SON DAKİKA
reklam
reklam

19 Mayıs Zafere Giden Yolun Başlangıcı (I)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 23 Mayıs 2019, Perşembe - 10:22   Okunma Sayısı:

1.Dünya Savaşı Osmanlı’nın aleyhine sonuçlanmış, Mondoros Mütakeresi imzalanmış ve Osmanlı parçalanmıştı. İşte tam da bu dönemde Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a geldiği zaman işgal kuvvetleri donanması da bir rastlantı sonucu Haydar Paşa açıklarından İstanbul'a girmekteydi. İşte bu görünüm Mustafa Kemal Paşa'yı son derece üzmüş ve etkilemiştir. "Geldikleri gibi giderler" sözcüğünü de o zaman söylemiştir. İstanbul'da yakın arkadaşları olan Ali Fuat Paşa (Cebesoy) İsmet bey (İnönü), Rauf Bey ve diğer yakın arkadaşları ile Şişli'deki evlerinde yurdun kurtuluşu için toplantılar yapılmakta çareler aranmakta idi. Bir taraftan da işgal kuvvetleri komutanlığı "Sadaret'e", (başbakanlığa) müracaatla Samsun dolaylarında asayişin bozulduğundan Rum köylerinin sürekli olarak Türkler tarafından hücuma uğradığı ve yerel yönetimce asayişin sağlanamadığından şikayet edilmekte. Trabzon ve Polathane yerleşimi "Hırisantos" tutsaklık altındaki Rumların delegesi olarak, barış konferansında muhtara vermişti, aksi halde işgal kuvvetleri tarafından duruma el konulacağı tehditleri yapılmaktaydı. Çanakkale savaşının da özellikle Gelibolu yarımadasındaki savaşları ile ün yapmış olan genç General Mustafa Kemal Paşa, başta ordu olmak üzere halk tarafından da çok sevilmekte ve saygı görmekteydi. Sadrazam Damat Ferit Paşa dönemin İç İşleri Bakanı olan, Mehmet Ali Bey'i Başbakanlığa çağırarak Samsun ve yöresinde asayişi sağlayacak askeri komutan için "ne düşündünüz" diye sorduğunda Mehmet Ali Bey, mevcut komutanlar arasında özel yeteneklere sahip olan tek kişinin eski "Yıldırım Orduları" komutanı Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal Paşa'nın olduğu önerisinde bulunmuştu. Zaten yakın çevresindeki askerlerle ve pek çok isim de bu görevi Mustafa Kemal Paşa'nın yürütebileceğini savunuyorlardı. Tüm bunlar Mustafa Kemal Paşa'nın güvenilir bir isim olduğunu ortaya koyuyordu. Bir başka grup ise Mustafa Kemal Paşa'nın görevlendirilmesine karşıydı. 1 Mayıs 1919’de dönemin sadrazamı Damat Ferit Paşa ,Dış İşleri köşkünde Mustafa Kemal Paşa'ya bir çay ziyafeti verdi. Toplantıda Anadolu'daki asayiş durumu bahis konusu edilmişti. 12 Mayıs 1919 tarihinde de Mustafa Kemal Paşa 9. ordu müfettişliğine atandı. Atama bütün kolordulara bildirildi. Anadolu'ya geçme hazırlıkları ile meşgul olan Mustafa Kemal Paşa tekrar Damat Ferit Paşa'nın konağında yemeğe davet edilmiştir, yemekte Erkan-ı Harbiye Reisi (Genel Kurmay Başkanı) Cevat Paşa'da (Çobanlı) bulunmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa Samsun ve çevresindeki karışıklığı yerinde incelemeler yaparak önleyeceğini söylüyordu. Cevat Paşa ayrıca Samsun ve Sivas'ta asayişi bozan çeteler hakkında rapor istedi. Bu arada; Mustafa Kemal Paşa, Padişah Vahdettin tarafından da kabul edildi. Padişah Mustafa Kemal Paşa'dan İngilizlerin şikayetçi oldukları problemleri çözmesini istedi ve "Fahri Yaverlik" verdi. Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'ya aynen şöyle söyledi: " Paşa paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir(Elindeki kitabı gösterir). Bunları unutun, dedi, asıl şimdi ya­pacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa devleti kurtarabilirsin." Mustafa Kemal Paşa'nın da yanıtı şu olur: " Merak buyurmayın efendimiz, nokta-i nazar-ı şahanenizi anladım. İrade-i seniyeniz olursa hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım." Değerli okurlarım; Karadeniz bölgesindeki Pontus çeteleri ile yerel kuva-yı milliyecilerin çatışmalarını incelemek ve durdurmak amacıyla Mustafa Kemal 3 Ordu Müfettişi ünvanıyla ve Padişah Vahdettin’in onayladığı bir kararname ile yetkilendirildi ve Samsun’a gönderildi. Mustafa Kemal Paşa görevi gereği gitmiştir. Padişah ve devleti kontrol eden İngiltere az önce belirtiğimiz üzere Mustafa Kemal’i işini yapan iyi bir diplomat olarak görüyorlardı. Nitekim dönemin tanıkları da anılarında Mustafa Kemal’in güvenilir bir isim olduğunu da vurgulamışlardır. Mili mücadeleyi örgütlemeyi isteyen ve bu süreçte milli mücadeleyi örgütleyen bir isim olduğu ortaya çıkan Mustafa Kemal Paşa hain olarak ilan edildi. Zaten bütün bunlar yaşanırken de Mustafa Kemal Paşa görevinden istifa etmiştir. Mustafa Kemal Paşa Erzurum Kongresini(23 Temmuz 1919) ve daha sonra Sivas Kongresini (4 Eylül 1919) toplar ve burada önemli kararlar alınır. Tam da bu süreçte ; İstanbul Hükümeti de , bütün Anadolu’ya Mustafa Kemal’i isyankar ve asi olarak ilan ediyordu. En sonunda Mustafa Kemal askerlikten istifa ettiği halde O’nun bütün rütbelerinin elinden alınmasına İstanbul hükümeti karar verdi ve bu kararı da Padişah Vahdettin onayladı. Sonuçta; Mustafa Kemal Paşa'nın Padişah Vahdettin tarafından gönderilme konusu uzun süreler boyunca tartışma konusu edildi. Bundan tam bir asır önce, bu koşul ve şartlar altında yola çıkan İstanbul’dan Samsun’a giden Bandırma Vapuru aynı zamanda bir tarihin dönüm noktasıydı. 41 yaşında olan Bandırma Vapuru, sürekli olarak Marmara Denizi kıyılarında çalışmış, Karadeniz'e pek çıkmamıştı, Karadeniz' in hırçın dalgalarına dayanma gücü ve direnci az olan bir gemiydi ve ancak Marmara'da çalışabiliyordu. Geminin kaptanı olarak görevlendirilen İsmail Hakkı Kaptan iyi bir birikim sahibi ve Karadeniz'i çok iyi tanıyan bir kaptandı. 21 yıllık kaptanlık sürecinde 5 yıl bir fiil Karadeniz'de çalışmış, Hindistan ve Uzak Doğuya kadar gitmiş bir kaptandı. Bu görevi Mustafa Kemal Paşa’nın Şişli’deki evinde öğrenen İsmail Hakkı Kaptan Bandırma Vapuru ’nu kısa bir hazırlık sürecinden sonra çalıştırabileceğini ifade etmişti.

(Devamı yarın)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam