SON DAKİKA
reklam
reklam

Gelibolu rüşdiyesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Haziran 2019, Pazartesi - 10:31   Okunma Sayısı:

Yazıcızâde Muhammed Efendi hakkında kısa bilgi

Babası Selâhaddin Efendi orduda kâtip olduğu için “Yazıcızâde” lakabıyla anılan Muhammed Efendi, Malkara/Kadıköy’de dünyaya gelmiştir. Babası orduda kâtip ve âlim bir zat olduğu için çocuklarının yetişmesine itina göstermiş, dini bilgilerin yanında fen  bilimlerini de tahsil ettirmiştir.

İran ve Maveraünnehir’e giderek Haydar Hafi ve Zeynel Arab gibi âlimlerden ders alan Muhammed Efendi, Arapça ve Farsçasını ilerletmiş, tefsir ve hadis ilminde eserler vermiştir.

Hacı Bayram Veli’ye intisap ederek manevi yönden de ilmini geliştirmiş ve evliyaullahtan olmuştur. Yazıcızâde Muhammed, II. Murad’ın Konya zaferini müjdelemek üzere Mısır’a gönderildi. 

Daha sonra Gelibolu’ya yerleşen ve orada meşhur eseri “Muhammediye”sini yazan Muhammed Efendi, 1449 tamamladığı eserini devrin padişahı II. Murad’a takdim etmiş ve 1451 yılında Gelibolu’da vefat etmiştir...

Osmanlı Devletinde eğitimin bozulmaya başlaması

Osmanlı Devleti’nde eğitimin bozulma başlaması 16’ncı yüzyıla kadar geri gitmekle birlikte fark edilerek açıkça dile getirilişi 17’nci yüzyılın ortalarında Koçi Bey tarafından yapılmıştır. Koçi Bey, eğitim kurumları olan medreselerdeki bozulmanın sebepleri ve bu bozulmanın memlekette yol açtığı zararları ayrıntılı bir şekilde açıklamış olmasına rağmen bozuklukları düzeltme adına bir şey yapılmamıştır.

Eğitimdeki bu kötü gidişe yönelik genel düzeltme hareketini başlatmaya II. Mahmud Devri’nde başlanılmış ve sivil kesime yönelik ilk modern okulların açılması gerçekleştirilmiştir. Tanzimat Devri’nde geliştirilip ülke çapında yaygınlaştırılmaya başlanan rüşdiyeler devrin sonunda artık modern görünümle ülkede yerlerini almışlardı. Ancak Tanzimatçıların bu okulların halk nezdinde kabullenilmesi hususunda genel bir güveni sağlayamamaları, öğretmen kadrosunun eksikliği ve mali sorunlar yüzünde istenilen gelişme sağlanamamıştır

Rüşdiyelerin kuruluş amacı

Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye’de kaleme alınan tezkere Meclis-i Umur-ı Nafia’da aynen kabul edilmiş ve Meclis-i Vâlâ tarafından Padişah’a arz edilmiştir. Arzda İstanbul’da ve taşrada kaç mektebin açılarak öğrenci alınması, fakir ve kimsesiz olan öğrencilere uygun oranda haftalık harçlık verilmesi hususu da belirtilmiştir.

Bu arz mazbatası ve müzekkireler üzerine Hatt-ı Hümayun çıkarılmıştır. Hatta bu okulların açılması dini bir görev sayılmış ve Mekâtib-i Rüşdiye Nazırlığına İmamzâde Esad Efendi tayin edilmiştir.4

Mekâtib-i Rüşdiye Nazırlığı'na tayin edilen Esad Efendi, İstanbul ve taşrada açılması layihada öngörülen bu mekteplerin ilkinin açılması için hemen harekete geçmiş ve bu ilk mektebin nizâmnamesini hazırlamıştır. Nizamname, Padişah'ın iradesi ile 27 Zilkade 1254 (11 Şubat 1839) tarihinde yayınlanmıştır. Nizamnamede belirtildiğine göre açılacak bu ilk rüşdiyeye Padişah II. Mahmud’un emriyle Mekteb-i Maarif-i Adliye adı verilmiştir.6

Vilayetlerde rüşdiye mekteplerinin açılması için ilk karar 1853 yılında alınmıştır. Meclis-i Maarif-i Umumiye’nin kararı üzerine 2 Haziran 1853 (24 Ramazan 1269) tarihinde Padişah'ın iradesi ile 25 vilayette peyderpey rüşdiyelerin açılması kararlaştırılmıştır.

13 Şubat 1858 (28 Receb 1274) tarihinde Edirne, Filibe, Sofya, Selanik, Drama, Gelibolu, Berat ve Prezrin’de bulunan mekteplerden şimdilik birinin düzenlenerek rüşdiye açılıp eğitim öğretime başlanması kararlaştırılmış ve rüşdiye okullarının eğitim öğretim suresi dört yıl olarak belirlenmiştir. Okutulacak dersler aşağıdaki gibi belirlenmiştir:

Din Dersi, Osmanlıca Dil Bilgisi, İmla ve yazı, Yeni Usûl üzerine Arapça ve Farsça, Defter tutmak, Hesap ilmi (matematik), Hatt dersi, Geometrinin Başlangıcı (Mebâdi-i hendese), Umumi Tarih ve Osmanlı tarihi, Coğrafya, Jimnastik, okulun bulunduğu yerde kullanılan mahalli dil…

Üç yüz yıl sonrasıyla

Osmanlı arşiv belgelerinde Gelibolu’da medfun (defnedilmiş olan) Yazıcızâde Mehmed Efendi’ye ait Muhammediye adlı kitabın cüluslarda (tahta çıkış) gönderilmesi istenmiştir. Ölümünden yaklaşık üç asır sonra Muhammediye kitabının musannifi (yazanı) Yazıcızâde Mehmed Efendi adına vakıf kurulmuş. Bu vakıfta Ayşe Hatun isimli bir hanım görev yapıyormuş. Ayşe Hatun’a Keşan mukataasından vazife tahsis edilmesi emrinin yenilenmesi buyrulmuş.

Gelibolu’da Yazıcızade Mehmed Efendi Kitapları Vakfı mutasarrıfı vefat ettiğinden iki oğluna müştereken tasarruf etmeleri için Vakıf tevcih edilmiş. Bu da gösteriyor ki 1844 yılında Gelibolu’da daha rüşdiyeler kurulmamış, kitap temini vakıf üzerinden yapılmıştır. Bazı kaynaklar, Gelibolu rüşdiyesinin Rumi 1302 (1886)’de açıldığını belirtse de Osmanlı arşiv kayıtlarında Gelibolu Mekteb-i Rüşdiyesinin talep ettiği kitap ve risalelerle fiyatlarının gönderilmiş olduğu ibaresinden 1872 yılında burada bir rüşdiyenin var olduğundan söz etmek mümkündür.

Sonraki yılda Gelibolu Mekteb-i Rüşdiyesinde öğretimden kaldırılmış kitap ve risalelerden başka Lütfiye-i Vehbi, Kafiye ve Zübdet-ül Lügat’ın isteyenlere satılarak parasının gönderilmesi ve Şurut-us Salat ile Eyyüh-el Veled’in öğrencilere okutulmasının ve diğer kitapların da mekteplerde kullanılmasının istenmiş olması bu iddiayı güçlendirmektedir. 

Mektebin olduğu yerde zararlı faaliyetler

Gelibolu, ticari potansiyele sahip olduğundan bazı yabancı devletlerin konsolosluklarına ev sahipliği yapmaktadır. Yunan İsyanı’ndan sonra ayaklanmalara karşı hassas olan Osmanlı devlet yöneticileri, Osmanlı aleyhinde faaliyetlere ve ticari ittifaklara karşı hep müteyakkız davranmıştır. Özellikle yabancı bayraklı gemi personelinin Gelibolu’ya her çeşit neşriyatı getirmesini kontrol altına almak istemiş, muzır saydığı neşriyata karşı sansür ve toplatma tedbirlerini uygulamıştır.

Taşraya gönderilen kitap ve risalelere ait ilmühaberlerin mahalli muhasebeci veya mal memuru tarafından mühürlenerek Maarif'e gönderilmesi gerektiğini Gelibolu Mutasarrıflığına bildirmiştir. Gelibolu sancağında satılmak üzere götürülen Protestan kitaplar muzır neşriyat arasında görülmemiş ve neşredilmesine müsaade edilmiş ise de Gelibolu Rüsumat İdaresinden geçirilirken muzır olduğu anlaşılan Rumca kitaplara el konulmuş ve üç adedinin Maarif Nezaretine gönderildiği bildirilmiş.

Kitap satmak ve dilenmek amacıyla Gelibolu’ya gelmiş olan ve maiyetindeki çocuklara sokak aralarında Ermeni iğtişaşatıyla (karışıklıklar) ilgili muzır (zararlı) destan söyleten şahısların yakalanması ve memleketlerine iade edilmesi istenmiş. Umumi af ilan edildiği bir zamanda zihinleri karıştıracak böyle şeylere meydan verilmemesi konusunda mahalli amirlere tenkit yazısı yazılmış.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam