SON DAKİKA
reklam
reklam

İstanbul'un Fethi (1)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 9 Haziran 2019, Pazar - 00:23   Okunma Sayısı:

Bundan 566 yıl önce bir cağ açılıp, bir cağ kapandı. Tarihler 29 Mayıs 1453’ü gösteriyordu. Bizans İmparatorluğu 1000 seneyi de geçmiş , İstanbul surları içinde yaşıyor, şehir Hristiyanlığın Roma’dan sonra ikinci derecede önemli merkezi sayılıyordu. Kalın ve aşılmaz surlar içinde Bizans, artık iyice zayıflamış, insanlar dini ve ahlâki bir karanlığın içine düşmüşlerdi. Herkes birbirinin aleyhinde konuşuyor; rüşvet, zina, kumar ve içki gibi kötü alışkanlıklar gündelik yaşamın birer parçası duruma gelmişti.

İstanbul’un fethedilmesi tarih boyunca bir çok toplumun, özellikle de Müslümanların en çok istediği bir konuydu. Bazı Hristiyan toplumlar, Doğu ve Batı Roma’yı birleştirmek istemişlerdi ve İstanbul ‘u bu yüzden özellikle istiyorlardı. Müslüman dünyası peygamberimiz Hz Muhammed’in “İstanbul elbette fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” müjdesine kavuşmak istiyordu. Bu amaçla yola çıkan Muhammed'i Mekke'den Medine'ye göç ettiği zaman evinde ilk misafir eden sahabe olan Eyüp Sultan 90 yaşlarında (674) katıldığı ikinci İstanbul kuşatması sırasında şehit olmuştu. Vasiyeti üzerine İstanbul surlarının dibine gömüldüğü söylenen Eyüp Sultan’ın mezarını Fetih'den sonra Akşemsettin manevi keşif yoluyla mezarını bulacaktı.

Bu olayı yapabilmek için nice hükümdar uğraştı. Ama tarihler 1450’leri gösterdiğinde Sultan Mehmet düşündeki fethi harekete geçirmek için yola çıktı. Zira; çocukluğundan beri, geceleri rüyalarına, gündüzleri hayallerine giren zafer İstanbul’un fethiydi. Tam iki sene boyunca hazırlandı Sultan Mehmet ve 1453 yılının Şubat ayı başında başkent Edirne’den yola çıktı. Toplar hususi bir şekilde çekiliyor, ordu büyük bir düzen içinde ilerliyordu. İki ay içerisinde İstanbul önüne gelindi, padişah otağını kurdu. Askerler yerlerini aldılar. Toplar ağızlarını yıkılmaz sanılan Bizans surlarına doğru çevirdiler.

Büyük bir korku içinde başlarına geleceği bekleyen Bizanslılar bir gece gemilerin karadan yürütülerek Haliç’e indirildiğini görünce Osmanlı Sultanı’nın dehâ ve kudretini anlayarak titremeye başladılar. Kuşatma 52 gün sürdü. Askerler olağanüstü kahramanlıklar göstererek tarihin altın sayfalarına adlarını yazdırdılar Bursa’nın Karacabey kazası Ulubat Köyü’nden Hasan 29 Mayıs’ta duvara merdivenle tırmanmış; ok, taş ve mızrak yağmuru altında tepeye ulaşmış, bayrağı surlara dikip küçük bir kalkan ve eğri yatağanıyla beraber tepeye 12 arkadaşı daha tırmanana kadar da bayrağını korumuştur. Askerler Ulubatlı Hasan’ın naaşında tam 27 ok tespit ettiler. İşte 29 Mayıs 1453’e bu koşullarla girdik.

(Devamı yarın)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam