Değerli kardeşim ve Kariyer Hukuk Derneği Genel Başkan Yardımcısı Cankat Şir hukuk üzerine, özelikle de Starup Hukuku üzerine hazırladığı önemli çalışmaları gerek sosyal medya yoluyla; gerekse de internet yoluyla paylaşıyor. Çalışmalarından birsini de daha önceleri paylaştığımız Cankat kardeşimizin “Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve Vergisel Avantajları” başlıklı yakın tarihli bir yazısından bazı bölümlere yer vereceğiz. Bu konuyla ilgili olan okurlarımıza bir sayfa önereceğim. Şu sıralar Avrupa Hukuk Teknolojileri Derneği (ELTA) Türkiye temsilciliği görevini üslenen Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu ile bu alanda çalışan Okan Şencan’ın beraber kurdukları https://startuphukuku.com/ sitesinde ayrıntılı bilgiler mevcut. Her ikisine de böyle bir kapı açtıkları için çok minnettarım. Ayrıca; büyüyen Vircon Veri Koruma ve Startup Hukuku ekibine yeni çalışma arkadaşları arıyorlar. İlgilenmek isteyenler ayrıntılı bilgilerin olduğu ; https://startuphukuku.com/calisma-arkadaslari-ariyoruz/ sayfasına tıklamalılar. Öncelikle Şir’in yazısından1 girişim sermayesinin bir tanımını yapalım. Bu tanıma göre; girişim sermayesi demek; aynı zamanda fon fazlası olan şahıs veya kurumsal yatırımcıların, yatırım ihtiyacı içindeki şirketlere yatırım yaparak bu şirkette pay sahibi olması ve şirketin büyümesi ve değer kazanmasıyla bu payları satarak kar etmesi amacını taşıyan yatırım şekli demek. Dolayısıyla da girişim yatırımcısı dediğimiz kimseler yatırım ihtiyacı içindeki şirketlere yatırım yapıyor ve şirket değer kazandıktan sonra da satma kararı alıp bunu uyguluyorlar. İşte; Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı sistemi de genç, dinamik, hızlı büyüme ve yüksek karlılık potansiyeli olan ancak yatırım ve büyümenin gerçekleştirilmesi için gerekli olan finansal kaynakların temininde sıkıntı çeken küçük boyutlu işletmelerin projelerine yatırım yapma olanağı sunuyor. Yatırım fonlarını tanımlarsak, yatırım fonları da; Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri uyarınca tasarruf sahiplerinden fon katılma payı karşılığında toplanan para ya da diğer varlıklarla, tasarruf sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esaslarına göre Kurulca belirlenen varlık ve haklardan oluşan portföy veya portföyleri işletmek amacıyla portföy yönetim şirketleri tarafından fon iç tüzüğü ile kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan mal varlığı olarak adlandırılıyorlar. Fon fazlası olan şirketler ise bu yatırım fonlarına yaptıkları yatırımla hem sermaye ihtiyacı duyan şirketlerin gelişmesini sağlamakta hem de birtakım vergisel avantajları haiz olmakta. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıkları ne demek diye soracağınıza eminiz. GSYO olarak adlandırılan bu ortaklıklar; aynı zamanda kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak girişim sermayesi yatırımlarına yönelten ortaklıklardır. GSYO girişim sermayesi yatırımlarının gerçekleştirilmesinde kullanılan araçlardan biridir. Sonuçta girişim sermayesi yatırımı bir yatırım kararı olup, bunu kişiler veya herhangi bir şirket de yapabilir. Bir GSYO aynı zamanda bir kurumsal yatırımcı ve bir sermaye piyasası kurumudur. Bu sebeple GSYO’ların faaliyetlerinde sermaye piyasası mevzuatına uyum sağlaması gerekir. SPK’nın SerPK. III-52.4 Numaralı Tebliğ Md. 4’ünde3 ise Girişim Sermayesi Yatırım Fonları için şu tanıma yer verilmektedir; Fon, Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri uyarınca nitelikli yatırımcılardan katılma payı karşılığında toplanan para ya da iştirak paylarıyla, pay sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esaslarına göre, üçüncü fıkrada belirtilen varlık ve işlemlerden oluşan portföyü işletmek amacıyla Kuruldan faaliyet izni alan portföy yönetim şirketleri ve girişim sermayesi portföy yönetim şirketleri tarafından bir iç tüzük ile süreli olarak kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan mal varlığıdır. (Devamı yarın)