SON DAKİKA
reklam
reklam

Şair Eşref

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Nisan 2019, Pazartesi - 10:13   Okunma Sayısı:

 

Turgutlulu Neşet Efendi, Eşref’e ilçesinin kaymakamından dert yanar. Kaymakamın halkı çeşitli baskılar altında inlettiğini anlatır.

 

    ---Ne olur Eşref Baba, bana bir dilekçe yazıver, diye ricada bulunur.

 

Eşref şairdir, okumuş kişidir ya,  cebinde yalnızca üç beş santim boyunda bir kurşunkalem taşır. Şiirlerini bununla sigara paketlerinin altına yazar. Yani yazı yazmaktan hoşlanan birisi olmadığı gibi etrafındakilere yazdırmayı da tercih edermiş. Neşet Efendi’nin yakınmalarını dinledikten sonra yanında oturan Mehmet Şerif’e;

 

    ---Ben söyleyeyim de şu zavallıya sen bir dilekçe yaz, deyip şu dörtlüğü söyler;

 

Her biri halince icra-yı mezalim etmekte,

Görse bir memuru insan, bir şaki zenneyliyor

Eyleme beyhude yere ey bîçare feryâd ü figân

Âh-ı mazlumu hükümet musiki zanneyliyor.

 

***                ***              ***

 

Eşref bir gün sokakta hiç sevmediği bir zatla karşılaşır. Bu kişi il yöneticilerinden biri ve dolayısıyla üstüdür. Ona istemeye istemeye selam verdikten sonra doğruca askeri kıraathaneye gider. Dostlarına şu dörtlüğü söyler:

 

…..  İzmir’de sokaklar dardır,

Bir selam tavrı ile can koruruz.

Şöyle dursun develerle araba,

Yolda eşeklere has dururuz.

 

***                ***              ***

 

İllerde komisyonlar kurulur ve ilçelerden istenecek para miktarı belirlenir. Bunun elde edilmesinden ve vilayete ulaştırılmasından kaymakamlar sorumludur. Eşref ilden gönderilen bu yazıları hiç önemsemez. O sırada Vali Kâmil Paşa, İzmir’e bağlı yerleri denetlemeye çıkar. Kırkağaça’a da uğrar. İstasyonda kendisini karşılayan Eşref’e pek yüz vermez. Kasabaya giderken de Eşref’e,

 

    ---Ne para yolladın ne de bir satır cevap, diye çıkışmaya başlar. Saray, işi bu kadar önemserken senin yaptığının bağışlanacak yanı var mı?

Eşref hiç oralı değildir. Yumuşak bir tavırla,

 

    ---Ne yapalım paşa hazretleri? Kasabamız yoksul. Halkta para yok ki gönderelim, der.

 

Tam o sırada önünden geçtikleri yıkıntı gibi bir kulübeden şarkılar ve çalgı sesleri gelmektedir. Paşa, Eşref’e döner;

 

    ---Eşref Bey, kasabamızın para verecek durumu yok diyorsun; ama bak şu kulübedekiler bile keyfinde ve eğlencesinde. Yoksul kimseler böyle çalıp oynarlar ve eğlenirler mi? Eşref’in cevabı ise:

 

    ---Onlar varsıllıklarından, keyiflerinden çalıp söylemiyorlar ki… Artık bıçak kemiğe dayandığı için ….. havası çalıyorlar.

***                ***              ***

Eşref, bir grup arkadaşıyla yürürken yerde yatan bir sarhoş görür. Aralarında şöyle bir konuşma başlar:

 

    ---Vah zavallı vah!

    ---Canım böyle kendini bilmeyecek kadar sarhoş olan bir adama zavallı denilir mi?

    ---İyi ki herifi bir insan veya hayvan çiğnememiş.

    ---Hiç bunu gören olmamış mı?

    ---Gören olmuşsa da aldıran ve kaldıran olmamış.

    ---Bizim gibi…

    ---Adaaam sen de! Haydi işimize gidelim. Yatar yatar elbette vakti gelince kalkar, gider. Yolumuza devam eyleyelim

 

Eşref elinde fener, önümüz sıra hem gider hem de bir şey söylemeyerek kır bıyıklarının ucunu parmaklarıyla karıştırır. Derken birdenbire durur ve,

     ---Çocuklar! Şu sarhoş herifin halini, zavallıya hiç kimsenin aldırmadığını düşünüp dururken hatırıma şöyle bir kıta geldi.

 

Âlem-i cennet ile âlem-i işret bir iken

Deliye herkes acır, sarhoşa aldırmazlar,

Ref’ ederler deliden hâme-i teklifâtı

Sarhoşu düştüğü yerden bile kaldırmazlar

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam