AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, İran’ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini kısmen durdurma kararına karşı ortak açıklama yapmışlardır.
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarifi, kısa bir süre önce ABD’nin aldığı yaptırım kararlarına karşılık ülkesinin nükleer anlaşmadaki taahhütlerini kısmen durdurma kararı aldığını açıklamıştı.
Zarifi, ''Anlaşmanın taahhütlerini durdurma kararımız, ABD’nin 4 Mayıs’ta aldığı yeni yaptırım kararlarıyla ilgilidir. Bu yaptırımlarla söz konusu maddelerin gerçekleşmesi mümkün değil. Amerikalıların İran nükleer anlaşmasına yapıcı yaklaşmadığı ve bu yaklaşımının da devam edeceği açık" ifadesini kullanmıştı.
Açıklamanın ardından ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın demir, çelik, bakır ve alüminyum sektörlerine yaptırım getiren başkanlık kararına imza atmıştı
Anlaşma taahhütlerinin uygulanması
Nükleer anlaşmadaki taahhütlerini kısmen durdurmaya yönelik Tahran hükümetinin beyanını endişeyle karşıladıklarını belirten AB, İngiltere, Almanya ve Fransa liderleri, İran’a çağrı yaparak anlaşmadaki sorumluluklarını yerine getirmesini istemişlerdir.
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın korunması ve anlaşmanın tam olarak uygulanması konusunda tarafların kararlılığını devam ettirdikleri vurgulanan ortak kararda, “Her türlü ültimatomu reddediyoruz ve İran’ın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini nükleer anlaşma ve çerçevesinde değerlendireceğiz” ifadesine yer vermişlerdir.
İran’a yönelik yaptırım kararı uygulayan ABD’nin tavrını üzüntüyle karşıladıklarını belirtilen liderler, İran’la yasal yollardan ticaret yapmaya devam edeceklerini de belirtmişlerdir.
İsrail’den istihbarat desteği
Amerikan medyasındaki bazı haberlerde, İsrail istihbaratının, bölgedeki ABD askerlerine karşı İran’ın saldırı hazırlıklarını izleyip tespit ettiklerini ABD’ye ulaştırdığı bilgisi verilmektedir. Washington’un bu bilgilere itibar ettiği ve söz konusu kararı yazılmaktadır.
İsrail istihbaratının, iki hafta kadar önce Beyaz Saray’da bir toplantıda İran’ın muhtemel bir iki planını Amerikan yönetimine aktardığı iddia edilmiştir. Bu planlara göre İran’ın, Irak, Suriye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde mevcut Amerikan hedeflerine saldırabileceği bilgisi verilmekte ve dolaylı olarak adı geçen ülkeleri de taciz etmeye ve kışkırtmaya yer vermektedir.
ABD ne yapabilir?
*İran’a karşı güç gösterisini kademe kademe gösterecek, ilk etapta bir veya iki uçak gemisini bölgeye gönderecektir. (Nitekim CENTCOM Sözcüsü Albay Bill Urban, CENTCOM’un, son zamanlarda İran ve İran destekli güçlerin bölgedeki ABD askerlerine yönelik saldırı hazırlığında olduğuna dair açık emareler görmesi üzerine kuvvet talebinde bulunduğunu belirtmişti.)
*Başkan Trump, İran’a karşı yeni yaptırım kararlarına imza atacaktır,
*Çevre ülkeleri İran’a karşı dikkatli olmaya uyaracak, birlikte hareket yapmaya teşvik edecek,
*İsrail’den istihbarî bilgi almaya devam edecek,
İran ne yapabilir?
*ABD’ye karşı demeç üretir. “Yaptırım bağımlısı, İran savaş gemilerini muhtemel saldırılara karşı konumlandırmıştır, vb” şeklinde…
*Tehdit büyürse Rusya ve Türkiye’ye daha fazla sokulacak, PEJAK ve PKK unsurlarına karşı Türkiye ile müşterek operasyon düzenleme kararları alacak
*İsrail’e karşı kullandığı sert dili yumuşatacak,
*ABD’nin her türlü ültimatomunu reddeden İngiltere, Fransa ve Almanya’ya karşı daha dostane tavırlar sergileyecek,
Sonuçta ne olur?
İran gibi bir ülke tehdidin sınırları arttıkça NATO’nun bir üyesi olan Türkiye’ye daha fazla sokulacak, ABD’ye karşı Türkiye’ye el altından birtakım imkânlar sağlamaya devam edecektir. Her türden ültimatoma karşı olduğunu belirten AB’nin sözlerini rahatlatıcı bulacak; ama tehdidin dozu arttıkça geri adım atacaktır. Bunu hep gördük.