SON DAKİKA
reklam
reklam

Rüzgarda Salınan Nilüfer’ler

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 16 Aralık 2016, Cuma - 12:00   Okunma Sayısı:

2016 Türk Sinemasında niteliğin görece arttığı bir yıl olarak değerlendirilecek. Bunun sebebi olan filmler de sinemalarımızda oynadı. Kimi az yerde gösterim imkanı bulurken kimi de pek çok yerde gösterime girmeyi başardı. İşte yönetmenliğini ve senaristliğini Seren Yüce'nin üstlendiği aslında Türkiye’deki gelir ve eğitim düzeyleri yüksek görülen ,halk arasında elit,zengin veya eğtimli,okumuş diye adlandırılan bir kesimin hem eleştirisini hem de bu kesimin bir portresini ele alan Rüzgarda Salınan Nilüfer bu senenin akılda kalıcı filmlerinden olmuş..

Filmimizin konusuna gelirsek; Handan ve Korhan orta yaşlarını süren, İstanbul'un iyi semtlerinden birinde hayatlarını sürdüren bir çifttir. Handan hayatını doldurabilmek için kendisine sürekli uğraşlar icat eder; ve her yeni girişiminde Korhan´dan destek bekler. Korhan, yıllar geçtikçe eşi Handan´ın heveslerinin içi boş olduğunu fark etmiştir; artık onu fazla ciddiye almaz. Korhan'dan umduğu desteği bulamayan Handan, yazar arkadaşı Şermin´e özenir ve yazarlığa kalkışır! Fakat başta masumane olan bu arzusu zamanla kıskançlığa dönüşecek ve farklı yollara sapacaktır.

Yüce aslında iki aile üzerinden iletişimsizliğe, gerçek olamayan sahte dünyalara,boşuklara dair o kadar etkin bir eleştiri sergilemiş ki;Türkiye’de her kesimden insanlar tıpkı Çoğunluk’ta olduğu gibi kendinden bir şeyler bulacaktır. Film yalnız bazı sahneleriyle de bir takım göndermeler yapıyor. Tespit ettiğimiz bazı göndermeler;

1. Handan ve Korhan ailesi Tv’yi ne zaman açsa bir inşaat reklamıyla karşılaşıyorlar. Bu da İnşaat sektörünün geldiği durumu gözler önüne seriyor.

2. Aile küçük kızlarını hafta sonları piyano kursuna ardından tenis kursuna gönderiyorlar.Hatta; Şermin piyano kursunu sorduğunda Handan; “Belki de Kızımız Fazıl Say olacak.” Diyor.

3. Handan ve Korhan sürekli Çin Lokantasına gidiyorlar. Hatta kızları; Çin Lokantasının kapalı olduğunu öğrenince ağlıyor. Bu da yemek alışkanlıklarını gözler önüne seriyor.

4. Korhan’ın şirketinde çalışmakta olan başörtülü sekreter karakteri yabancı müzik dinliyor. Yani burada ötekileştirme konusunda bir mesaj veriliyor. “Başörtülülerde sizin gibi Metalica dinliyor. Birbirinizi ötekileştirmeyin “ mesajı veriliyor.

5. Karakterlerin müzik alışkanlıklarını ise “Free Jazz” muhabbeti gösteriyor. Doğaçlama Caz diye de tabir edilen bu türün en önemli özelliği kurala bağlı olmamasıdır. İşte Türkiye’de bu türün önemli temsilcilerinden Korhan Futacı da yer alarak bu sahneye tam oturmuş.

6. Handan’ın cafede kitap için yazarlığa başlama bölümü hem filmin en komik hem de en düşündürücü kısımlarından. Zaten bu bölümü de filimin içinde kullanılan şu cümle özetliyor. “"Nilüfer rüzgarda salınmaz. Biliyorsun durgun suda yetişir."

7. Şirketlerde konuşulan ve tartışılır hale gelen plaza kültürü de zaman zaman kendisine yer buluyor bazı sahnelerde.

8. Kadın-Erkek ilişkilerine de bazı sahnelerde göndermeler yapılmış. Mesela;Handan ve Korhan çiftinin evdeki diyaloglu sahneleri bu göndermelerin sıklıkla yapılmış olduğu sahnelerdir.

 

 

Seren Yüce Çoğunluk’tan sonra kendisini biraz daha geliştirerek; bir sinema dilinin olduğunu bizce kanıtladı. Oyunculuklarda; Songül Öden (Handan), Tolga Tekin (Korhan), Tülay Günal (Şermin) ve Serhan Keskin (Serkan ) rollerine uyum sağlamışlar ve filmin daha da ilgi çekmesine katkı sağlamışlar.

Sonuçta: belirli bir kesimin yaşantısına ayna tutan Rüzgarda Salınan Nilüfer kendini izlettiren izledikten sonra da kendi aramızda tartışabileceğimiz bir filim.

NOT: 3 Aralık Dünya Engelliler Günü Türkiye ve Dünyada coşkuyla kutlandı .Bu vesileyle Anadolu Üni.Engelsiz Mekanizma Topluluğunun Kurucusu olan Alperen Selvi ile önemli bir röportaj yaptık.Alperen Selvi ve Anadolu Üni .Engelsiz Mekanizma Topluluğuna çok teşekkür ediyorum. Yine; Maltepe Belediyesi ve Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu, Dünya Engelliler Günü için anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. 1 Aralık 2016 Perşembe günü Maltepe Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde yapılan “Duy Beni Memleketim” etkinliğini takip ettim.Yerel yönetimler,sivil toplum kuruluşları,kamu kurumları,özel sektör hatta sinemacılar derken hepimiz duyarlı olmak durumundayız…

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam