Temel Kaptan bir gün gemide gidiyormuş. O gün hava sisli, rüzgârlı ve soğukmuş. Temel,
---Pusulayı getirin bana, demiş. Tayfa pusulayı aramış bulamamış. Temel’e
---Pusula yok neyi getirelim? demişler.
---O zaman kelime-i şehadet getirin.
* * *
Lazların atölyesinde bir iş kazası olmuş ve bir Laz’ın parmağı kopmuş. Lazlar hemen ilk yardım yaparak kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetiştirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler. Parmağı alan cerrah,
---Güzel, parmağa bir şey olmamış. Hasta nerde?
---Ne hastası? Onu da mı getirmemiz gerekiyordu?
* * *
Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadın girmiş. Tartılmak isteyen bayan tartının üzerine çıkıp parayı atmış. Kilosu fazla gelince, manto ve ceketini çıkarmış ve para atıp tekrar tartılmış.
Yine sıkılmış eteğini çıkarınca, Temel atılmış ve parayı atmış, “Devam edin bundan sonrası müesseseden.”
* * *
Hâkim Temel’e sorar:
---Bu adamı merdivenden iterek sen mi düşürdün? Temel yanıtlar:
---Sadece bir basamak ittim, diğerlerinden kendisi düştü.
* * *
Pilot Temel telsize var gücüyle bağırıyordu:
---Ula, sağ motor bozuldu. Düşeyrum, düşeyrum. Meydey düşeyrum. Kule düşeyrum. Kule hemen cevapladı:
---Mesaj anlaşıldı. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin. Temel gayet ciddi,
---Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk.
* * *
Temel bir gün yolda yürürken bir kız görmüş ve kıza âşık olmuş gitmiş kızın yanına;
---Sizi çok beğendim, sizinle çıkabilir miyim? Kız gülümsemiş.
---Olmaz çünkü ben lezbiyenim, demiş. Temel gülmüş ve lezbiyenin ne olduğunu sormuş.
---Yani kadınlardan hoşlanırım. Bunun üzerine Temel:
---Uyy, ben de lazbiyenum o zaman. Ben de kadınlardan hoşlaniyrum.
* * *
Bir Hitit Prensinin Veba Yakarışı
…
…
Eğer bir adam açsa doyurmak
Eğer bir adam çıplaksa giydirmek
Yaralıysa merhem sarmak
Kralların görevleriydi
Oysa onlar
Boyuna saray entrikalarıyla uğraştılar
Birbirlerinin karınlarını deştiler
Kan içtiler.
Hani hâkimler haklıyı haksız çıkarmayacaklardı,
Yakınlarını kayırmayacaklardı?
Hani tapınaklar tanrıların evleriydi?
Rahipler önce huzurunuzda ağlaştılar
Sadakatlerine dair ant içtiler
Sonra da kurbanlık öküzleri
Kendi işlerine koştular.
Doymadı aç gözleri
Kurbanlık atları yok pahasına sattılar
Suçları öğrenilince de
Dağa kaçtı, kurt yedi, hırsızlar çaldı diye
Yalanlar attılar (Cenan ile Mecnun, Osman Tuğlu, s: 114)