeden ayrılan payı artırmak, Latin Amerika ülkeleriyle birliği geliştirmek belli kesimlerde hoşnutluk yaratsa da bazı kesimlerde huzursuzluğa sebep olur.
Maduro’nun sahneye çıkışı
Maduro’nun yıldızı Chavez döneminde parlamaya başlar. 2006 yılında Venezuela Dışişleri Bakanlığına getirilir. Chavez’in ölümünden sonra vasiyeti üzerine yönetimi ele alır. Nicolas Maduro iktidarına muhalif iki büyük halk gösterisine direnip iktidarını korur. Birincisi 2014’teki kitlesel gösterilerdir.
Bu protesto gösterilerinden sonra Maduro muhalif lider Leopoldo Lopez’i gözaltına alıp kendisine rakip olmasını engeller. Lopez 5 yıldır ev hapsindedir. Diğer kitlesel muhalif gösteriler 2017’de yaşanır. Maduro, muhaliflerin eline geçen Ulusal Meclis’in yetkilerini Anayasa Mahkemesi’ne devredip devre dışı bırakır.
Maduro karşı gösterileri kolluk kuvvetleri şiddetle bastırır. 120’den fazla gösterici ölür, yüzlerce gösterici yaralanır. Venezuela hükümetinin protesto gösterilerini bastırması uluslararası kamuoyunun tepkisini çekse de Maduro ise iktidarını sağlamlaştırmış olur.
2018 yılında yapılan seçimlerden zaferle çıkar. Başkent Caracas’ta destekçilerine seslenen Nicolas Maduro, seçimlere katılım oranını överek “Devrimin 18 yıllık tarihinde gördüğü en yüksek oy” diye konuşur. Maduro, “Artık bir Kurucu Meclisimiz var” der.
Venezuela Seçim Komisyonu, seçimlere katılımın yüzde 41,5 olduğunu açıklar. Seçim Komisyonu Başkanı Tibisay Lucena, 8 milyondan fazla seçmenin sandığa gittiği Pazar günkü oylamayı bir başarı olarak tanımlar. Muhaliflerin oluşturduğu koalisyon ise, seçmenlerin yüzde 88’inin oy vermediğini ve sonuçları tanımadıklarını açıklar. (Devam edecek)