SON DAKİKA
reklam
reklam

Zayıf düştüğümüz anlar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Aralık 2016, Perşembe - 11:00   Okunma Sayısı:

Güneydoğu Anadolu bölgemizin dağlarında barınmaya çalışan ancak Irak’ın kuzeyinde yuvalanmış olan PKK unsurlarından destek alamayan terörist gruplar, küçük birimler halinde Doğu Anadolu’nun orta kesimleriyle Karadeniz bölgemizin orta ve doğu kesimlerine sızmaya çalışmaktadır. 
PKK terör örgütü, Avrupa’dan önceden olduğu gibi maddi destek görememesi, elemanlarının yakalanması ve AB ve ABD tarafından terör örgütü listesine alınması nedeniyle içine düştüğü durumu iyi değerlendirmektedir. 
Özellikle son birkaç yıldan beri AB ve ABD’den yakın destek görmekte ve faaliyet alanını genişlettiği imajını yaymaktadır. Giderek azalan ve temininde güçlük çektiği eleman sayısını daha da eritmemek için doğrudan saldırı yerine mayın döşeme şeklinde mücadele etmeyi yeğ tutmaktadır. 
Geçmiş yıllara göre
Geçmiş yıllarla mukayese edildiğinde teröristlerin sınır geçişlerinin neredeyse tamamının önlenmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bölge insanının ekonomik yönden kalkınması ve terörün yeniden hortlamaması başta gelen gerekli gerekli önlemler olarak görülmektedir. İç siyasetteki huzursuzluğun yerli ve yabancı yatırımcılar üzerinde yarattığı güven zafiyeti ve tedirginlik, özellikle Güneydoğu Anadolu bölgemizde gerçekleştirilecek olan ekonomik refah sürecinin uzamasına, belki başka baharlara kalmasına neden olabilecektir.
Çeşitli uluslar ve kuruluşlar tarafından PKK’nın terör örgütü olarak kabul edilmiş olması, pek de büyük bir anlam ifade etmiyor. PKK, bu durumu avantaja çevirmeye ve “yeniden canlandığı” şeklinde yansıtmaya çalışmaktadır.
Suriye sınır bölgesi
Suriye sınırındaki mayınlı alanlar temizlenmiştir. Bu mayın temizleme çalışmaları sonrasında oldukça geniş bir alan tarıma açılacakken terör faaliyetleri nedeniyle şimdilik ertelenmiştir..
Bu bölgedeki sınır güvenliği çok önemlidir. Terör örgütünün buradan nasıl istifade edeceği konusunda hesaplar yaptığı muhakkaktır.  
Fransa, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu açıkça söylemekle beraber belki menfaatlerinin zedelenmemesi ve belki de Türkiye’nin tamamen gücenmemesi için Akdeniz Projesi’ni gündeme getirmişti. Bunun yanında arada bir PKK militanlarının üzerine gittiği, finans kaynaklarını kontrol altına almaya çalıştığı; ancak sonuca giden bir eylem imkânını henüz yakalayamadığı görülmektedir.
Zayıf düştüğümüz 
anlarda
Ülkemizin sıkıntılı duruma düştüğü dönemlerde dış ülkelerden, müttefiklerimizden ve komşularımızdan olumsuz yaklaşım sergileyenler ortaya çıkabiliyor. Yunanistan Ege’de hava sahamıza sürekli tacizde bulunuyor. Son olarak geçtiğimiz hafta iki jetimize Yunan Hava Kuvvetlerinin radar kilitlemesi yaptığı haberlerini dinledik.
Gayet doğal… Hava Kuvvetlerimiz üzerinde bazı operasyonlar yapılınca zafiyet doğduğu zannedilmiş olabilir. Radar kilitlemesi de yapabilirler, taktik aldatma da yapabilirler. Umarım bir çılgınlık yaparak uçaklarımızdan birini düşürmezler. Nerede kaldı her iki ülke Dışişleri Bakanlarının ve Kuvvet Komutanlarının görüşmeleri?  Nerede kırmızı telefonlar?
Ege Adaları ile ilgili bazı olumsuz haberler basında görülmekle birlikte tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Mutlaka Genelkurmay Başkanlığımız da takip ediyor ve gerekli önlemlerini alıyordur.
Bir yanda olumsuz 
dış siyasi tablo…
Kanayan bir yara olan terörün yanında maaş artışlarına odaklanmış bir memur, işçi ve emekli kesimi, işsizlikle kıvranan yoksul insanlar, büyük şehirlerimizin sosyal ve altyapı sistemlerini bozan gecekondu mensupları, sürekli kapanan ve yenileri açılamayan iş yerleri de yeni muhalefet ve direniş alanları yaratmaya yetiyor. 
Barış ve huzur ortamını yeniden yaratmalıyız. Çalkantılı dönemler tarihimizde hep olmuş, hep atlatmışızdır; ama faturasını yoksul insanımız ödemiş ve olmamız gereken yerde olamamışızdır. Kutuplaşma ve kamplaşmalar, insanımızda olması gereken kardeşlik duygularının yerine husumet duygularını kamçılamaktadır. Yakın ve yakıcı tehlike uzaklarda değil içimizdedir.
    Bu badireden çıkış için sihirli değnek ve yeni bir Atatürk aramaya gerek yoktur. Atatürk’ün fikirlerini benimsemek ve emperyalizme karşı tavır almak hepimizi birbirimize yaklaştıran, kardeşlik olgusunu vurgulayan ve barış içinde yaşamamızı sağlayacak olan temel prensiptir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam