Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’de doğalgaz sondaj çalışmaları yapmasına tepki gösteren Türkiye’ye Yunanistan Savunma Bakanı, “Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Uluslararası Deniz Hukuku’ndan kaynaklanan haklarını koruyabilecek güçteyiz” karşılığını vermişti. Hatta Yunan Savunma Bakanı, İsrail ile bir dizi askeri anlaşmalar imzalanacağı yönünde açıklamalar da yapmıştı.
Bu konuyla hiç ilgisi yokken aynı Bakan, kendi karasularını 12 mile çıkarma isteğini de dile getirmiş, Akdeniz’deki gelişmeleri kararlılıkla izledikleri yönünde Parlamento komisyonunda konuşmalar yapmıştı.
Türkiye S-400 füzelerini almaya niyet ettiği andan itibaren Yunanistan hoşnutsuzluğunu dile getirmeye başlamıştır. Bu hoşnutsuzluğu tehdit boyutuna kadar çekmiştir. Türkiye’nin oluşturduğu bu tehdidi bahane ederek AB’den yardım paraları istemiştir.
Kendisinin ‘mağdur’ konumuna düştüğü imajını yaymaya başlamıştır. AB’nin Türkiye’ye “Rum kesimini tehdit etmemesi” yönünde uyarıda bulunmuş olması da KRY ve Yunanistan’a cesaret vermektedir.
Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada
Geçtiğimiz 15 yılda bölgemizde cereyan eden ve hava muharebelerinin ağırlıklı olduğu olaylar şunlardır:
--2003 Irak’ın işgali
--2006 Lübnan (Hizbullah)-İsrail Savaşı
--2008 Rusya-Gürcistan çatışması
--2011 Suriye iç savaşı
--2014 Rusya’nın Kırım’ı işgali
-- Azerbaycan-Ermenistan arasında zaman zaman meydana gelen sınır çatışmaları
Sorular
Türkiye’nin, Milli Savunma Sanayii’ni giderek artan şekilde geliştirmesi batı komşusu olan Yunanistan’ı rahatsız etmektedir. Peki, Yunanistan Fransa’dan FREMM Sınıfı fırkateyn almayı kendi bütçesine dahil ettiği zaman Türkiye ona bu fırkateynleri kime karşı ve ne maksatla kullanmak istediğini sordu mu?
Türkiye, üretiminin bir bölümünü ortak şekilde ürettiği F-35 savaş uçaklarını alırken Yunanistan F-16’larını “Viper Modernizasyonu”a tabi tutarak hava gücünü neden arttırmak ister?
Bağımlılıklar
Türk savaş jetlerinin taşıdığı 250 km. menzilli hassas vuruş kabiliyeti olan SOM-J füzelerinin yerli olarak üretilmesi de Ege’deki olası deniz-hava muharebesi bakımından önemli bir üründür. Yunan hava kuvvetlerinin füze imkân kabiliyeti olsa bile yerli imkânlardan ziyade dışarıya bağlıdır.
Türk Kara Kuvvetleri, Yunan Kara Kuvvetleri’ne karşı nicelik ve nitelik yönünden ezici bir üstünlüğe sahiptir. Özellikle BSRBM (Çok kısa menzilli balistik füze) sistemleriyle ve milli imkânlarla geliştirdiğimiz ÇNRA (Çok namlulu roketatar/topçu roketi) sistemleri, kara unsurlarına yakın ateş desteği sağlamaktadır.
Hal böyleyken Yunan hava gücü, kara unsurlarına istenilen yer ve zamanda yakın hava desteği sağlayabilir mi? Uçakların havada kalma süresi, Türkiye’nin derinliklerine yönelme kabiliyeti, havada kalma süresi gibi teknik faktörler dikkate alındığında ciddi kısıtlamalar gerektirmektedir.
İki ülkenin deniz gücü
AB’nin hırçın çocuğu, bizim de huysuz komşumuz Yunanistan, kendi yarattığı senaryolarla Türkiye’den bir tehdit geleceğine inanmış görünmektedir. Karadaki zafiyeti Almanya’dan aldığı Leopard tanklarıyla dengelemeye çalışmış; ama Türkiye’nin İsrail’den aldığı M-60 tanklarını modernize edip envanterine katmasıyla bu çabası da suya düşmüştür.
Hava ve kara gücüyle pek de bir şey yapamayacağına kanaat getiren Yunanistan şimdi de deniz gücüne önem vermeye başlamıştır.
Deniz Kuvvetlerimizde MİLGEM projesi gereği korvet ve fırkateynler üretilmektedir. TF-2000 adıyla üretilen gemimiz, Yunanistan üzerinde baskıyı arttıracak en önemli muharip deniz unsurlarından biri olacaktır.
Gemiye monte edilen hava savunma sistemi, alçak irtifadan gelen seyir füzesi veya gemisavar füzesi gibi ateş gücünden koruma amacıyla geliştirilmiştir. Yunan basını, içine düştüğü panik havasında haklıdır. Her iki ülkenin güçlerini bu şekilde tüketmek yerine iktisadi ve ticari alanlarda işbirliğine gitmeleri bölgemiz için, her iki ülke insanı için daha hayırlı olacaktır.