Yol yapımı veya kapatması
Bu memlekette bazı şeyleri anlamak mümkün değildir. Semt ara sokaklarına girersiniz, bir yere gelince kazı çalışmasına rastlar ve geriye dönmek durumunda kalırsınız. Ne var sanki, ara yolun girişine bir uyarıcı levha konulsa?
Karayolunda gidersiniz. Hata yaptığınız tespit edilir veya polis görürse cezayı yersiniz. Memlekette OHAL ilan edilmiş. Her türlü hava aracının kalkışı izne bağlanmış. İzinsiz uçan ve tanımlanamayan hava araçları için alınacak önlemler sıralanmış.
Bir bakıyorsunuz bir inşaat firmasına ait helikopter A noktasından izinsiz kalkıyor ve İstanbul üzerine gelebiliyor. Bunu tespit için iki adet F 16 uçağımız kalkıyor ve helikopterin peşinde İstanbul semalarına kadar geliyor. Firmanın mı desem pilotun mu desem sorumsuzluğunu hangi başlıklar altında açıklamak mümkün acaba?
Paranın verdiği şımarıklık,
Tecrübesizlik,
OHAL olduğunu unutmak... Hâlâ ne şekilde tecziye edildiler bilmiyoruz…
** ** **
Ekranlara çıkanların anlatımları
İnançlı bir insan doğruyu söylemek için himmet arpalığından uzaklaşmış olmayı mı bekler, FETÖ’cülere karşı yapılan operasyonlar nedeniyle korkudan yalan söylemeyi mi tercih eder?
Ne hikmetse ekranlarda konuşanların hepsi de 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında doğruyu görebilmiş, imana gelmiş kişiler. Çoğunun fikri yapısını hatta Atatürk karşıtı olduklarını biliyoruz.
Oysa doğruyu görebilmek için 15 Temmuz’u beklemeye, Atatürk sevgisine veya karşıtlığına gerek yoktu ki? Yasalara saygılı olmak, dinin gereklerini yaşamak ve halkını sevmek yeterliydi. İslamiyet’i yozlaştırmaya, Batının nazarında bizi iki paralık etmeye ve Türkiye’yi “üçüncü dünya ülkesi” konumuna düşürüp saygınlığına halel getirmeye ne gerek vardı?
Şimdi ekranlarda saatlerce konuşarak insanları nasıl suçladıklarını, ne tuzaklar kurduklarını anlatanlar artık ekranlarda pek gözükmüyor. Bir kısmı adaletin pençesine düştü. FETÖ’den ayrıldıkları tarihten sonra Balyoz ve Ergenekon davalarında tuzaklamalar hiç mi aklına gelmedi bu kişilerin? Neden bu davalar için “düzmecedir” demediler?
** ** **
Metro istasyonları
Özellikle büyük tatillere isabet eden dönemlerde İstanbul’a gelenler nedeniyle metrolar biraz sıkıntılı oluyor. Örneğin; yukarıya çıkan merdivenlerde yığılma veya sol tarafta bekleme olayları artıyor. O kadar uyarıcı yazı var, anonslar ediliyor; ama yine de sol tarafta bekleme oluyor.
Trenler durduğunda binilecek yerler belirtilmiş olmasına rağmen tam kapının karşısında durup inenlerden önce onları içeriye itercesine binenler oluyor. Sebep; bu şehirde yaşamayan, kuralları bilmeyen ve belki de kendi yaşadığı çevresinden hiç ayrılmamış olan kişilerin şehrin yaşam biçimini benimseyememiş olmasıdır.
Ben de birisine hatırlatma yapma ihtiyacını hissetmiştim. Çocuğunun elinden tutmuş olan bir hanım yürüyen merdivende sol tarafta duruyor, ilerleyenler oraya gelince durmak zorunda kalıyordu.
---Hanımefendi, sağ tarafta dursanız da geçsek?
---Ortadaki merdiven boş, oradan gitsenize!
---Hanımefendi, yaşlı insanlar, çocuklu hanımlar, tuvalete yetişecek hasta insanlar ve vapura yetişecek olanlar için sol taraf açık tutuluyor, diyerek yanından geçtim.
---Size ne? Daha söyleyecek bir şey var mı?
İngiliz’in dil bilgisi
Yıllarca Türkiye’de yaşamış olan bir İngiliz, İstanbul-Londra bileti almak için Taksim’deki havayolu seyahat acentasına gitmiş. Gününü ve saatini belirterek bilet olup olmadığını sormuş. Aldığı cevap ‘cık’ olunca; ‘Vay anasını! Türkçe’de daha bilmediğim ne kelimeler varmış? demiş…
Galiba benim de daha öğreneceklerim var…