SON DAKİKA
reklam
reklam

İsrail ne bekliyor, İsrail’i ne bekliyor?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Mayıs 2019, Cuma - 10:25   Okunma Sayısı:

 

Dünyadaki doğal gaz rezervinin 1/3’ü, petrol rezervinin ise 2/3’ü Orta Doğu’dadır. Mısır, Cezayir, Libya ve Tunus petrol rezervleri de eklendiğinde bu oran daha da yukarılara çıkmaktadır. İsrail, çevresindeki bu zenginliklerden nasiplenemediğini görmekte, ekonomik yaşamını sadece kendi halkının ihtiyaçlarını karşılamakla sürdürmekteydi.

Evet, küçük bir alanda kurulmuş, soğuk savaş yıllarının coğrafyasında sıkışıp kalmış küçük bir ülkeydi. Zenginliklerden payı alabilmek için atılım yapması gerekiyordu… Arap ülkeleriyle çevrelenmiş olmasına rağmen Orta Doğu’yu denize bağlayan geniş düzlük ve limanlara sahip olduğu avantajının farkına vardı.

 

Hedeflere adım adım

Bu avantajı hayata geçirmek geldi aklına… Önüne hedefler koydu. Bu hedeflerden ilki özellikle lobicilik yaptığı ABD gibi güçlü bir ülkeyi yanına çekmek olmalıydı. Amerikan siyasetinde söz sahibi olmaya başladı.

Hedeflerden ikincisi Arap olmayan NATO ülkesi Türkiye ile ilişkileri geliştirmekti. İlişkiler gerçekten gelişti. Her iki ülke özellikle savunma ve askeri işbirliği alanlarında büyük merhaleler katetti. İsrail, Orta Doğu’nun bazı Arap ülkeleriyle de ilişkilerini geliştirmeye başladı.

Sırada diğer Arap ülkelerini korkutarak kendi tarafına çekmek vardı. Irak’ta Saddam yönetimi çöktükten sonra daha önceden temellerini attığı Mezopotamya Vahası’nda bir Kürt devleti kurulması fikrini geliştirdi. İki Kürt lider Müslüman Irak topraklarında siyasi faaliyetlerini yürütürken birisi cumhurbaşkanlığı, diğeri Kürt Bölgesel Yönetim Başkanlığı yaptı. Kürt-Şii ittifakı Barzani başkanlığında gelişirken Kürt-Arap ittifakı Talabani başkanlığında yürütülüyordu. Bu durum her türlü çatışmaya ve kargaşaya müsaitti, istismar edilebilirdi. İsrail böylece üçüncü hedefe ulaşma yolunu da bulmuş oldu.

İran nükleer çalışmalarını arttırmıştı. İsrail, İran’ı en büyük tehdit olarak görmeye ve tüm Orta Doğu ülkeleri göstermeye başladı. Arap ülkelerine korku saldı ve onların da İran’ı tehdit olarak algılamalarını sağladı. Hedeflerine adım adım ulaşan İsrail, İran’ı tehdit olarak göstermeyi de başardı.

 

Filistin meselesi

İsrail’in başında bir de Filistin meselesi vardı. Bu karmaşık bir olguyla yıllarca mücadele etmiş ve tek başına çözmeye çalışmıştı. Batı’dan destek bulamıyor, Türkiye ile karşı karşıya geliyordu. Türkiye tavrını değiştirmeyince PKK terörünü desteklemeye ve Türkiye’nin Filistin meselesinden uzaklaşmasını sağlamaya başladı. Türkiye’yi hem meşgul etmeyi hem de zarara sokmayı düşündü. İsrailli yöneticiler, ABD ile birlikte stratejik ortaklık kavramını yarattılar ve Kudüs’ün başkent olarak ilanını ABD’ye onaylattırmak suretiyle bir emellerine daha kavuştular.

Çevresindeki ülkelerin petrol denen servetin içinde yüzmelerine rağmen İsrail’in bu zenginlikten yoksun olması ve önceden Saddam gibi bir diktatörle günümüzün İran yöneticilerinin tehditkâr davranışlarına maruz kalması İsrail’in ister istemez gözlerini komşularının topraklarına çevirmesine neden olmaktadır. Ayrıca Irak’ın kuzeyinde az da olsa Musevi toplulukların bulunması bu devlet için bir ilgi alanı oluşturmaktadır.

 

Hedeflerini gerçekleştirmek isteyen İsrail

İsrail, kaliteli ve giderek süratle artan nüfusunu besleyecek kaynak ve topraklara el atmak isteyecektir. Bu maksatla;

 

  • Hedefinin önüne geçebileceğine veya hedeflerine zarar verebileceğine inandığı

ülkelerin aleyhinde faaliyette bulunmak,

  • Kendi nükleer gücünü arttırmak,  İran’ın nükleer güce kavuşmasını engellemek,
  • Dünyanın güçlü lobileriyle işbirliği yapmak emellerini gerçekleştirmek isteyecektir.

 

Komşuları da İsrail’in bu niyetlerini sezdikleri için hep tedirgin yaşamaktadırlar. Kaygı ve şüphelerle yaşanan bu topraklara barışın gelmesi ve huzura kavuşulması mümkün olmamaktadır. İsrail’i bekleyen yegâne önemli konu ise, bugünkü insan hakları ihlâllerinin bir gün hesabını vermek zorunda kalacağıdır.

Doğu Avrupa ve Balkanlarda başlayan bölünme ve parçalanmalar, bütün hızıyla devam ediyor. Meşru iktidarlar, emperyalizme hizmet etmediği takdirde devriliyor, dış müdahaleler hız kesmiyor. Sırada Suriye, Venezuela, Kuzey Kore, Libya, İran, Pakistan ve Türkiye vardır. Suudi Arabistan eliyle Yemen’de bir facia yaşanmaktadır.

 

Büyük İskender Diyojen’i birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinde bir şeyler ararken görmüş ve ne yaptığını sormuş. Diyojen,

    ---Babanızın kemiklerini arıyorum; ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam