Geride bıraktığımız hafta içinde Maltepe Üniversitesinden yakinen tanıdığımız Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Doc.Dr Mehmet Özen hocam amansız hastalığa yenik düştü. Aslında son ana kadar mücadele etti demek daha doğru olacaktır. Öğrencileriyle kurduğu bağıyla, işine tutkuyla sarılmasıyla, Maltepe Üniversitesi Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar için Uygulama ve Araştırma Merkezi(SOYAÇ) ile yapılan güzel çalışmalarıyla, sanata ve sanatçıya verdiği değerle saygıyla anacağız. Hocamız bedenen bu dünyadan ayrılsa da; eserleriyle yaşamaya devam edecek.
Mehmet Özen hocamla 2018’de “Biz Kaybolduk” temasıyla farklı alanlardan gelen eğitimci ve sanatçı akademisyenleri bir araya getiren “Akademisyenler Sergisi-2” için bir röportaj yapmıştık ve Mehmet hocamız röportajımızda şu cümlelerle sergiyi özetlemişti.
“İkincisini düzenlediğimiz Akademisyenler Sergisi, 23 sanatçıdan oluşmakta. Bu serginin konseptini belirlerken, özellikle de sanatçılarımız ‘‘Biz Kaybolduk’’ teması üzerinden odaklandılar ve en etkili işlerini sergilediler. Tıp Fakültesinden çok yoğun bir katılımız oldu. Aslında üniversite olarak büyük bir kampüse sahibiz. Bu yüzden de bütün akademisyenlere duyurduk, ancak en çok katılımı da Tıp Fakültesi sağladı. Bundan dolayı çok memnunuz. Bir sonraki sergide de daha başka faküllerimizin de yoğun ilgilerini bekliyoruz . Bu sergi; her sene boyunca belirlenmiş bir konsept adı altında akademisyenleri bir araya getirmiş durumda. Bununla geleceğe sözleri olacak, duygu ve düşüncelerini ifade edecek olan akademisyen ve sanatçıların ifadeleriyle yoğrulmuş eserlerini görme imkanımız olacak ve her sene de büyüyerek, artarak gelişecek. Seneye üçüncüsünü de yapacağız. ‘
‘Biz Kaybolduk’’ teması, son dönemdeki insanların içindeki buhranı çok iyi anlatıyor. Özellikle de bu konu üzerinde durmalarını istedim sanatçılardan ve akademisyenlerden. Bilim üreten ve sanat üreten bu insanlar olarak, ifadelerimizi bir sergi çerçevesinde görmek ve buna şahit olmak ihtiyacı duyuyoruz. Güzel bir seçki olduğuna inanıyorum.
Sergimizde “Ben” değil, “Biz “ kelimesini kullandık. Çünkü, “Ben “ kelimesi de bireyin kendini kaybetmesi, kaybolması anlamları taşır ve bunu bireyler de sık sık yaşayabilirler. Fakat, bizlerin kaybolması sık sık görülebilecek şeyler değil, çünkü bir topluluğun kaybolma durumu da çok sık görülebilir bir şey değildir. Bugünkü dünyamızda, kaybolma meselesi önemli bir sorun. Öncelikle, teknolojik gelişmeler karşında kendini kaybeden, kendini aciz görenleri ,kaybolanlar var. Daha sonra da ekonomik krizler, mülteci sorunları ve kayıplar, ülkelerin kaybolmasına, milletlerin kaybolmasına, göçlerin oluşmasına neden olmakta.
Özetle ‘‘Biz Kaybolduk’’ konsepti üreten insanların da yaşanan bu kaotik gelişmeler karşısında ürettiklerinin içinde kendilerini bulamamaları hali, bilim ve sanat üreten her insanın içinde yaşadığı durumu çok iyi yansıtabilmekte.
Bu endüstriyel gelişmeler karşında aynı zamanda insanlığın da bir sorunuyla karşı karşıyayız , bunun yan etkilerinin insanların üzerinde de izlerini görmemiz mümkün, Çünkü ; göze takılan ya da algıları bozan o kadar çok teknolojik unsurlar var ki, bunu üretirken düşünmüyoruz. Çünkü, insanda bir zafiyet yaratıyor, insanda bir kaybolma halini yaratıyor; kendisini bulması, ortak bir akla hizmet ediyor olması gibi zafiyetleri içinde barındırıyor. Tabi toplumların da tıpkı insanlar gibi belirli hedefleri, vizyonları, hayallerinin olması lazım. Eğer, bir hayaliniz yoksa, başka birilerinin de hayali durumuna girebilirsiniz. Dolayısıyla da bir hedefimizin, vizyonumuzun olması gerekiyor. Bunun içinde; ortak bir akla ,iradeye ve ifadeye ihtiyacımız var. Bunun insanların çabalaması ve çalışması gerekiyor. Yitirdiğimiz anda ise kaybolma halini yaşamamız mümkün.
Bugün bakıyorsunuz, büyük şirketlerde düne kadar alışkın olduğunuz şey, işçilerin devamlı yer değiştiriyor olması iken, patronlar da şirketlerini değiştirebiliyorlar, şirketler el değiştirilirken, işçi sabit kalıyor ve neye hizmet ettiğini bilemiyoruz. Böyle de ;kime de hizmet ettiğimizi bilemediğimiz bir kaybolma halini yaşıyoruz. Çünkü; her dakika patronumuz da değişmekte. Dolaysıyla da bir dünya sorunu haline gelebiliyor. “
Mehmet hocamı üç kez gazetemiz Tünaydın’da, bir kere de eski gazetem olan Marmara Çağdaş’ta haber ve röportaj olarak yer verdim. Müziğin resmini yapan Mehmet hocamızı çok ama çok özleyeceğiz. Mekanı cennet olsun.