Yıkılan surlardan Türk askerleri içeri girdi. Şehir kısa bir sürede fetholundu. Bizans İmparatoru Konstantin Palaiologos iki yeniçeri tarafından öldürüldü. Şunun da bilinmesi gerekiyor; son Bizans İmparatoru Konstantin Palaiologos canını kurtarıp başka bir ülkeye kral/imparator olmak gibi pek çok seçeneği ret etti. Hatta fetihten 8 gün önce Sultan Mehmet, İmparator’a bir elçi göndererek şehrin teslimi karşılığında İmparator ve ailesinin şehirden mallarıyla beraber çıkmasına izin vereceğini, kendisini Peleponez Kralı olarak tanıyacağını, şehirde kalan herkesin canını bağışlayıp yağmaya izin verilmeyeceğini iletir. Altı-yedi katı büyüklüğünde bir orduyla şehir kuşatmış bir sultanın bir imparatora gösterdiği bu son merhameti imparator reddeder. Tarihçilerin aktardıklarına göre kuşatma esnasında surların düştüğü ve şehrin bazı mahallelerinin Türkler’in eline geçtiğini öğrendiğinde ise göğsündeki kartal sembolünü sökmüş, imparatorluk armalarını ve mor pelerinini çıkartmıştır.
Genç Osmanlı Sultanı Fatih muhteşem bir törenle Topkapı’dan şehre girdi. Ayasofya Kilisesi’ne kadar atınının üzerinde ilerledi. Kiliseyi camiye çevirerek Cuma namazı kıldırdı. Artık şehrin üzerindeki çan sesleri susmuş, ezan sesleri dalga dalga yayılmaya başlamıştı. Osmanlı ülkesi bayram ediyor, bütün bir Hristiyan âlemi keder içinde ağlıyordu.
En önemlisi de; Orta Çağ kapanmış Yeni Çağ başlamıştı. Fatih Sultan Mehmet çocukluğunda öğrendiği Yunancayı anadili gibi konuşur. Amasya Sancağı’nı ihya etmiştir. Fatih olduğunda da kendisine Bizans’tan miras kalan Antik Yunanca eserleri -müstehcen olanlar dahil- özenle korumuştur. Bizans imparatorunun cenazesine her tür saygıyı gösterecek kadar çağının ötesinde bir liderdir. Suret çizmenin yasak olduğu bir anlayışta kendi portresini yaptıran bir Rönesans anlayışını temsil edecek kadar ileri görüşlüdür. İleri görüşlü Fatih Sultan Mehmet’in en önemli düşü tüm dünyaya hükmedecek olan bir Osmanlı Devletiydi. Bu düşünü gerçekleştirmesinde İstanbul’un Fethi önemli bir role sahipti. Böylece hem peygamber efendimizin müjdesini yerine getirdi; hem de Osmanlı Devletinin yükselme devrini başlattı. Yine fetihten hemen sonra da Georgios Skolarios’u yeni patrik olarak atayarak Doğu Kilisesi’ni ve hemen hemen tüm Ortodoks Hıristiyanları’nı himaye altına aldı.
İstanbul'u Traklar, İranlılar, Latinler, Avarlar, Araplar ve Türkler tarih boyunca 28 kez muhasara altına almış ve 29’uncu bu son kuşatmada başaran Fatih Sultan Mehmet olmuştur. Fatih Sultan Mehmet’i ve aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor ve İstanbul’un Fethinin 566.Yılını en içten dileklerimizle kutluyoruz.