Libya’da 17 Şubat 2011’deki devrimin ardından ülkede siyasi istikrarsızlık ve rakip gruplar arasında çatışmalar baş göstermiş, geçen yıl emekli General Halife Hafter’in başlattığı darbe girişimi ise Trablus’taki merkezi yönetim tarafından engellenmişti.
Geçici hükümete bağlı birimlerin yetkilisi, yaptığı açıklamada, emekli General Halife Hafter’in radikal gruplara karşı başlattığı askeri operasyon sırasında geçici hükümet güçleri ve militanlar arasında Bingazi’de çatışmalar yaşandığını söylemişti..
Ülkede son bir yıldan beri biri Tobruk’ta (Temsilciler Meclisi), diğeri Trablus’ta (Milli Genel Kongre) olmak üzere iki meclis ve birbirine rakip iki yönetim bulunuyor.
BM Genel Sekreteri istikrarsızlığa nasıl bakmıştı
Genel Sekreter kendisine yöneltilen bir soru karşısında, “Libya’ya yapılan dış askeri müdahalenin rejimin devrilmesini gerçekleştirebildiğini, ama BM’ce üstlenilmesi gereken devlet kurum ve yapılarının oluşturulmasına el atmasının sakıncalar doğurduğunu” ifade etmişti.
Libya’da kamu kurumlarının hizmet vermediğini, Libya’nın ordu ve polisinin olmadığını belirten Genel Sekreter, dağınık bir yapıdan söz etmiş ve “çeşitli silahlı grupların kendi ideolojik görüşlerine göre hareket etmesinin ya da kendi aşiret veya bölgesinin çıkarlarını gözetmesinin büyük tehlike yarattığı” diyerek açıklamalarını sürdürmüştü.
Siyasi süreci olumsuz şekilde etkileyen faktörün, ülkedeki “İslamcılar” ve “karşıtları” arasında yapılan mücadele olduğuna dikkat çeken Genel Sekreter, ülkede istikrarın sağlanmasının zorlaştığını da belirtmişti.
Yeni bir askeri müdahale olasılığı var mı?
Muammer Kaddafi’nin devrildiği 2011 yılından bu yana istikrara kavuşamayan Libya’da güvenlik sağlanamıyor, aşiretler arası savaş ve yerel çatışmalar devam ediyor. İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan “insan kaçakçılarını durdurma amacıyla İtalya’nın AB ve BM’den, Libya’ya askeri müdahalede bulunulmasını talep edeceği” iddiası İtalyan Başbakanı Renzi’ye sorulmuş. Renzi, “Şu an Libya'ya uluslararası bir askeri müdahalede bulunmak aşırı risklidir. Bir stratejimiz olmadan, bir duygu dalgalanmasıyla oraya binlerce adamı gönderemeyiz. Şu an için bir kara harekâtını ihtimal dışı bırakıyorum.” diye yanıt vermişti.
AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker de zirvede hayal kırıklığı yaşadıklarını söylemişti. Juncker, Libya’da on binlerce kişinin evinden olduğunu, çatışmalar nedeniyle on binlerce kişinin de evlerini terk etmeye zorlandığını bildirmişti. Kızılay yetkilileri ise Trablus’ta yaptıkları bir açıklamada, son bir yıl içinde yaşadığı yerlerden kaçmak zorunda kalanların sayısının yarım milyonu aştığını belirtmişlerdi.
Dış dünyanın bakışı
Malta Başbakanı Muscat, Avrupa sahillerine ulaşan göçmen kitlelerine Libya’daki mevcut durumun neden olduğunu belirtmişti. Biz de belki “köleliğin yerini hiç de amatör olmayan insan tacirlerinin aldığını” söyleyen Muscat, insan ticaretinden 1 ila 5 milyon euro arasında kazanç sağlandığını tahmin ettiklerini de öne sürmüştü.
Basında çıkan haberlerde ise “bir milyon civarında insanın Avrupa’ya geçmek için beklediği” açıklamaları yer alıyordu. Bir konuda teşhis süreci ne kadar uzar ve tedbir almakta ne kadar gecikilirse tedavinin olumlu sonuç vermeyeceği bilinen bir şeydir.
El Kaide operasyonlarından tutun da PKK mücadelesine kadar küresel ve bölgesel müdahalelerin süresi uzadıkça iş cıvıklaşacaktır.
İtalyan Başbakanı
Birleşmiş Milletler (BM) 70’inci Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’nin New York kentinde bulunan Renzi, Fransa’nın Suriye’de terör örgütü IŞİD’e karşı hava operasyonlarına katılmasına ilişkin sorulara, 2011’de hava harekâtları düzenlenen ardından bir türlü istikrara kavuşmayan Libya’yı hatırlatmıştır.
İtalya Başbakanı, “Kaddafi'yi kovmak iyi bir fikir miydi, emin değilim. O, tabii ki çok tehlikeli bir diktatördü ancak dış politikada akılsızca yaklaşımlara dikkat etmek gerekir” diyerek uyarıda bulunmuştu.
Libya ve Suriye’den göçenler
Mülteci akını başladığında Türkiye’den Yunanistan’a geçen birkaç Pakistan veya Afganistanlıdan ibaret geçişler olduğu zannedilmişti. Avrupa keyfini bozmamış, buzdağının görünmeyen tarafını dikkate almamıştı.
Bugün gelinen nokta çok vahimdir. Geniş kapsamlı tedbirler uygulamaya konulmuş olsa bile mülteci geçişleri halen devam etmektedir. Batı, denizde yaşanan ölümlü facialara seyirci kalmakta, o çaresiz insanlar bile bile ölüme itilmektedir.
Türkiye’ye karşı tavır almak isteyenler için bulunmaz fırsat! Hem göçmenler için vaat ettiğin parayı vermeyeceksin, hem de Türkiye’yi tenkit edeceksin…