SON DAKİKA
reklam
reklam

Gezerken yazı üretmek

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 29 Mart 2019, Cuma - 10:30   Okunma Sayısı:

 

 

Taksim’de gezi

Taksim’de kafelere girdik. Satıştaki elemanlara,

 

    ---Sizin burası bugün bedava satış yapıyormuş, siparişlerimiz şunlardır, alabilir miyiz? dedik.  Her yerden farklı cevaplar aldık. İşte birkaç tanesi;

 

    ---Ne münasebet?

    ---Ah öyle bir şey olsa da biz de yesek içsek!

    ---Nerde yazıyor böyle bir şey?

 

(Eğer birisi espri yapmıyorsa dışarıda camda yazıyor. Kız üşenmeden dışarıya gidip cama baktı). Neyse anlaştık. Diğer satış elemanına da Şakalarımıza devam edeceğimiz ve diğer satış elemanı kıza da benzer bir şaka yapacağımız söyledik. Güler yüzle kabul ettiler. Alış verişimizden sonra ödeme yaptık. Gelen 1 TL’lerin içinde arkasında Atatürk resmi yerine bayrak olanlar vardı.

 

    ---Bayrak baskılı paralar yürürlükten kalkalı çok oldu. Sizin haberiniz yok mu? Bize Atatürk resmi olandan verin lütfen, dedik.

Paralarla muhasebedeki beyin yanına gitti. Aralarında uzun bir görüşme oldu. Her halde bey, kaç tane bayraklı lira varsa getirmesini istedi ki, kız kasadaki liraları kontrol etmeye başladı. İşi daha ileriye götürmemek için şaka yaptığımız söyledik kendisine...

 

    ---Siz de bir gün bir korku yaşayın, dedi gülerek...

 

Susuzluk

Haber üretmek için yine Taksim’in çeşitli yerlerinde gezmeye devam ediyoruz. İBB’nin değişik yerlerdeki metro istasyonlarında açtığı resim sergilerini geziyoruz. Biz de zaman zaman evlerimizde su kesintileri ve mahalle çeşmelerinde su kavgaları yaşadık.

Bilim adamlarının su savaşlarına yönelik uyarıları, bazı ülkelerde susuzluk ve küresel boyutta kuraklık metro istasyonlarına asılan resimlerde görülebilmektedir.

Resimler, insanların bir yudum suyu elde edebilmek için nelere katlandıklarını, susuzluğun neye mal olduğunu, etkilerini ve sebep olduğu hastalıkları anlatıyordu.

Evet, bugün için ülkemiz Orta Doğu’nun su deposudur. Bazı mezra ve köyler hariç şimdiye kadar belki susuzluk yaşamıyorduk. Ama yarınların neleri getirebileceğini biliyor muyuz?

Fırat ve Dicle Nehirlerinin debileri, su toplama kapasiteleri, sulama öncelikleri zaman zaman komşu ülkeler tarafından tartışma konusu yapılmıştı. Bu ülkeler yarın süper güçler tarafından yine kışkırtılabilirler. Küresel boyutta orman alanları azalırken ülkemizde ağaçlandırmanın yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.

 

Kuraklık

Oturduk bir başka yerde. Fikir yürütmeye başladık. Kuraklığın meteorolojik veya hidrolojik tanımı ve özelliklerine girmeden, yarattığı etkileri incelemenin daha doğru olacağı kanısındayım. 2000 yılından itibaren akademisyenlerin ve bilim adamlarının, 2002 yılında ise dünyanın en büyük su firmalarından “Thames Water”in Türkiye’de kuraklık yaşanacağı yönündeki açıklamalarını basından öğrenmiştik, hatırlarsanız.

Tarıma elverişli sulak alanları koruyamadan nasıl yok ettik? Koca Çukurova’yı, Kelkit Vâdisi’ni ve Kızılırmak Havzası’nı… Bütünüyle koruma altına alamadık. Bu ırmakların çevrelerinde zararlı atık bırakacak tesislerin kurulmasında ilgili resmî kuruluşlar üzerlerine düşeni yapmadılar.

 

Öneriler

Yeraltı su rezervlerimizin bilindiğini sanıyorum. Bunların dengeli şekilde yeryüzüne transferi için çalışmalar sürdürülüyordur herhalde.

Manavgat Şelâlesi’nin Akdeniz’e dökülen suyuna, İç Anadolu’yu besleyecek şekilde havuzlar ve pompalama istasyonları yapılabilir. Özellikle Akdeniz sahillerindeki turistik tesis ve otel zincirleri, deniz suyundan tatlı su elde etme olanaklarına sahip olabilir.

Van Gölü’nün suyunu iç kesimlere akıtma projesi revize edilebilir, arıtma tesislerinin sayıları arttırılabilir. Yeni yapılacak tesislerin hızlandırılarak barajların suyunun çekilmesiyle tabanda biriken mil ve tortul maddelerin temizlenebilir, set ve kapaklarının bakımları yapılabilir…

Daha önce bu sütunlarda iki kez yazmıştım. Toprağı, suyu ve havayı acımasızca kirlettik, kaynakları tükettik diye... Plansız çalıştık, düşüncesizlik ettik. Hippokrates’in belirttiği gibi doğa gereğini yapmaz mı? 

 

“Doğanın her şeyden haberi vardır:

Kendiliğinden hiçbir şey öğrenmeden gerekeni yapar.”  (Hippokrates)

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam