Değerli okuyucularımız tarihi ve kültürü bir hayli eskilere giden Erzincan’ın yaşadığı konumdan ötürü tarih boyunca Aziris, Eriza, Ezirgan, Erzingan gibi değişik şekildeki adlandırılmalarla anıldığı gibi, tarih ve dönem itibarı ile sırasıyla Urartu, Med, Pers, Helen, Roma-Bizans hâkimiyetinde kaldı. Hz. Osman zamanında (651-653) İslâm Devletinin hâkimiyeti Erzincan’a uzanmış, bu dönemden sonra Emevi ve Abbasi dönemlerinde Erzincan yöresi Bizans, Arap, Ermeni ve Gürcüler arasındaki mücadelelere sahne olmuştur. 11. Yüzyıl başından itibaren Müslüman Türklerin akınlarına sahne olan Erzincan, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra kesin olarak Türk hâkimiyetine girmiştir. Bu esnada büyük çaplı Türk boylarının muhaceretine maruz kalan Anadolu’dan Erzincan da nasibini almış, Kayı(Osmanlı Devletinin Kurucusu olan Kayı Boyu aynı zamanda Diriliş dizisinde de tarihi ve kültürü işlenen bir boydur) , Kınık, Salur, Bayat, Kargın, Çavuldur, Karaevli, Alayundlu gibi Oğuz boylarının yerleşim sahası olmuştur. 1514’te ise Osmanlı hakimiyetine kesin olarak giren ve önceleri Erzurum Beylerbeyliği Kemah Sancağı’nın (Bugün Erzincan’ın gelişmiş bir ilçesi olan Kemah eskiden ise sancak bölgesiydi) bir kazası olan Erzincan, daha sonra da ;1867 Vilayet Nizamnamesi ile yine Erzurum vilâyetine bağlı müstakil bir sancak haline geldi. 1877-78 Osmanlı Rus Savaş’ının en fazla etkilediği ilerimizden birisi ve Ermeni olaylarının yoğunlaştığı alanların en başında gelen yerlerden biri de Erzincan’dır. Erzincan’da ise Ermeni nüfusunun en yoğun olduğu yer ise Armıdan’dı ve Dolayısıyla yöredeki ilk Ermeni olayları da burada baş göstermiştir. Çete faaliyetleri şeklinde başlayan olayların failleri ve elebaşları başlangıçta yakalanıp cezalandırılmışsa da olayların önü alınamamış huzur ve can güvenliği ortadan kalktı. Nihayet 21 Ekim 1895’te şehrin buğday pazarında Ermenilerin giriştiği kışkırtıcı bir eylemle ortaya çıkan gelişmeler Batılı devletlerin bölgedeki konsolosları tarafından Türkler aleyhine olarak dünya kamuoyuna duyurulmuştur. Bugün Boğaziçi Üniversitesi olarak bilinen Amerikan Robert Koleji’nin ilk başkanı Dr. Cyrus Hamlin’in anlatımına göre, 1870’lerde Londra’da işlevi Türklere önyargı ile yaklaşan bütün haberleri dağıtmak olan bir propaganda bürosu kurulmuştur. Hamlin, bir müddet sonra bu tek taraflı ve güvenilirlikten uzak bilgilerin her halkın üzerinde üstesinden gelinmesi son derece zor olan nefret ve düşmanlık yaratabileceğini ifade ediyordu. Hamlin, "Ne zaman doğudan doğudan haberler veren bir gazeteyi elime alsam, Allah’ım bana bunlara inanmayacak, iradeyi bahşet, diye yalvarıyordum" diyordu. Böylece yalana ve çarpıtılmış gerçeğe dayalı propagandalar hem halkı birbirine düşürüyor; hem de iç savaşın ve kargaşanın zeminini hazırlıyordu. Osmanlı Devleti’nin bu kritik noktada gerekmediği ve arzu etmediği halde Birinci Dünya Savaşına girmek zorunda kalması bu olaylara hız kazandırmıştır. Rusya ile karşı karşıya gelen Osmanlı Devleti, ordunun uğradığı Sarıkamış felâketinden sonra doğudaki işgallere karşı da bir şey yapamaz hale gelmişti. Bu işgallere öncülük etme ve gönüllü kuvvetler olarak yardım şeklinde başlayan Ermeni faaliyetleri, bununla kalmayarak; Türk ve Müslüman halkı katliama tâbi tutmuş, kalanları da saldıkları korku ve dehşetle yerlerinden ederek, bölgedeki Ermeni varlığını üstün hale getirecek bir sonuca doğru hızla ilerlemekteyken bu gidişin önünü alabilmek için devlet tedbir alma yoluna gitmişti. Yaşanan gelişmelere istinaden o dönemin Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın durumun acilliğinden ötürü geçici bir kanun çıkmadan ve Meclis-i Vükela kararı olmadan bütün sorumluluğu üzerine alarak Ermeni Tehciri’ni başlatmasıyla beraber bölgedeki askere tehcirin uygulanması için tam yetki verildi.(27 Mayıs 1915) Bu arada; Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’un Rusların işgaline girmesinden sonra 25 Temmuz 1916’da Erzincan’da Ruslar tarafından işgal edildi Halkın düşman korkusu ile göç ettiği Erzincan’da yaklaşık 4000 kadar nüfus kaldı. Rus işgal kuvvetlerinin komutanlığına Albay Morel adlı Ermeni asıllı birisinin tayin edilmesinin ardından Erzincanlı Ermeni asıllı askerlerin ve komitecilerin Erzincan’daki zulümleri artarak devam etti. Tam da bu dönemde Rusya’da çarlık rejimi yıkıldı (1917) ve yeni Rusya yönetimi(Bolşevik Rejimi) Doğu Anadolu’dan çekilme kararı aldı. Rusya’daki rejim değişikliği orduya da yansıdı.
(Devamı yarın)