Rusya’nın son 10 yılda Karadeniz ve çevresinde müdahil olduğu konulara göz atacak olursak;
- 2008 yılında Gürcistan’a boyun eğdirme,
- Kırım’ın istilâsı ve 18 Mart 2014’te Kırım’ın Rusya’ya bağlanması,
- 12 Temmuz 2017 tarihinde NATO’nun göbeği Akdeniz’de hakiki mermilerin
kullanıldığı Rus-Çin donanma tatbikatı,
- Ukrayna ile savaşın eşiğinden dönülmüş olması,
- Hazar Denizi tatbikatı
- Türkiye’ye S-400 füze satışı…
Rusya’nın Hazar Denizi tatbikatları
Hazar bir iç deniz olmasına rağmen, kıyısına olan sınırları nedeniyle birkaç devletin ortak alanıdır. Rusya’nın bu alanda üstün bir egemenliği vardır. Bu denizde bulundurduğu harp gemilerinden fırlattığı füzelerle Suriye’nin kuzeyindeki Esad karşıtlarının tepesinde boza pişirmiştir.
Tatbikatlar bir gövde gösterisi sayılabileceği gibi NATO’ya gözdağı olarak da kabul edilmelidir. Füzenin katettiği mesafe yaklaşık 1400 km. dir. Ve tabii ki Türkiye üzerinden ve yüksek irtifadan geçmiştir.
NATO’nun lider ülkesi
Amerika, özellikle NATO’nun bağrına bir hançer girmiş gibi telâffuz ettiği Rus-Çin ortak donanma tatbikatını hazmedememiştir. Bu şekildeki atılımlara karşı ABD; Romanya ve Bulgaristan’ın su üstü harp vasıtalarının katılımıyla Karadeniz’de tatbikatlar yapmaya başlamıştı.
Tatbikatlarda muhtemel hedefler üzerine ateş planlamalarının yapıldığı, elektronik aldatma tedbirlerinin uygulandığı, sahte manevralara ve Kırım’daki Rus deniz üssünün devre dışı bırakılması gibi taciz edici teknik uygulamalara yer verildiğinden söz edilmişti... Bundan sonraki gelişmeler ise, ekonomik ağırlıklı yaptırımlar, yıpratıcı uygulamalar ve bazı bağlantıların devre dışı kalması şeklinde tecelli etmişti
Türkiye’nin bir NATO ülkesi olarak S-400 füzeleri alması ise Amerika’nın canını sıkan son olay olmuştur. Artık oturmanın fayda vermeyeceğini gören Amerika, USS Donald Cook füze destroyerini Ukrayna’nın Odessa limanına göndermiştir.
Rus yetkililerden değerlendirme
Rusya Yedek Subaylar Birliği Başkanı Tuğgeneral Vladimir Bogatırev, yaptığı açıklamada, Amerikalıların açık bir şekilde Karadeniz’deki varlığını artırdığını belirtmiş ve destroyerin bu yıl ikinci kez Karadeniz’e girmesinin güç gösterisi ve Ukrayna'da, devlet başkanlığı seçimleri öncesinde politik destek olduğunu kaydetmiştir.
ABD’nin Karadeniz’deki askeri aktivitesinin ayrıca Türkiye’ye baskı ve Gürcistan’ın NATO üyeliği yönünde attığı adımlara destek amacı taşıdığını da dile getiren Bogatırev, "Tüm bu eylemler tamamen kışkırtıcı. ABD, Karadeniz'deki varlığını artırarak ve Karadeniz'e NATO gemilerini göndererek Rusya'nın güney sınırlarında yeni bir politik gerilim bölgesi oluşturmaya çalışıyor, gücünü sergiliyor ve aynı zamanda filomuzun, filomuza bağlı hava kuvvetleri ile kıyı güçlerinin sahip olduğu savunma imkânlarını yokluyor" yorumunda bulunmuştur.
Nelere mal olur?
Türkiye’nin merkezde ve tehdit altında olduğu bu durum bir savaşın çıkmasına neden olmasa da bölgesel kaynamaya ve yeni gerilimlerin oluşmasına ve tabii ki NATO içi çalkalanmaya sebep olacaktır. Siyaset bilimcilerin psikolojik saldırı görevi ifa eden Amerikan destroyerinin Rus ordusu tarafından gözetim altında tutulduğunu belirtmektedirler. Nitekim Rusya Savunma Bakanlığı Ulusal Kontrol Merkezi de, Rus 'Orehovo-Zuyevo' küçük füze gemisi ile 'İvan Hurs' keşif gemisinin USS Donald Cook'u doğrudan kontrol altında tuttuğunu açıklamıştır.
Ayrıca Rusya’nın itidalli politika izleyip bu tür eylemlerle iyi şekilde başa çıktığını kaydeden siyaset bilimciler, "Zira bölgede gerçek üstünlük, ana unsur olan Kırım sayesinde Rusya'nın elinde" demek suretiyle değerlendirmelerde bulunmuşlardır.
Türkiye’nin seçiciliği
Türkiye, bu bölgeden yapacağı ithalât, boru hattı ve taşımacılık işlemlerinde çok dikkatli olmak zorundadır. Bugün PYD’ye silah ve mühimmat desteği sağlayan ABD’nin yerini yarın Rusya’nın almayacağını hatta PKK’yı Ermenistan sınırlarına çekmeyeceğini garanti edebilir miyiz?
Terör örgütünün Kuzeydoğu bölgelerimize de çekilmek istenmesi terörle mücadelede yeni bir cephe açılması demektir. Tek taraflı ilişkilerden ziyade Batı camiasının ve İttifak içi ülkelerin katılımıyla bu bölgelerde ticarî ve sınaî faaliyetlerin müştereken yürütülmesi akla daha uygundur.
NATO’nun ve ABD’nin de S-400’ler konusunda ikna edilmesinin uygun olacağını düşünüyorum.