Türkiye, Rusya Federasyonu’ndan S-400 füzesi aldı, ama o günden beri de sular durulmadı. Konu hakkında fikir yürütmeden bu füzelerin Patriotlarla bir karşılaştırmasını yapalım isterseniz:
Menzil: S-400: 250 km, Patriot: 160 km
Radar kapsama alanı: S-400: 600 km, Patriot: 150 km
Kuruluş süresi: S-400: 5 dakika, Patriot: 30 dakika
Sistem tehdide karşı tepki süresi: S-400: 10 saniye, Patriot: 15 saniye
Hedefin vurulması için füzenin havadaki hızı: S-400: <4800 m/s, Patriot: >2200 m/s
Füzelerde ana fikir
Kısa menzilli balistik füze: (Short-range ballistic missile SRBM) Menzil aralığı 150 ile yaklaşık 1000 km olan sistemlerdir.
Orta menzilli balistik füze: (Medium-range ballistic missile (MRBM) Menzil aralığı yaklaşık 1000 ile 3000 km olan sistemlerdir.
Balistik füze savunma sistemlerinin büyük çoğunluğu SRBM’ye karşı etkili olacak şekilde üretilmiştir ve daha kısa menzilli BSRBM karşısında aciz kalmaktadırlar.
S-400 füze savunma sistemi, ‘S’ serisi sistemlerinin devamı. Tüm hava ve uzay araçlarını imha etmek için geliştirilen ve NATO’nun ‘SA-21 Growler olarak tanımladığı S-400, Rus yapımı orta ve uzun menzilli füze savunma sistemidir. Almaz-Antey şirketi tarafından üretilmiştir.
Patriotlar Raytheon şirketi tarafından üretilen, ABD ve genellikle NATO çatısı altındaki ülkeler tarafından kullanılan, genel amacı stratejik bölgeleri korumakla birlikte kara, deniz ve hava üslerini düşman saldırılarından korumak amacıyla geliştirilmiştir.
Ne zaman envantere girdi?
Rus yapımı S-400’ler S serisinin devamı ve Patriotlar kadar eski değildir. Daha yeni teknolojiye sahip olan S-400 Rus ordusunun envanterine 2007 yılında girdi. Patriot füze savunma sistemi ise 1982 yılında Amerikan ordusuna teslim edilmiştir. Bu sistemler Körfez Savaşı’nda ve ABD’nin Irak işgalinde kullanılmıştır.
Günümüzde Patriotları 15 ülke yani ABD, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Güney Kore, Suudi Arabistan, İspanya, Yunanistan, Mısır, Japonya, Ürdün, Tayvan, Hollanda, İsrail ve Bahreyn kullanmaktadır. NATO kapsamında üye ülkelere de yerleştirilebilen bu sistemler 2015’te Türkiye’den çekilmişti.
S-400’ü şu an sadece Rusya kullanıyor. Çin’e sevkiyat aşamasında olan S-400’ler için Türkiye ön ödeme yaparken, Suudi Arabistan’ın geçtiğimiz aylarda bir anlaşma imzaladığı açıklanmıştı. Hindistan’ın da S-400’ler için Rusya ile görüştüğü bilinmektedir.
S-300 Suriye’ye nasıl konuşlandırıldı?
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Suriye’ye S-300 uçaksavar füze sistemlerini konuşlandırmakla yeni hava savunma düzeyini yükseltti. Dolayısıyla kara birliklerinin yığınaklanması, intikali ve muharebe düzenine geçmelerine kadar her durumu değiştirdiği bir gerçektir.
Rusya’nın Suriye’ye gerçekleştirdiği S-300 sevkiyatı, ABD’de panik havası yaratmıştı. Amerikan yönetimi, Rus hava savunma sistemlerini almak isteyen ülkelere yönelik yaptırım tehditlerini üst üste sıralamaya başlamıştı. S serisi füzeler Akdeniz, Kafkasya ve Orta Doğu bölgelerinde yaygınlaşmıştır.
Nihayet Türkiye de hava savunma sistemindeki zafiyeti gidermek düşüncesiyle S-400 almış; ama başı dertten kurtulmamıştır. Nedenleri arasında şunlar sayılabilir:
- Türkiye bir NATO ülkesidir. NATO planları dahilinde Batı silah sistemleriyle
donatılmıştır. Karşı bir ülkenin silah sistemlerini kullanamaz.
- Alınacak S-400’ler Batı hava savunma sistemleriyle uyuşturulamaz. Batı sistemlerinin
kod ve şifreleri karşı ülkenin eline geçeceği kaygısı vardır.
Türkiye ne yapmalıydı?
Bir NATO ülkesi olan Türkiye, NATO’da kaldığı sürece NATO gereklerine uymalıdır. Eğer İttifak, Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamıyor veya karşılayamıyorsa Türkiye bunu NATO’nun her platformunda dile getirmeli ve yine olmuyorsa NATO’dan çıkış planını ortaya koymalıydı. Bu 10-15 yıl veya daha fazla bir süre olabilirdi.
Bu çizgi belki de izlenmiştir. Devleti yöneten akıl, meşveretle çalışır. Bizim bilmediğimiz aha da detay vardır mutlaka. AB, bizi yıllarca kapı önünde bekletirken bir tavır da NATO’dan gelmiştir.
NATO Genel Sekreterinin NATO’nun her ülkesinin istediği yerden silah alabileceği yönündeki açıklamaları pek samimi olmadığı gibi Türkiye’ye destek niteliğinde olduğu da şüphe götürür. İşte bizi dışlamanın bir başka şekli de budur. AB’nin pek uzun ömürlü olamayacağı gün gibi aşikâr… Dolayısıyla NATO’nun da bir ömrü vardır.Türkiye bunu iyi tayin etmeli ve alacağı yeri net bir şekilde belirlemelidir.