SON DAKİKA
reklam
reklam

Düşünürsek eğer…

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Nisan 2019, Perşembe - 11:38   Okunma Sayısı:

 

BM Anlaşması’nın Md: 4 Fıkra: 2…

“BM kararında tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığına karşı, Birleşmiş Milletler’in amaçlarıyla bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanmaya başvurmaktan kaçınırlar” der…

ABD ve İsrail tarafından bu ilkenin ihlâl edildiğini görüyoruz. Trump’ın bu adımı atmasının arkasında farklı nedenler olabilir.

 

Bu nedenler arasında

  • İsrail içindeki sertlik yanlısı Yahudilerden seçimler için yolsuzluk soruşturmalarıyla başı dertte olan Netanyahu'ya destek sağlamak,
  • Suriye’nin tepki gösteremeyecek durumda olmasını fırsata çevirmek,
  • İsrail ile ilgili konularda sert çıkışlar yapan Türkiye’yi dizginlemek,
  • Petrol satışı için Akdeniz’e açılacak bir koridor yaratmak, gibi hususlar sayılabilir.

 

Trump’ın zaferiyle sonuçlanan 2016 başkanlık seçimlerine Rusya’nın müdahale ettiği iddialarını araştıran özel yetkili savcı Robert Mueller’in soruşturmasını tamamlayıp raporunu sunmuş olması, Amerikan siyasetinde çok etkili olan Yahudi lobisinin Trump’ın bu aşırı İsrail yanlısı politikasını ödüllendirdiği şeklinde değerlendirilebilir.

 

İsrail yeni imtiyazlara yelken açabilir

Bu kararla İsrail yeni imtiyazlar elde etmiştir. Şimdiye kadar BM kararlarını tanımıyor, AB’yi takmıyor, Rusya ile muhatap olmuyor ve bildiğini okuyordu. Bundan sonra ise insanlık camiasını hiç dikkate almayacaktır.

Yeni koridorlar oluşturmak, Suriye toprakları üzerinde İsrail yanlısı kuruluşları biraraya getirerek Suriye’yi parçalanmaya götürecek devletçikler oluşmasını sağlamak, Türkiye’nin ABD’den satın alacağı F-35’lerin satışını engellemek, Doğu Akdeniz’de Mısır ve Yunanistan ile yeni ittifak arayışlarına girmek bu çılgınlıklardan olabilir.

***                              ***                             ***

Fransa Savunma Bakanı

Florence Parly, ABD yönetiminin NATO müttefiklerine silah sistemleri konusunda baskı yapmasını eleştirerek, “Şahsen NATO'nun dayanışma gücünün şu veya bu ekipmanı almakla koşullandırılmasından kaygılıyım. İttifak koşulsuz olmalı yoksa ittifak olamaz” demiştir.

Son yüzyılda stratejik rekabetin Asya’ya kaydığını belirten Bakan Parly, ABD’nin askeri operasyonlardan ve ticaret anlaşmalarından çekildiğini anımsatarak, tüm bunların ABD için kısa süreli faydası olabileceğini ancak bunun anlamının görünenden çok daha derin olacağını söylemiştir.

 

Kongrenin Avrupa harcamaları

ABD Kongresi’nin, Avrupa’da Rusya’yı caydırmak için 5,9 milyar dolar fon ayırması nedeniyle ABD'ye teşekkürlerini bildiren Parly, Avrupa’nın, Washington’un desteğinin kalıcı olup olmadığı konusunda endişeli olduğunu belirtmiştir. Avrupa ülkelerinin silah alımlarını artırmaya başladıklarını belirten Parly,

“Avrupa ile ABD’ye birlikte bakıldığında ciddi tespitler olduğunu belirtmiştir. Sivil hava araçlarının yüzde 71’inin, taarruz helikopterlerinin yüzde 72’sinin, stratejik hava ikmal uçaklarının yüzde 81’inin, yakıt ikmal tankerlerinin yüzde 91’inin, silahlı ve silahsız insansız hava araçlarının yüzde 92’sinin ve stratejik, balistik füze alarm sisteminin yüzde 100’ünün ABD kaynaklı olduğunu” ifade etmiştir.

 

Bu durumda

  • Avrupa’nın kendi savunma sanayiini güçlendirmesi,
  • Çok çeşitli silahlar üretmesine rağmen Avrupa’nın ABD’den büyük silah alımları yapmasını gözden geçirmesi,
  • NATO’nun dayanışma gücünün, müttefiklerin farklı ekipmanlara yöneltilmemesi veya koşullandırılmaması gerekir.

Sömürme ve sömürülme konusunu en iyi bilen ülkelerden biri de Fransa’dır. İki asır süreyle Afrika’yı sömürmüştür. Galiba şimdi ABD tarafından sömürüldüğünü hissediyor. Elbette öyle olacak. Fransa’daki eylemlerin neden çıktığını zannediyor acaba Fransız yöneticiler?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam