SON DAKİKA
reklam
reklam

Greta

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 1 Mayıs 2019, Çarşamba - 09:36   Okunma Sayısı:

Neil Jordan’ı çektiği filmlerden ve kaleminden ötürü çok takdir eder ve çok saygı duyarım. Vampirle Görüşme,Michael Collins,Zor Tercih, Plüton'da Kahvaltı gibi öyküler onu sinema dünyasında özel bir yere koymuştur. Ancak eleştirebileceğimiz çalışmaları da vardır. Daha önce de gerilim tarzına yakın işler çıkartan usta isimin  son çalışması olan Greta’sını duyunca çok heyecanlandık.  Ancak gerilimin hakkını verip de mantık hatalarıyla da tartışılacak bir iş ortaya çıkmış. 

Filmin konusunu kısaca özetlersek; New York'ta tek başına yaşayan Frances (Chloë Grace Moretz), metroda bir çanta bulur. Çantanın sahibi piyano öğretmeni olan Greta'dır.( Isabelle Huppert) Frances, çantayı sahibine ulaştırmak için Greta'nın kapısına kadar gider. Greta, çantasını getiren Frances'e teşekkür etmek adına onu kahve içmeye davet eder. Bu vasıtayla daha önceden birbirlerini tanımayan Frances ve Greta kısa sürede arkadaş olur. Ancak bir süre sonra, Frances hiçbir şeyin görüldüğü gibi olmadığını anlayınca işler bambaşka bir boyuta varacaktır.

Film anlatı dil ve sinematografisiyle bir gerilim filminden beklenecek tüm özelliklere sahip. Bu konuda seyirciyi germede hakkını da veriyor. En azından Fakat; Neil Jordan gibi bir ustaya yakışmayacak biçimde mantık hatalarıyla örülü olması, seyir zevkimizi azalttı. Örneğin; Greta gibi psikopat bir karakterin (karakteri canlandıran Isabelle Huppert’ın rolünün hakkını fazlasıyla verdiğini söylemek gerekiyor) neden bu kadar rahat hareket edebildiği, defalarca polise şikâyet edilmiş ve dikkatleri üzerine çeken bir karakterin bu cüreti nasıl bulabildiği bir soru işareti. 

Mantık hataları  sadece bununla da sınırlı değil; örneğin postacı karakterinin hikayedeki yeri sorunlu konulmuş. Yine; bazı karakterlerin filmdeki ağırlık düzeyi iyi çizilememiş. Örneğin; baba karakterinin filmdeki işlevini tam anlayamadık.

Tüm bu sorunları biraz da Jordan’ın çok uzun süren arasına bağlayabiliriz. Eğer böyle bir çalışmayı sinemada kendine yer edinmeye çalışan yeni bir isim yapmış olsaydı; açıkça söyleyelim senaryosu yüzünden ağır eleştirilere uğrardı. Bizi şaşırtan da Neil Jordan gibi deneyimli bir isimin senaryoda bulunuyor olmasıydı. Jordan’la beraber  öyküyü ortaya koyan başarılı senarist Ray Wright da bu mantık hatalarından  bir ölçüde sorumlu.

Tabi; Jordan’ın filmi son bölümde bir yerde toparlaması  bizlere de izlenebilir ve vakit geçirebileceğiniz bir öyküyü bizlere sunuyor. Greta tüm eksikliklerine karşın bu yıl içerisindeki gerilim türünün kayda değer bir örneği.

Kayseri deplasmanından dönen Aytemiz Alanyasporlu bazı futbolcuları taşıyan özel minibüsün devrilmesi sonucu ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Josef Sural’ın ölümü bizleri üzdü. Acının rengi olmaz. Ailesine, sevenlerine ve Alanyaspor camiasına başsağlığı, yaralı futbolculara acil şifalar dileriz.

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam