SON DAKİKA
reklam
reklam

Ayrımcılıkta Tehlikeli Oyunlar

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 21 Mart 2019, Perşembe - 11:51   Okunma Sayısı:

Bugün size acı bir olay hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım. Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki Al Noor ve Linwood camilerine yönelik gerçekleştirilen ve 50 Müslümanın alçakça katlettiği saldırıyı Cuma sabah saatlerinde şaşkınlık içinde öğrendim. Bu vahşeti ayıplıyor; ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Bu olay ; bize göre nefret dili yerleştirmek isteyen dinler ve kiteler  arası savaş çıkarmak isteyenlerin kirli bir tezgahıdır. Uzun bir zamandır körüklenen İslam düşmanlığı  propagandasının da üzerinde çok düşünülmesi gereken bir örneğidir Dünyanın pek çok yerinde duyarlı insanlar dili,dini,ırkı görüşü yaşam tarzı ne olursa olsun ortak bir tepki sergilemişler ve terörü protesto etmişlerdir.

Amaç olarak  korkutmak ve istediklerini dehşet yoluyla kabul ettirmeye çalışan terör eylemlerinin isteklerine birebir uyan bir saldırıya karşı karşıya kaldık. Nitekim saldırıyı gerçekleştiren caniler bu katliamı bütün dünyanın gözü önünde, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayınla gerçekleştirdiler.

Dünyanın gerçek manasıyla barışa en çok ihtiyaç duyduğu bu zamanda kimi ülkelerin söz sahibi bazı  isimleri ve onların peşinden giderek çok iyi işler yapıtlarını zanneden birtakım kimseler dinler arası çatışmayı körüklemeye çalışanların ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey yapmamışlar ve sonuçta bu tiplerin vahşetleriyle dünyamız karşı karşıya kalmıştır.

Müslümanların birlik ve dayanışma kültürünü koruması gerekliğinin önemi bu vahşette bir kere karşımıza çıktı. Müslümanlar  ve tüm insanoğlu da ;kendilerini tahrikten ve ayrımcılıktan uzak tutmalılar. Tahrikin ve ayrımcı hareketlerin Suriye, Yemen, Irak gibi ülkelerde ne gibi dramları yaşattığına tanık olduk maalesef. Peygamberimiz  hayatı boyunca Müslümanların birlik ve beraberliğini sağlayıcı unsurlara önem verip bu hususun altını özellikle çizdi.

Deyiş gereği kendine değil, Müslümanlığın güzel ve ahlaklı insan olunmasına inanan  ve Allah rızası için iyililerin yapılması için uğraşan Müslümanlara da  daha fazla ihtiyacımız var.  Sadece peygamberimizin veda hutbesindeki “Müslümanın kim olduğunu size anlatayım mı? Müslümanların, dilinden ve elinden zarar görmediği kişidir.” sözü dahi  bir  Müslümanın  nasıl olması gerektiğini bizlere hatırlatmıyor mu ? Bu haysiyet yoksunlarına, insanlık düşmanlarına en güzel ders ancak bu şekilde verilebilir. 

Bugün siyasiler, yöneticiler, iş insanları, aydınlar ve kanat önderleri , sivil toplum örgütleri temsilcileri ve biz gazeteciler olmak üzere dünyanın bütün insanları olarak sorumlu davranmalıyız. Bu tür tehlikeli oyunların oyununu ancak ve ancak böyle bozabiliriz.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam