Açlık
Allah kimseyi açlıkla ıslah etmesin. Afrikalı çocukları, kadınları ve yaşlıları bazen televizyonda görüyoruz. Bir deri bir kemik, dişleri dökülmüş, avurtları çökmüş. Yeterli beslenememek sebebiyle gerekli protein, tuz ve vitaminleri alamadıkları için uzun ömürlü olmak gibi şansları da yok tabii…
1812 Türk-Rus Savaşı sırasında hem de daha geç bir tarihte Osmanlı donanması Navarin’de (1827) bozguna uğratıldıktan sonra Boğazlar kapatıldığı için İstanbul ciddi bir açlık tehlikesi yaşamış ve değişim yönünde duyulan ihtiyaç, olayların sonucunda daha da etkili olmuştur.
Aynı ölçülerdeki sıkıntılar I. Dünya Savaşı yıllarında da yaşanmıştır. Seferberliğin ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti 2,5 milyon insanı silah altına almıştı. Savaş öncesinde 698 bin olan ordu mevcudu 2 Ağustos 1914’te seferberliğin ilanından sonra hızla artmıştır. 1915 senesi sonuna kadar 2 milyon 523 bin kişi askere alınmıştır.
Asker sayısında 2 milyona yaklaşan artış imparatorluğun üretici gücünde büyük bir düşüşe neden olmuş, bu genç nüfus tarımdan, hayvancılıktan bağcılık ve meyvecilikten koparılmış; tüketen bir unsur haline gelmiştir. Üretim olmaksızın bu kadar insanın beslenmesi erzak darlığı yaratmıştır.
Savaş öncesi Osmanlı ülkesinde 75 milyon dönümü aşkın toprak işlenmişken savaşın ilk yılında 1915’te ekili alanlar yarıdan fazla azalarak 30 milyona düşmüştür. 1915-1916 mevsiminde bu rakam 25 milyona kadar inmiştir.
Bu durumun sebepleri arasında;
Çoğu tarlalarda çalışıp ziraat yapabilecek genç nüfusun askere alınması ve bu rakamın
her sene artması,
Ülkenin her tarafını istilâ eden çekirge afeti,
Ermeni ve Rumların tehcire tâbi tutulması, Sarıkamış muharebesinden sonra Rusların
Erzurum, Van, Bitlis ve Trabzon’u işgal etmesi ve bu vilayetlerdeki halkın bağını ve tarlasını terk ederek güvenli yerlere iltica etmesi sayılabilir.
Bu durum üretimin azalmasına ve tüketici nüfusun artmasına sebep olmuştur. Açlıktan ölümlere maruz kalan insanların çoğu genelde mülteciler olmuştur.
Tophane
19’uncu yüzyılın ilk yarısında İstanbul’da kurulan fabrikalar, bir kısmı çok modern olan askeri tesisler, Haliç kıyılarına ve Galata’ya yayılmış olduğu için özellikle askeri ihtiyaçları karşılamaya hizmet ediyordu. 1830’lu yıllarda Walsh, Tophane’nin yayıldığı alanı şöyle anlatıyor:
“Galata’dan liman boyunca iki kilometreyi geçen bir alan uzanıyor. Ambar ve atölyeler geniş bir alana yayılmış. Burada 500 işçiyle birlikte çeşitli suçlardan hüküm giymiş ve birbirlerine zincirle bağlanmış pek çok köle var.
Tophane ve Piri Paşa’daki tersaneleri, top dökümhanesini ve depoyu Tophane’deki gezdim. Görünüşe bakılırsa Portsmouth ya da Woolwich’tekiler kadar iyi işletiliyorlar. Herhangi bir Avrupa kentindekinden aşağı kalır yanları olduğunu sanmıyorum.”
Kalelerde arzuhal yazdırma
Küçük masası, mürekkep şişesi, kalem ve bıçaklarıyla mektup, arzuhal, muska, mahkeme yazısı yazan arzuhalciler kale yolu, kale mahallesi civarında iş tutmuşlar.
Vapur seferleri
Kaimenin giderek değer kaybetmesi, memurların, kaptanların ve hâkimler dışında mahkemelerde çalışanların işlerini bırakmalarına neden olmuştur. 1865 yılında muhtemelen vapur seferlerinde aksamalar yaşanmış. Kartallılar durumu Şirket-i Hayriye vapur işletmesine arzuhal ile iletmişlerdir.
Şirket-i Hayriye ise, Tersane’den ihtar aldığını belirterek Maltepe, Kartal, Pendik ve Tuzla iskelelerine vapur seferleri düzenlemekten vaz geçtiğini açıklamıştır.
Maaşlara zam konusu
Şirket-i Hayriye’nin kaptanları maaşlarına zam yapılmazsa veya maaşları sikke olarak verilmezse grev yani o zamanki tabirle ‘tatil-i eşgal’ edeceklerini yöneticilerine bildirmişler. Kaptanların bu istekleri bir süre daha şirket yetkilileri tarafından geçiştirilmiş.
İki ay sonra bazı işçiler işlerini bırakmışlar. Muamelât sikke üzerinden yapılınca da şirket, çalışanların maaşlarını yarıya indirmiş. 20 Mayıs 1879 günü bir kısım ateşçi “biz yarım maaşa çalışmayız” diye greve gidince bu eylem ertesi gün bütün memurlar arasında yayılmış ve vapur seferleri aksamış.
Vapur iskelesi inşaatı
Kartal sahillerini yanaşma yeri havasından kurtarmak, gelişen deniz ticaretini teşvik etmek ve yolcu trafiğini rahatlatmak maksadıyla vapur iskelesi inşası başlatılmıştır. Dersaadet, Şirket-i Hayriye’ye gönderdiği bir yazıyla vapurlarda sıhhi şartlara uygunluğun yeterli olduğunu belirterek seferlere yeniden başlanmasına müsaade etmiştir.
Yaklaşık 20 yıl önce başlatılan Kartal iskelesinin inşaatı bu düzenlemeyle yeniden ele alınmış ve temdidi (ileriye doğru uzatılması) çalışmalarına başlanmıştır.
Karpat, Kemal, “Osmanlı Nüfusu 1830-1914”, II. Baskı Şubat 2010-İstanbul, s: 170
A.g.e. s:188
Akyıldız, Ali, “Kâğıt Para”, İstanbul-1996, s: 162
BOA 23/Ca/1281 Hicri, Dosya: 454, Gömlek: 18
BOA 09/Ra/1282 Hicri, Dosya: 871, Gömlek: 44
BOA, (Başbakanlık Osmanlı Arşivi) 29/S/1273 Hicri, Dosya: 358, Gömlek: 23652
BOA 15/C/1283 Hicri, Dosya: 877, Gömlek: 13
BOA 10/C/1288 Hicri, Dosya: 637, Gömlek: 44322