SON DAKİKA
reklam
reklam

Anlatamadık şunları halkımıza

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 30 Nisan 2019, Salı - 11:42   Okunma Sayısı:

 

Anlatamadık, önce halkımıza sonra Batılılara şunları: İtalyanların Libya’yı almasının yarattığı ruhi depresyonu, ardından gelen Balkan Savaşı yıllarını, zorunlu kaçışları (göç demek istemiyorum)…

Hezimetler peş peşe derken I. Dünya Harbi yıllarında Ermeni komitacıların Osmanlı hudutları içindeki Ermeni vatandaşlarımızı isyana teşvik etmesini ve cephede düşmana angaje olmuş Osmanlı ordusuna zarar vermesini…

Rusların Ermeni askerlerini güdümlemesiyle Kafkas cephesinde ve Şam’da gayrinizami harp taktikleri uygulamalarını, halktan önde gelen kişileri katlederek Osmanlı ordusunun üzerine attıklarını…

İletişim hatlarında kopukluklar yaratan ve belirli güzergâhları seçerek Rusların kontrolünde çalışan Ermeni unsurların silah kaçakçılığı yaptıklarını; yabancı misyonerlerin adeta kendi ülkelerinin çıkarlarına çalışıyormuşçasına Ermeni komitacılara destek verdiklerini…

 

Uyanamadık

Osmanlıcılık sevdasına tutulduk biz. Bu kara sevdanın etkisiyle yüksekten uçmaya ve “Burası Osmanlıdan koparıldı, şurası ilgi alanımızdı” demeye başladık. Gözümüz bir şeyi görmüyordu. Cumhuriyet değerleriyle oynamaya başladık. Siyasi partiler birbirlerini tahkir etmeye ve dolayısıyla Türkiye’yi küçük düşürmeye başladılar.

Ekranlarda her gün aynı siyasetçilerin simalarını, aynı yazarları, aynı akademisyenleri görmek zorunda kaldık… Dakikalarca konuştular, daha doğrusu üfürdüler. Biz Arap kardeşlerimizle (!) Suriye’ye kilitlendik. Esad’ı düşürürsek her şeyi halledeceğimizi zannettik. Meğer elin oğlu el altından Avrupa siyasetçilerini programlıyormuş.

Günü gelmişti. Ermeni soykırımını parlamentosunda görüşmeye hazırlanan Almanya, 2 Haziran günü kendi parlamentosunda oylama yaptı. Sonuç malûm… Türkiye’nin Ermenilere soykırım uyguladığını kabul etti. Merkel, oylamaya katılmamış, Sırbistan’a gitmişti. Orada yapılan soykırımı görmek istemiyordu.

 

Tepkiler

Tepkilerimiz her zaman olduğu gibi yüksek irtifalı oldu. “Almanya bunun bedelini ödeyecek, bu böyle kalmaz vb”. Bazıları bu davranışların “Alman gâvuruna uygun” olduğunu söylerken bazıları 100 yıl önceki bir olay hakkında tarihçilerin karar vermesi gerektiğini, parlamentoların karışmasının uygun olmadığını” söylemeye başlamıştı.

Büyükelçimizi geri çağırsak da Başbakanımız daha itidalli demeçler vermeye başladı. Biz benzer filmleri daha önce de İtalya ve Fransa sahnelerinde, değişik versiyonunu da Yunanistan sahnesinde izlemiştik. Alev alan saman çöpü olduğumuzu anladık.

 

Alman yetkililerden açıklamalar

Oylama sonrasında Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier, Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, karmaşık hatıraların ender bir şekilde bir kelime ile ifade edilebileceğini ifade ederek, “Bu konunun basit bir şekilde soykırım kelimesinin kullanılmasına indirgenmesi Ermenistan ile Türkiye arasındaki diyalogsuzluğu bitirmeye yardımcı olmaz” demişti.

Bu tartışmaların Holokost’u (Yahudi soykırımı) önemsizleştirebileceği konusunda da uyarıda bulunan Steinmeier, “Almanya’da kendi siyasi gündemi olanların ve ‘Holokost aslında 1933’ten önce başlamıştı’ ifadesini kullananların haklı çıkarılmamasına dikkat edilmesi gerektiğini” vurgulamıştı.

1915 olayları için “soykırım” kelimesini kullanmaktan kaçınan Steinmeier, Alman dış politikasının merkezinde Türkiye ile Ermenistan arasında uzlaşma sağlanması olduğunu kaydetmişti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel ise oylamaya katılmamış ve Bosna Hersek’e gitmiş ve
Merkel, Saraybosna’daki temasları kapsamında ayrıca, Bosna Hersek Başbakanı Denis Zvizdiç ile birlikte Srebrenitsa Anma Galerisi’ni ziyaret etmişti.

Srebrenitsa katliamını soykırım olarak nitelendirerek “Buraya Srebrenitsa soykırımını yıldönümü nedeniyle yeniden hatırladığımız günde geldim” diyen Merkel, “soykırımların sürekli hatırlanması gerektiğini fakat bunun geleceğe özgüvenle bakmanın önünde engel olmaması ve geleceği birlikte inşa etmek gerektiğini” de söylemiştir. Bu açıklamalar adım adım oylamadan “kabul” yönünde bir sonuç çıkacağına işaret sayılmalıydı.

Oylama sonrasında yaptığı açıklamada ise Merkel, “Türkiye ile ilişkilerimiz kapsamlı ve güçlü. Almanya ve Türkiye’yi birbirine bağlayan çok şey var” demiştir. Hayret, bağlarımız bu kadar güçlüyse kopukluk neden?

 

Artık testi kırıldı

Bu saatten sonra yapacak bir şey yok. Artık “reklam arası(!)”ndan çıkmalıyız. İşin arşivine, harp tarihine, hamasetine girmeye gerek yok. Alman parlamenterlerden bazılarının bile kendi aralarında görüş farklılığı yaşadıkları, oylamaya karşı olanlar bulunduğu gibi o zamanki Alman hükümetini suçladıkları da görülmüştü.

Türkiye, Ermenilerin küresel platformlarda kullanılmasını engellemelidir. Bir zamanlar Yunanistan üzerinden yapılan bu türdeki baskılar günümüzde temcit pilavı şeklinde Ermenistan üzerinden yapılmaktadır. Bu ülkelerin gerçek yüzlerini yeni öğreniyor değiliz.

Siz devleti yönetenler, bu kadar yüksek irtifalı konuştunuz. Hadi buyrun ne yapacaksanız? Dünyanın en zengin ülkesine ekonomik ambargo mu koyacaksınız? Yoksa Alman mallarını mı almayacaksınız? İncirlik’teki varlığını geri mi postalayacaksınız?

 

Neden savunmadayız?

Türkiye neden savunmaya geçmiştir? Devletlerarasında mütekabiliyet esası varsa Türkiye de gereksiz şekilde yangın yapacağına kendi parlamentosunda Yahudi soykırımını gündeme getirerek karar çıkartabilir. Çıkartabiliyor mu?  Biraz konuşmasak da, varsa eylem planımızı konuştursak? 24 Nisan geldi, çattı…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam