SON DAKİKA
reklam
reklam

Onun Adı Petrunia

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 26 Nisan 2019, Cuma - 11:25   Okunma Sayısı:

38.İstanbul Film Festivalinde izlediğim en sıkı filmler arasında Teona Strugar Mitevska’nın yönetmenliğini üslendiği ve 69.Berlin Film Festivalinde(2019)  Ekümenik Jüri Ödülüne layık bulunan Onun Adı Petrunia (GOD EXISTS, HER NAME IS PETRUNYA) üst sıralarda yer alacak.

Film tamamen kahramanı güçlü kadınlar olan filmleri içeren Çiçek İstemez adlı bölümdeki filmler arasında. Bu bölümdeki çalışmaların ortak özelliği şu; kendi başına ayakta durma cabasında özel ve bizce de büyük bir saygıyı hak eden kadınların hikâyeleri konu olmuş filmler.  Onun Adı Petrunia’daki hikâye de onlardan biri.

Konuyu anlatırsak Makedonya’da geçiyor. Baş kahramanımız olan Petrunia, üniversitede arkeoloji bölümünü okumuş, ancak iş bulamamış ve kendi bir mücadeleye girişmiş, karşına da çeşitli  engeller çıkmış ki; bunlar arasında cinsel taciz gibi durumlar da söz konusu ve bu mücadele sürerken, Petrunia sadece erkeklerin bulunmasına izin verilen bir haç töreninde haçı nehirden buluyor. Sen misin haçı bulan! Çünkü Petrunia bir kadın ve kadınların bu törende yeri yok! Film bu bağlamda Makedonya özelinden hareketle, erkek egemen kültüre taşını atıyor.

Tabi; bu aşamada medya, ekonomi, yargı, bürokrasi, gündelik sosyal yaşam ve  toplumsal yapı da film içindeki birbirine bağlı öykülerle taşlamalardan nasibini bir hayli fazlaca alıyor. Örneğin; film içinde olayı araştıran bir kadın muhabirimiz var. Sokak röportajlarıyla vatandaşa konu hakkında soru soran muhabirin sorduğu cevaba bir vatandaşın cevabı   aklımda kaldığıyla şu şekilde oluyor; “Siz bize önce fakirliği sorun.”

Baş kahramanımız Petrunia; filmin ilerleyen kısımda hacın geriye alınması için yoğun bir baskıya uğruyor; hatta törene katılan erkeklerin bir bölümü Petrunia’nın gözaltında tutulduğu karakola saldırıyorlar. Bu da; baskın bir kültürün bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Film yapı ve hikaye olarak kadın veya erkek olalım, kendimizi  Petrunia’nın durumuyla özdeş kurabileceğimiz bir öykü olarak ilerliyor. Böylece hem öyküyle hem de baş karakterle bağ kurmamız kolaylaşıyor.

Filimin sonunda; Yavuz Erdem ağabeyimle şunu tartışıyoruz; toplumsal yaşamda kadın ve erkeğin yeri birbiriyle dengeli mi? Bizce; toplumsal yaşamda kadın ve erkeğin yeri birbiriyle dengeli değil. Onun Adı Petrunia özelinden gidersek; kadına yeterince saygı duymuş olsaydık, gazetelerimiz, sosyal medyamız kadına şiddet haberlerinin, toplumsal; hatta hayvanlara yönelik ki; en son Ankara’daki hayvanlara yönelik  vahşet görüntüleri bu denli yer kaplar mıydı ?

Artık; sevgiyi, saygıyı kendi içimizde yerleştirmek gerekmiyor mu ? Film çıkışında sorduğum soru buydu. Umarım ve dilerim ki; sevginin ve saygınlığın  daha fazla konuşulduğu bir noktaya ulaşmış oluruz.

Teona Strugar Mitevska’yı Balkan Sinemasında kayda değer yönetmenler arasına koyan Onun Adı Petrunia izlenilmesi gereken bir çalışma olarak değerlendiriyorum.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam