SON DAKİKA
reklam
reklam

Yanlışlarımız nerede?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 27 Nisan 2019, Cumartesi - 00:31   Okunma Sayısı:

Bizler mensubu olduğumuz veya gönül verdiğimiz bir partinin adayını, niteliklerine ve söylemlerine bakmaksızın tutuyor, destekliyoruz.

Mutedil konuşma, abartısız anlatım, ötekileştirme veya ayrıştırmaya kaçmayan üsluba sahip olmayan kişiler yerine en çok bağıran, taraftarını kutsallaştırmaya yönelen kişiler gördük. Hukuktan söz etmemiz yerine önce kendi hukukumuzu ve bu hukukun sınırlarını bilsek, toplumun da bir hukuku olduğunu düşünsek, atmadan ve tehdit etmeden konuşsak siyasetin nabzını yükseltmemiş oluruz.

***                                     ***                                   ***

 

Kişiyi övmek iyi bir şeydir, sınırlı ve ölçülü olmak kaydıyla... Yağdanlık olmak farklı bir şeydir, hele takoz olmak çok daha farklıdır...

Daha düne kadar Reyiz’e övgüler düzenler, gazete köşelerinde yere göğe sığdıramayanlar, tv ekranlarında bulutların üzerine çıkaranlar yavaş yavaş başlattıkları tenkit yazılarını sürdürüyorlar. Tenkitlerin övgülerle beraber yapılması gerekirdi. Kusurları söylenmeyen insanlar yaptıklarını meziyet sanırmış.

***                                     ***                                   ***

 

Haber için yine şehrin çeşitli yerlerinde geziyorum. İBB’nin değişik yerlerdeki metro istasyonlarında açtığı resim sergilerini geziyorum. Ülkemizde de zaman zaman sıkıntısını yaşadığımız su kesintileri, mahalle çeşmelerinde su kavgaları ve bilim adamlarının su savaşlarına yönelik uyarıları bazı ülkelerde susuzluk ve küresel boyutta kuraklık, metro istasyonlarına asılan tablolarda görülebilmektedir.

Resimlerde, insanların bir yudum suyu elde edebilmek için nelere katlandıkları, susuzluğun neye mal olduğu, etkileri ve sebep olduğu hastalıklar anlatılıyor. Evet, bugün için ülkemiz Orta Doğu'nun su deposudur. Bazı mezra ve köyler hariç belki susuzluk yaşamıyoruz. Ama yarın için ne olacağını bilemeyiz?

Fırat ve Dicle Nehirlerinin debileri, su toplama kapasiteleri, sulama öncelikleri zaman zaman komşu ülkeler tarafından tartışma konusu yapılmıştı. Bu ülkeler yarın süper güçler tarafından yine kışkırtılabilir. Küresel boyutta orman alanları azalırken ülkemizde de hızla azalma yaşanmaktadır.

***                                     ***                                   ***

 

Taksim'de kafelere girdik. Satıştaki elemanlara

    ---Sizin burası bugün bedava satış yapıyormuş, siparişlerimiz şunlardır, alabilir miyiz? dedik.  Her yerden farklı cevaplar aldık. İşte birkaç tanesi;

    ---Ne münasebet?

    ---Ah öyle bir şey olsa da biz de yesek içsek!

    ---Nerde yazıyor böyle bir şey?

   ---Eğer birisi espri yapmıyorsa dışarıda camda yazıyor. (Kız üşenmeden dışarıya gidip cama baktı). Neyse anlaştık. Diğer satış elemanına da Şakalarımıza devam edeceğimiz ve diğer satış elemanı kıza da benzer bir şaka yapacağımız söyledik. Güler yüzle kabul ettiler. Alış vermişim

İz yaptıktan sonra ödeme yaptık. Para üstü ödemede bazı 1 TL’lerin arkasında Atatürk resmi yerine bayrak olanlar vardı.

    ---Bayrak baskılı paralar yürürlükten kalkalı çok oldu. Sizin haberiniz yok mu? Bize Atatürk resmi olandan verin lütfen, dedik. Paralarla muhasebeye gitti. Muhasebedeki beyle aralarında uzun bir görüşme oldu. Her halde bey, kaç tane bayraklı lira varsa getirmesini istedi ki, kız kasadaki liraları kontrol etmeye başladı. İşi daha ileriye götürmemek için şaka yaptığımız söyledik kendisine...

     ---Siz de bir gün bir korku yaşayın, dedi gülerek...

***                                     ***                                   ***

 

Vapurla Kadıköy’den Karaköy’e geçiyorum. Tam Kızkulesi’ne yaklaşırken karşımda oturan orta yaşa yakın beye bu yapının adını sordum, bildi. Hangi zengin yaptırmış, dedim, bilemedi. Çaylarımızı yudumlamaya devam ettik. Çenem açıldı ya, yeniden sordum. 

 

    ---Bu civarda kaç tane kule vardır?

    ---Bi' de Galata Kulesi var. 

    ---Başka var mı?

    ---Benim bildiğim yok...

    ---Ne kadar zamandan beri İstanbul'dasınız?

    ---17 seneden beri...

    ---Ne iş yapıyorsunuz?

    ---Müteahhidim.

 

Oysa Topkapı Sarayı'nın Adalet Kulesi yanımızda ve bağırıyordu. Karşımızda Beyazıt Kulesi bütün ihtişamıyla görünüyordu.  Hem gülünecek tarafı vardı, hem de acınacak tarafı. Hem haklıydı hem haksız... Ancak haklılık ona ait olamaz, yoksul bir aileye ait olabilirdi. Beyazıt ve Adalet Kulelerini gezmemiş gelememiş olabilirdi. Birisi yüksek giriş ücretli, diğeri üniversite sahasının içinde ve giriş kontrollü... İkisine de girmek bazı insanlar için çekingenlik gerektirebilir.  Müzelere giriş de pahalı aslında. Dar gelirli bir aile okula giden çocuklarını Nasıl gezdirebilir ki?

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam