SON DAKİKA
reklam
reklam

Osmanlı’da Gündelik Yaşam (III)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 27 Şubat 2019, Çarşamba - 10:17   Okunma Sayısı:

Bir ramazan alışkanlığı olarak ‘Cerre çıkmak’ Cerre çıkmak Ramazan geleneklerinden birisi idi. Osmanlı devletinde medreselerde yaz tatilleri üç aylardaydı. Bu tatillerde seçilmiş medrese talebeleri hem kendi bilgilerini pekiştirmek, hem de dinî konularda halkı aydınlatmak için imparatorluğun farklı bölgelerine gönderilirlerdi. Bu göndermeye “cerre çıkmak” denirdi. Medrese öğrencileri için cerre çıkmayı bir noktada bugünkü üniversitelerin staj eğitimleri gibi de anlamak mümkündür. Cerr kelime anlamı itibarı ile kendine çekmek, cezbetmek manasına glir Osmanlı döneminde Hırka-i Saadet ziyareti Hırka-i Saadet, Hz. Muhammed'e ait olan, keçi tüyünden yapılmış geniş kollu hırka, Hırka-i Saadet Dairesi ise Topkapı Sarayı'nda, bu hırkanın muhafaza edildiği yere verilen isimdir. I. Selim, Mısır'ı fethettikten sonra, diğer kutsal eşyalarla birlikte hırkayı da İstanbul'a getirmiştir. Hırka-i Saadetin içinde saklandığı gümüş sandukanın ve altın çekmecenin anahtarları yalnız padişahın kendisinde bulunurdu. I. Selim'den, Halife Abdülmecid'e kadar devam eden ve bir gelenek haline gelen Hırka-i Saadet ziyareti, her Ramazan ayının 15'inde padişah, sadrazam, şeyhülislam ve diğer devlet erkanı tarafından yapılırdı. Padişah kilitleri açar, hırkayı çıkarıp önce kendisi, daha sonra erkan yüzlerini ve gözlerini sürerler, bu sırada imamlar ve müezzinler sürekli olarak Kur'an okurlardı. Günümüze kadar ulaşan mahya sanatı Mahyalar ; günümüze kadar gelen bir Osmanlı sanatıdır. Günümüzde elektrikle yazılan mahyalar, eski zamanlarda son derece karmaşık ve zahmetli bir sanattı. Mahyacılar ramazanın her akşamına ayrı ayrı sözlerle mahya kurmak için gün boyu çalışır; ve iftardan sonra yüzlerce kandillerden oluşan mahya iki saat yanardı. 63 yaşını geçenlere neden “Haddini aştı” denirdi 63 yaşını geçmiş büyüklere yaşları sorulduğunda “Haddi aştık” cevabını verirlerdi. Bunun sebebi ise Peygamber Efendimiz’in 63 yaşında vefat etmesidir. Osmanlıda Kız İsteme Adetleri Osmanlı’da kız istemeye gelen damadın namaz kılıp kılmadığını anlamak için pantolonunun diz izine bakılırdı. Penceredeki Çiçeklerin anlamları Pencerede sarı çiçek varsa bunun anlamı “Bu evde hasta var, kapının önünde ya da sokakta gürültü yapma” demekti. Kırmızı çiçeğin anlamı da “Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekâr kız var. Evin önünden geçerken küfür etme ve konuşmalarına dikkat et” demektir. Evde Kırmızı çiçek varsa evde gelinlik çağına gelmiş kız var demekti. Kavukların anlamları Osmanlı’da giyilen kavukların farklı anlamı vardı. Giyilen kavukların şekli ve cinsi, herkesin sınıf ve mezhebine göre değişirdi. Kavuğun şekline bakılıp herkesin mensup olduğu sınıf anlaşılırdı. Böylece hangi kavuğu kimin giydiği öğrenilirdi ve hiç kimse bir başkasının giydiği kavuğu giymezdi. Pederşâhi (Ailenin en yaşlısı) Pederşâhi aynı zamanda aile stili anlamına geliyor. Yani, evin en yaşlısı evin reisi. Birçok aile, büyük konaklarda, konağın ayrı ayrı kısımlarında ama beraber yaşıyor. Aynı babanın birçok çocuğu da yemekler müşterek yerlerdi. Fitreler Şaban ayında verilirdi çünkü; Osmanlı döneminde fitre, zekat Ramazan ayından önce Şaban ayında verilirdi.Bunun asıl sebebiyse, fakir fukaranın Ramazan ayına erzaksız girmesini önlemekti. Birinin Hacc’a gittiği nasıl anlaşılıyordu Osmanlı’da evlerin çatal kapısında (sokak kapısı) ay ve yıldız vardı ve bunun anlamı bu evden birisinin Hacc’a gittiği anlamına gelirdi. Arkadan da “Allah gitmeyenlere de nasip etsin” duaları edilirdi. Osmanlı’da selamlaşma alışkanlığı Toplumda selam herkes tarafından alınır, verilirdi. Çünkü selam almanın ve vermenin önemini Peygamber (SAV) terbiyesi ile yetişmiş toplum bilirdi. Günümüzdeki gibi  zorlama  bir  şekilde  selam  verene “merhaba” denmez, selamın ne kadar anlamlı ve değerli olduğu bilinirdi. Yeni gelen komşulara özel tablo verilirdi Mahalleye yeni bir komşu gelirse diğer hanımlar ona hoş geldiniz’e gider, çocuklar için ailelere iltifatlar edilirdi. Evin çocukları büyükse onlara el işlemeli tablo götürülür ve bu tablolarda el işi işlenmiş ayetler bulunurdu. Ölenler için yapılan adetler Mahallede birisi öldüğünde, cenaze evine ilk önce kıble istikametindeki komşusu, daha sonra sırasıyla diğer komşuları yemek verirlerdi. Kimse eğlenmez, komşunun üzüntüsü paylaşılırdı.  Yine ölen genç bir kız varsa mezar taşına kırık gül resmi yapılırdı.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam