Yaz ayları tayinlerin gerçekleştiği aylardır. Yeni bir şehir, yeni bir görev, yeni amirler… Devlet memuriyetinin olmazsa olmazlarıdır bu değişiklikler. 1974 Barış Harekâtı’ndan sekiz yıl sonra nice canların verildiği Kıbrıs’a tayinim çıkmıştı.Tayin olduğum her şehre gitmeden önce o bölgenin tarihi, coğrafyası, etnik ve kültürel yapısı ve eski eserleriyle ilgili hususları inceliyor ve hazırlıklı gidiyordum.
Kıbrıs yurt dışına çıkmak anlamına geldiğine göre şahsi eşyalarımı eksiksiz götürmeliydim. Fotoğraf makinem emektardı; ama belki orada yenisini alabileceğimi hatta gitmişken bir kamera sahibi olabileceğimi düşünmüştüm.
Kıbrıs’a geçiş
… Sonunda biz iki subay Taşucu’na gelmiş, buradan da Ertürk feribotuyla Girne’ye geçmek üzere hareket etmiştik. Gemi küçüktü; ama deniz sakin olduğu için dalgaların oyuncağı olmuyorduk.
Hava çok açık olduğu için Kıbrıs’ı çok uzaklardan görüyorduk. Yaklaştıkça Beşparmak Dağlarını daha net görmeye başlamıştık. Okuduklarımız ve dinlediklerimiz kadarıyla çıkarma plajlarını, ilk tepeler hattını, indirme bölgelerini harita üzerinde buluyor, arazide görmeye çalışıyorduk.
Girne papazının ikâmetgâhı
… Girne Limanına çıktık. Belgelerimiz kontrol edildi ve mühürler basıldı. Harekât öncesinde Girne papazının ikâmetgâh olarak kullandığı beyaz binada benim birliğim konuşlandırılmıştı. Gittim ve katılışımı yaptıktan sonra ilk işim bu binayı gezmek oldu. Eski eser niteliği olmalıydı. Eğer böyleyse onarımdan bakıma, elektrik sisteminden boya işlerine, dam akmasından çivi çakmasına kadar hepimizin çok dikkatli olması gerekecekti… Bütün personelime bu bilinçle hareket etmelerini ve özellikle yangına karşı tedbirli olmalarını sık sık anlatıyordum.
Yağışlar başlamıştı… Bir gün tavan oluklarının tıkanması nedeniyle su, oluktan açığa doğru akamıyor, duvarlardan süzülerek iniyordu. Dışarıya büyükçe bir merdiven ve iskele yaptırmış, oluğu açtırıyordum.
Yaşlıca bir İngiliz hanım bağırarak bize doğru geliyordu. Yanına gittim. Binaya müdahale edemeyeceğimizi söylüyordu. Onun cadde üzerindeki bu bağırtılı ve taşkın hareketini önlemek amacıyla kendisini çardaklı yere davet ederek kahve ikram ettik…
… Belli ki, Türk askerini tanımıyordu veya yanlış yönlendirilmişti. Asteğmenim ve bir erimle durumu anlatıp binanın yapılan yerini gezdirdik ve konuya açıklık getirdik. Ayrıca duyarlı davranışı nedeniyle teşekkürlerimizi ilettik. Benim ve askerlerimin saygılı davranışları ve kibar hitapları onu çok yumuşatmıştı. Ayrılırken teşekkür ederek hepimiz için övgü dolu sözler söylemişti…
Kıbrıs’ın Osmanlı yönetimine geçmesi
Kıbrıs’ta görev yaptığım yıllarda Osmanlı arşiv bilgilerine nüfuz edemiyordum. Çalışmalarımda böylesine ayrıntılı bir not eksikliği göze çarpıyordu. Bu eksikliğimi ilk defa tayin yerimden döndükten sonra gidermeyi düşünmüştüm. Sizlerle paylaşmak istiyorum:
Müslüman ve Hristiyanlar
Kıbrıs’taki Hristiyan halktan bazı fanatikler, gizliden gizliye İslamiyet’e saldırıyor, İslam ahaliyi de taciz ediyorlarmış. Arapça yazılmış kitapları toplayarak bu kitaplarda Hazret-i Peygamber’in isminin bulunduğu yerleri karalayan bir zimmî olduğu tespit edilince hakkında tahkikat yapılması için Kıbrıs beylerbeyine ve Lefkoşe kadısına hüküm gönderilmiş.
Bu türden tahkikatlar Müslümanlar için de uygulanmış. Müslüman olmasına rağmen zevcesiyle (eşiyle) birlikte şarap içip domuz eti yiyen Piyale hakkında da tahkikat yapılması emredilmiş.
Kıbrıs beylerbeyine ve Lefkoşe kadısına gönderilen bir hükümde de “ahalinin elindeki zahireyi ucuz fiyatla toplayıp yüksek fiyatla ecnebi tüccara satan Yeniçeri İbrahim’in takibi ve konunun tahkiki” talimatı verilmiş...
Kıbrıs’ın zenginlikleri
Kıbrıs, ada ekonomisinin sağladığı bir güce sahiptir. Kıbrıslı; şarap, şeker kamışı, zeytinyağı ve turunçgillerin üretiminden, nakil ve satışından yüksek gelir elde etmiştir. Hazinesini de altın ve gümüşle doldurmuştur. Bu zenginliğin korunması için rayicinden fazla altın ve kuruş bozdurulmaması istenmiştir.
Şeker kamışı ekilen yerlerin suyu gelmediği, şekerhanelerin harap olduğu ve az satıştan dolayı gelirin düştüğü bildirilmiş. Kıbrıs beylerbeyi ve defterdarının şekerhanelerin durumunu bizzat görmeleri, ekili alana su temin edilmesini sağlamaları, Kilar-ı Amire’ye külli şeker gelirken üç seneden beri gelmemesi sebebini araştırmaları ve Maliye’den gönderilen emr-i şerife göre hareket etmeleri konusunda hüküm gönderilmiştir...
Anadolu beylerbeyi adamlarından Hasan, 15 kişiyle Kıbrıs’ın Arslan Bey karyesine (köy) giderek halka teftiş maksadıyla geldiğini söylemiş, zulüm ve teaddi (baskı) yaparak kanuna aykırı mal gasp etmiştir. Fail ve ortaklarının yakalanarak İstanbul’a gönderilmeleri konusunda Bolu ve Kıbrıs beylerine yazı gönderilmiştir. a.g.tt.
(Devam edecek)