Hasta adam (!), 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile yatağa düşmüştür. Vârisleri, mirası paylaşmak, daha doğrusu ganimet elde etmek için başına üşüşürler. Dayatma ile dikte ettirilen bu mütarekenin maddeleri arasında Osmanlı ordusunun terhis edilmesi, silahlarının toplanarak İstanbul’a gönderilmesi ve Kilikya gibi sınırları net olarak belli olmayan yerlerde meydana gelebilecek olaylara karşı İngilizlere müdahale yetkisi tanıması gibi amir hükümler vardır. Hele 7’nci maddesi “gerek görülen stratejik noktalara el koyma” yetkisi ile devletler hukukunu adeta hiçe sayacak niteliktedir. İzmir’in işgali hemen başlar, Çanakkale ve İstanbul Boğaz Komutanlıklarının faaliyeti durdurulur. Ağlayarak vatan hizmetine gönderdikleri oğullarını, zamanından önce terhis edilmiş gören anaların yüreği yanmış, vatan savunmasız kalmıştır. 1918 Kasım ayının ikinci haftasında İtilaf Donanması’nın 63 parça gemisi İstanbul’a girer. Padişah, saltanatının derdinde, çıkarcı çevreler yabancı istilâ güçlerinin himayesi peşinde, fanatik Rum ve Ermeni çeteleri ise işgal kuvvetlerini davet eden bir tutum içindedirler. Neden Mustafa Kemal? Mustafa Kemal, Harp Okulu’na girdiği 1899 yılından itibaren ülkenin sorunlarıyla ilgilenmeye başlamış, Şam’da bulunan Orduya gönderilince Dürzî isyanında görev almıştır. Arkadaşları ile Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurup fikirlerini etrafına yaymaya başlar. 1907’de merkezi Manastır’da olan Üçüncü Ordu Karargâhına atanmıştır. 1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanını görmüş, 1909 Ayaklanması’nın bastırılmasında görev almıştır. 1911 Osmanlı – İtalyan Harbi başlayınca bir grup subayla Afrika’daki son vatan topraklarını savunmaya gider ve kendisini Çöl Harekâtı’nın içinde bulur. 1912 Balkan Harbi, onun için bir sürpriz olmadığı gibi acı sonuçlarını içi burkularak yaşamıştır. 1913’te Sofya Ataşemiliterliğine başladıktan sonra Balkan Türklerini, Bulgar ve Sırpları daha yakından tanıyabilmiştir. 1914’te başlayan Birinci Dünya Harbi’nin Çanakkale Cephesi, gösterdiği kahramanlıklar ve elde ettiği başarılardan dolayı Mustafa Kemal’in ön plana çıkmasına ve tüm dünyada tanınmasına neden olmuştur. Mütareke sonrası Mondros Mütarekesi sonunda ülkesinin yaşadığı derin acıları kalbinde hissederek her fırsatta düşüncelerini belirtmiştir. İşte Mustafa Kemal, Osmanlı Devleti’nin en buhranlı döneminde önemli siyasi ve askeri olayları bizzat yaşamış bir kişidir. Her olaya öngörülü yaklaşımı, idarecileri yönlendirmesi, ülkemizde ve çevremizde meydana gelen olayları doğru değerlendirmesi ve dürüstlüğü ile herkesin güvenini kazanmış tecrübeli bir komutandır. Fransa’da yapılan askeri manevraları görmesi ve yaptığı tenkitler, kendisini onlara kabul ettirmesine; Vahdettin ile yaptığı üç haftalık Almanya gezisi ise Osmanlı Devleti hakkında yabancıların düşüncelerini öğrenmesine neden olmuştur. Neden Samsun? 18 Kasım 1918 tarihinde Osmanlı Mebusan Meclisi’nin yaptığı toplantıda Trabzon Mebusu Hafız Mehmet Bey haykırıyordu: “...Harbiye Nazırı nerelerin tamamen işgal edildiğini bilmiyor...”2 Adana ve Mersin civarında Fransızlar Ermenileri kullanmakta, Samsun ve civarındaki fanatik Pontus Rumları, çeteler oluşturarak halkı soymakta ve işkence etmekteydiler. Bu bölgedeki ilk tepki, Makineli Tüfek Bölüğü’nden Teğmen Hamdi ve 17 erin 17-18 Mart 1919 gecesi dağa çıkmasıyla gösterilmiştir. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Samsun ve civarındaki asayişsizliğin nedenlerini Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya sormuş, son olay üzerine de İngiltere Hükümeti, 21 Nisan 1919’da Osmanlı hükümetine nota vermiştir.3 Kazım Karabekir Paşa ise Anadolu’ya geçmesi için Mustafa Kemal’e çağrıda bulunmuştur.4Padişah Vahdettin, Doğu Karadeniz’de meydana gelen olayları tetkik ve toplanan silahları Samsun’dan İstanbul’a sevk ettirmek için Mustafa Kemal ile Yıldız Sarayı’nda ve düşman donanmasının görülebildiği bir salonda görüşür. Bu görüşmeden sonra Mustafa Kemal’i 9’uncu Ordu Müfettişliğine tayin eder. Beraberinde 18 arkadaşı olduğu halde Bandırma vapuru ile 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan hareket eden Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkar. İstanbul hükümetiyle ilk ters düşme Yurdun birçok yerinde “Redd-i İlhak” cemiyetleri kurulur ve mitingler yapılırken düşman donanması ve uçakları İstanbul’u kontrol altında tutar. Batı Anadolu’da işgalin boyutları genişlemektedir. İşgale karşı düşüncelerini her fırsatta söyleyen Mustafa Kemal, Diyarbakır ve çevresinde toplanıp deniz yoluyla İstanbul’a gönderilmek üzere Samsun’a getirilen silahları sevk etmez. Böylece İstanbul Hükümeti ile ters düşer. Milli Mücadele’nin başlangıcı kabul ettiğimiz 19 Mayıs 1919 tarihi, H. Edip Adıvar’ın ateşli mitinglerine, kucağında çocuğuyla kağnı peşinde yürüyen nice Anadolu kadınının destan yazmasına, Mehmetlerin bayraklaşmasına, Türk ulusunun kendi devletine ve egemenliğine kavuşmasına zemin oluşturması bakımından önemlidir. Atatürk, 19 Mayıs’ın kendi doğum günü olabileceğini de söylemiştir.6 Cumhuriyet’in 10’uncu yıldönümü nedeniyle hazırladığı ve son şeklini vermediği nutkunda halkın üzüntüsüne ve heyecanına yol açacağı kendisine duyurulunca yazısından çıkardığı “Beni hatırlayınız”7 sözü malumdur. Bu söze sadık kalarak Büyük Atatürk’e, kahraman silah arkadaşlarına ve tüm şehitlerimize rahmetler diliyor, şükranlarımızı ifade ediyoruz. Sevgili gençlerimizin bayramını kutluyorum.