SON DAKİKA
reklam
reklam

Ermeni Tasarısı -II-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Şubat 2019, Pazar - 00:18   Okunma Sayısı:

… Kışkırtmalara Osmanlı topraklarında da devam ediliyordu. Van Bölgesindeki Ermeniler, 20 Nisan 1915’te isyan başlattılar. Karşılıklı saldırılar sonucu her iki halktan da zarar görenler ve hayatını kaybedenler oldu.

   Birkaç cephede birden savaşan Osmanlı Devleti önlemler aldı. İsyana karışanları 24 Nisan 1915 tarihli yasayla zorunlu göçe, “Tehcir”e tabi tuttu. Çıkardığı yasalarla tehcirin kural ve şartlarını belirledi. Hava şartlarının kötülüğünden, hastalıklardan ve yollardaki bölge halkının saldırılarından hayatlarını kaybedenler oldu. İhmali görülen resmi görevliler tahkikata maruz kaldılar ve çeşitli cezalara çarptırıldılar.

 

Rusya cephesi ve İngilizler

     Bolşevik İhtilâli ile Ruslar, Anadolu’dan çekilince İngilizlere gün doğdu ve Ermenistan sınırına yakın bölgelere yerleştiler. 22 Aralık 1918 günü çıkarılan dönüş kararnamesi ile tehcire tabi tutulan Ermenilerin evlerine dönmelerine izin verildi.

   Suriye civarında zorunlu göçe gönderilen 350.000 civarındaki Ermeni’nin Anadolu’ya döndüğü Ermeni Patrikhanesi tarafından İngiltere ve Amerika’ya bildirildi. Diğer sinsi güç Fransa ise Milli Mücadele yıllarında Kilikya bölgesini işgal ederek buraya Ermeni birlikleri getirdi. Türklere karşı yeniden vahşet başlattı.6

     Hangi fikir uğruna olursa olsun, kışkırtmalar sonucunda bir araya getirilen unsurlar, disipline edilemiyor ve kontrol altına alınamıyorsa, vahşetin ve çapulculuğun olmaması ve halkın zarar görmemesi mümkün değildir.

 

İstiklâl Harbi sırasında

   Benzer olaylar İstiklâl Harbi sırasında da yaşanmıştı. Kendisini devletin yerine koyan, birtakım yetkilerin sahibi olduğunu zanneden kişiler her dönemde çıkmış olup Çerkez Ethem olayı hâlâ belleklerimizdedir. Ermeni Komitacılarını da bu kefeye koyabiliriz.

     Türkiye bulunduğu konum itibariyle Hazar Denizi, Basra Körfezi, Doğu Akdeniz arasında kalan “Şeytan Üçgeni” ile iç içedir. Dünyaya zenginlik ve refah sunan bu bölgenin birçok devletin iştahını kabartması normaldir. Rusya, İngiltere ve Fransa’nın dışında ABD de 1919 ve 1920 yıllarında bir Trabzon’u da içine alacak bir Ermenistan kurulması konusunda kararlar almış, himaye etmek düşüncesiyle silah sevkiyatını Karadeniz limanlarından yapacağını, Türklerin karşı koymaları halinde şiddetle mukabele edeceğini belirtmiştir. Ayrıca beş yıl içerisinde 757 milyon dolar mali yardım yapacağını ve kuvvet göndereceğini kaydetmiştir.7

 

Makus talih

     Belli ki Ortadoğu ve Kafkaslar bölgesinde yaşayan ulusların kefeni 20’nci yüzyılın başında biçilmiş, şimdi giydirilmeye çalışılıyor. Irak üzerinde oynanan oyunlar, Türkiye’ye karşı terörün daima koz olarak gösterilmesi, Ermeni iddialarının ortaya atılması ve AB dayatmaları gayet güzel bir zamanlama ile uygulamaya konulmuştur.

     Emperyal güçlerin temel felsefesi, göz diktikleri dünyanın zengin ve verimli bölgelerinde zayıf ve küçük devletler yaratmak ve kendi isteklerinin zahmetsiz ve masrafsız yerine getirilmesini sağlamaktır. Bundan dolayıdır ki, ülke içinde isyanlar çıkarmayı, terörün her çeşidini uygulatmayı, çeşitli birlik, ittifak ve organizasyon adları altında gruplaşmalar yaratarak hedef ülkeleri yalnız bırakmayı ve gerekirse saldırmayı, sonuca götüren yöntemler olarak görürler.

     Ruanda soykırımının suçu Fransızlara yüklenmiyor, Yahudi soykırımında Almanlar değil Naziler suçlanıyor. Ne yazık ki, 1915 Tehcir olayı, sözde soykırım olarak telaffuz edilmeye çalışılıyor ve Türk milletine mal ediliyor. Siyasal kaygılar, konunun insanlık suçu boyutunu aşıyor.

 

Savaş zamanı geri bölge emniyeti

     Harp halinde olan bir devletin arkasını emniyete almaması düşünülemez. Ermeni iddialarını içeren tasarının oylanması öncesi ABD Genelkurmay Başkanı dahi Irak’tan çekilme sürecinde Türkiye kapısının açık tutulmasını, lojistik ikmalin Türkiye sınırından yapılmakta olduğunu, çekilmenin de bu emniyetli bölgeden yapılacağını belirtmişti.

   O halde Osmanlı Devleti de askerî tedbirler almıştır. Yapılanlar bir etnik temizlik veya topyekûn imha politikasının gereği şeklinde algılanmamalıdır. Ermenistan’ın ilk Başbakanı Kaçaznuni’nin Taşnaksutyun Partisi’nin Kongresi’ne sunduğu raporda;

“Biz ayaklandık, Ruslarla birleştik, Türkleri arkadan vurduk. Öldük, öldürdük. Türklerin tehcir kararı doğrudur” sözleri gerçeğin ta kendisidir.8 Bir diğer açıklama da yine Ermenistan Başbakanlarından Simon Vraçyan’ın ‘Araştırmalarım’ adlı eserinde mevcuttur. “Yüzyıllardan beri yabancı devletlerin Ermenileri nasıl aldattıklarını” izah ettikten sonra “Türklerle anlaşma ve işbirliği yapılmasını” salık vermesi, gayet realist ve barışçıl bir yaklaşımdır.9

     Dünyayı karşımıza almak gibi bir niyetimiz tabii ki yoktur. Ancak sürekli aleyhimizde çalışan ABD’deki Ermeni diyasporası ve Fransa’daki Ermeni lobileri, gerçekten Ermenistan’ın hissiyatını mı yansıtıyor, bunu iyi analiz etmeliyiz.  

   Sonuçta yok olan insandır. Konuyu insanî boyutuyla ele alabilmemiz için “Muameleci” diyebileceğim arabulucuları, menfaat gruplarını, emperyalist güçleri ve başka devletleri aradan çıkarmalıyız. Bu devletler de kesinlikle lobi oyunlarına girmemelidirler. Çünkü çoğunun parlamenterleri, Türkiye’nin, Ermenistan’ın veya Kafkaslar bölgesinin yerini bilmez, insanını tanımaz. Tarihin derinliklerinde kalmış bu olaylar hakkında doğru dürüst bilgileri dahi yoktur.

 

6 Cihan Harbi’ne Neden, Nasıl Girdik ve Nasıl İdare Ettik? Kazım Karabekir, c: 1 İstanbul, Tecelli Basımevi, 1934, s: 90

7 Cumhuriyet Gazetesi, 1 Nisan 1984, Uğur Mumcu

8 Milliyet Gazetesi, 18 Ekim 2007, Güneri Civaoğlu, Tam Sayfa İlanlar

9 Necla Basgün, Türk-Ermeni İlişkileri, s: 455

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam