SON DAKİKA
reklam
reklam

Hasta ziyaretleri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 28 Nisan 2019, Pazar - 13:33   Okunma Sayısı:

                                                                                             Dualarda insanlar tanrılardan sağlık diliyorlar. Sağlık

                                                                                            olanağının kendilerinde olduğunu bilmiyorlar.

                                                                                             Ölçüsüzlükle tersini işleyerek hırsları yüzünden

                                                                                            sağlığa hıyanet ediyorlar.

                                                                                                                                                               Demokritos

 

   Yaklaşık 15 yıldan beri sürdüregeldiğimiz bir alışkanlığımız var: Hasta ziyaretleri... Herkesin birbirine misafirliğe gittiği bir devirde biz ailece, hasta ziyaretlerine önem veriyoruz. Haftada bir defa değişik hastanelere gidiyoruz. Parasız ve yaşama umudunu yitirmiş insanların bizlere bakışlarında “Sağlığınızın kıymetini bilin” uyarısı yatıyor.

     Eşim, birkaç paket iç çamaşırını sarar, yanına diş fırçası ve diş macunu koyar. Ben de küçük zarflara biraz kâğıt para yerleştiririm. Rastgele bir hasta koğuşunu ziyaret sırasında önceden tanımadığımız hastalarla selamlaşır, konuşmaya başlarız. O andan itibaren içtenliğin ve dostluğun en güzelini görmek mümkündür.

     Dertleşiriz onlarla... Oğulları ve kızları olanlar var. Miras düşmeyeceğini anlayınca sırt çeviren oğullar, yokluk nedeniyle bakamayan kızlar, büyüklerini öteleyen iteleyen gelin ve damatlar… Ziyaretlerine gelmiyorlarmış bazı yatan hastaların. Çoğunun SSK veya Bağkur maaşı yegâne servetiymiş; ama onu dahi konuşmaya, paylaşmaya gelenler oluyormuş.

 

Arabacı Mahmut

   Bundan altı yıl kadar önceydi. Yine hastane ziyaretine gitmiştik. Hırıltılı göğsüyle bize bakan bir hastanın yanında bulmuştuk kendimizi... Adı Mahmut idi. Kendisi Mamut diye söylüyordu. Yıllarca faytonculuk yapmış, birkaç gün içinde ameliyat olacağını söylemişti. Kendisine kan gerekiyormuş. Kan grubumun tutması nedeniyle kendisine seve seve kan vereceğimi söylediğimde gözlerinden iki damla yaş düşmüştü.

   Göz kapakları, Mamut’un o kara gözlerini kıskanırcasına kısık baktırıyordu. Hafifçe şişmiş ve morarmıştı göz kapakları Arabacı Mamut’un. Kendisini bize böyle tanıtmıştı; ama biz ona “Faytoncu” demeyi tercih etmiştik. Eşimle birlikte Anadolu topraklarının bu eski kurduyla tokalaşırken iri kemikli ellerinin bir mengene kadar kuvvetli olduğunu hissetmiştik. Gençliğini düşündüm onun gözlerine bakarken. Kim bilir, ne kadar kuvvetliydi bu ihtiyar delikanlı. Şimdi yatağa düşmüş ve ziyaretine gelen kimsesi yoktu. Yakınlarının bir telefon bile etmemeleri onu daha çok üzüyordu...

 

Başucunda teyp

   Arada bir “İhtiyar oldum” diyerek dertleniyordu. Başucunda duran eski teypten, “Hicran okun sinem deler, bir gün olur çağın geçer” şarkısını dinliyordu. Bu adam için kitaplar yazılabilirdi. Hatta “Han Duvarları” şiirini yazan F. Nafiz Çamlıbel’in hayal gücü ve ilhamını Arabacı Mamut ve onun gibilerden aldığını söylemek bile mümkündür.

... İhtiyaçlarını tespit etmiş, kâğıt mendil almıştık. İlacı bitmek üzereymiş, bir de serumunun değiştirilmesi gerekiyormuş. Eşim onun yanında otururken ben isteklerini karşılamaya çıkmıştım.

   “Aman Tanrım, bu ne büyük mutluluk! Bu hazzı bize tattırdığın için şükürler olsun sana! Umudunu yitirme sakın, yaşaman için destek olacağız sana Arabacı Mamut...” dualarıyla Mahmut’un isteklerini almış ve dönmüştüm.

 

 

 

 

Bu haftaki ziyaret

   1984 yılında İskenderun’daki birliğimde vatani görevlerini yapan erlerimle her ay biraraya geliyor ve eğlence, yarışma, şehit ailelerini ziyaret, hastane ziyaretleri ve kültür gezileri gibi çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Çekilen resimler bu vefalı insanların albümlerini dolduruyor.

   Bu hafta Adapazarı Üniversite Hastanesinde yatan ve hastalık derecesi ileri olan bir arkadaşımızı ziyaret ettik. 20 kişiyi karşısında görünce gözleri doldu. Ne büyük moraldi onun için. Hepimiz hislerimizi gülen bir çehreyle ve geçmiş olsun dileklerimizle yansıtmaya çalıştık. Kendisine bir kez daha acil şifalar diliyoruz. Hastaneye yatırılmasında büyük özen gösteren ve tedavi süresince ilgilenen sevgili Adnan’a teşekkürler.  

   Mezarlıklara gitmekle yaşadığımızın, hastaneleri ziyarete gitmekle sağlığımızın, hapishanedekileri dinlemekle özgürlüğümüzün farkına varabiliyoruz. Bireysel sorumluluklar aile ve çevre sorumlulukları ile gelişir, toplumsal sorumluluklarla bütünleşir ve daha bir anlam kazanır. İnsanı olgun yapan da bu özelliklerdir.

   Sizler de başlayın yeni Arabacı Mamutları aramaya, Mehmet Çavuşların hasta torunlarını bulmaya... Şarkılar onlarla anlam kazanıyor, dualar onlarla yüceleşiyor. Bu güzellikler insanı daha da hayata bağlıyor.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam