SON DAKİKA
reklam
reklam

Nisan ayının önemi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 13 Nisan 2019, Cumartesi - 00:20   Okunma Sayısı:

Ulusal Egemenliğimizin ilan edildiği 23 Nisan 1920, Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında ve I. Dünya Savaşı içinde Doğu Anadolu’daki Ermeni vatandaşlarımızdan bir kısmının devlete başkaldırdığı ve tehcire tabi tutulduğu 24 Nisan 1915 ile Çanakkale’de kara muharebelerinin başladığı 25 Nisan 1915 günüyle nisan ayının tarihimizde önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz.

 

Fransa’nın Ermeni olaylarında rolü  

17’nci yüzyıldan itibaren Anadolu toprakları üzerinden Doğu Akdeniz’in kontrolünü sağlamaya çalışan ve bu amaçla Ermenileri kullanan Fransa Ermenilerin bağımsızlık talebiyle isyan etmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Fransa, Ermenilere verdiği desteği ve Ermenilerle işbirliğini İstiklâl Harbi yıllarında da sürdürmüş ve Anadolu’dan tahliye ettiği isyancı Ermenilerinden oluşan üç taburluk kuvveti Kıbrıs’ın Monarga köyünde eğittikten sonra Urfa, Antep ve Maraş’ın işgalinde kullanmış, ancak Kuvay-ı Milliye’nin Fransız kuvvetlerine karşı yürüttüğü başarılı mücadele karşısında bölgede tutunamayacağını anlamıştır.

Fransa 21 Ekim 1921’de TBMM ile Ankara Antlaşmasını imzalamış ve Anadolu topraklarını işgal için getirdiği Ermeni lejyon askerleriyle birlikte Türk topraklarından çekilmek zorunda kalmıştır. Ermenilere Anadolu’da yurt kurma girişimlerini Lozan görüşmeleri sırasında da dile getiren Fransa’nın Ermenilere özerklik verilmesi konusundaki talebi Türk Heyeti tarafından reddedilmiştir.

 

Günümüzde Fransa’nın tavrı

Günümüzden 18 yıl önce Fransız Parlamentosu, 1915 olaylarını Ermeni soykırımı' olarak tanımıştı. Bu çıkış üzerine Ankara ve Paris arasında ilişkiler gerilmiş, Türkiye’de Fransız mallarının boykot edilmesi çağrıları yapılmıştı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2017’deki seçim vaatlerinden birisi, 24 Nisan’ı resmi anma günü haline getirmekti.

Bu yılın başında –şubat ayında- Fransa Ermeni Organizasyonları Koordinasyon Konseyi’nin resepsiyonunda konuşan Macron, 1915 olaylarını Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenilerin acımasızca öldürülmesi olarak nitelemiştir.

Paylaştığı twitter mesajında ise “Fransa tarihle yüzleşir. Gelecek birkaç hafta içerisinde söz verdiğim gibi 24 Nisan’ı Ermeni soykırımını anma günü ilan ediyoruz" diye yazmıştır. Daha sonraki tarihte de Macron, 1915 olaylarının yıldönümü olan 24 Nisan’ı 'Ermeni soykırımını anma günü' ilan ettiğini açıklamıştır.

Türkiye, 1914 - 1921 yılları arasında karşılıklı çatışmalarda çok sayıda Ermeninin yanı sıra Türkün de öldürüldüğünü savunmakta ve sözde 'soykırım' iddialarını reddetmektedir. Ankara, tarihçilerden oluşturulacak bir komisyon ile 1915 olaylarının uluslararası bir platformda ele alınması çağrısı yapıyor olsa da karşılık bulamamaktadır.

Almanya, Çekya, İsviçre, Polonya, Avusturya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Belçika, Hollanda, Kıbrıs, Bulgaristan, İsveç ve Lüksemburg sözde soykırımı kabul etmiş olan Avrupa ülkeleridir.

 

Destek veren diğerleri: Vatikan

Vatikan ile Türkiye arasındaki ilişkiler 2015 yılında yaşanan "soykırım" krizidir. Papa’nın 1915’in 100’üncü yılı sebebiyle 12 Nisan 2015’te Vatikan’da düzenlediği ayinde Ermenilerin 1915'te soykırıma uğradığını söylemesi Türkiye yönetiminin tepkisiyle karşılaşmıştı.

Papa, "Son yüzyılda insanlık 3 büyük trajedi yaşamıştır. Bunların ilki, genel olarak 20’nci yüzyılın ilk soykırımı olarak görülen ve - Katolik ve Ortodoks Süryaniler, Asuriler, Keldaniler ve Rumlarla birlikte - ilk Hristiyan ulus olan siz Ermeni halkına karşı yapılmış olandır. Piskoposlar, rahipler, din adamları, kadınlar, erkekler, yaşlılar ve hatta savunmasız çocuklar ve hastalar bile öldürülmüştür" demiştir.

Haziran 2016’da Ermenistan’ı ziyareti sırasında Papa yine "soykırım" sözcüğünü kullanmış, bu sözcüğü neden kullandığı sorulduğunda, "Arjantin’de Ermenilerin katledilmesinden söz edilirken hep soykırım kelimesi kullanılırdı. Ben başka bir kelime bilmiyordum. Roma’ya geldikten sonra ise başka bir ifade duydum "Büyük Felaket" (Metz Yeghern), ki bunun nasıl telâffuz edildiğini bilmiyorum... Ben her zaman, geçen yüzyılda 3 soykırım yaşandığından söz ettim. Birincisi Ermenilere yapılan, sonra Hitler'in yaptığı ve sonuncusu da Stalin'inki." demiştir.

 

24 Nisan’a az bir süre kaldı. Türkiye S-400, F-35, AİHM’de görülen davalar, seçim sonuçlarının tartışmalı olması, ekonominin sıkıntılı çizgide bulunması gibi nedenlerle sancılı dönemden geçmektedir. Bunu Türkiye’nin zayıf tarafı olarak görmek isteyenler çalışmalarını daha da yoğunlaştıracaktır.

Devletin ilgili birimlerin bu konuda mutlaka çalışmaları vardır. Bizlere düşen yıkıcı ve propaganda niteliğindeki haberlere inanmamak, Türkiye ile ilgili haberleri yakından takip etmek ve Ermenilere uygulanan tehciri tarih kitaplarından ve bilimsel yayınlardan okumak olmalıdır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam