Mert, Mehmet, Dorukhan,Kaan,Zeki, Cağlar, İrfan Can, Merih, Can, Cengiz, Ozan, Hakan, Deniz, Abdulkadir, Umut, Güven,....
Bu saydığımız isimlerin çoğu birçok maçta beraber oynadılar. Milli formayı başarıyla temsil ettiler. Temeli üç seneyi bulan yeni jenerasyonun A Milli Takıma kazandırılması çalışması meyvelerini veriyor. Fatih Terim,Lucescu ve Şenol Güneş hocalar son üç sene zarfında bu gençlere güvendiler, onlar da bu güveni boşa çıkarmadılar. Fransa galibiyeti son yıllarda üst düzey takımlara karşı pek başarılı bir oyun çıkaramayan Türkiye için talihin döndüğü bir maç olarak kayıtlara geçti. Birçoklarımız başarılı gençlerin resitalini görünce” Neredeydiniz?” sorusunu yöneltti. Hâlbuki genç kuşak formundaydı. Bu formdaki isimlere; bu sezonu formda tamamlayan Burak Yılmaz,Hasan Ali Kaldırım, Emre Belözoğlu, Mert Günok gibi isimler de eklenince yıllar sonra taraftarı, milleti heyecanlandıran bir A Milli Takım izledik. Ozan Kabak ve Emre Akbaba gibi isimlerin sakatlıklarından ötürü olmayışı ise, keşke onlar da olsalardı dedirtti.
A Milli Takım maç boyunca birbiriyle uyumlu ve azimliydi. Bütün alanlarda baskın oynandı. Rakibimiz, Fransa ise bizi fazlasıyla hafife alan ve nasıl olsa yeneriz kafasıyla sahaya çıkan bir anlayışa sahipti. Bu düşüncenin bedelini fazlasıyla ödediler. Diğer dikkat çeken bir başka durum da; A Milli Takımın kilit isimlerinin çoğunun Avrupa liglerinde yer almasıydı. A Milli Takımı uzun süre boyunca Avrupa’da forma giyen oyuncular sırtlayacaklar. Trabzonspor ve Başakşehirspor harici üç büyüklerdeki yerlilerin çoğu orta karar oyuncular ve 11’e girmekte zorlanıyor. Yabancı serbestliği bu noktada etkin bir rekabeti açıyor, önümüzdeki sezonlarda şampiyon Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ta bu etkin rekabette üstün olan ve kendini geliştiren isimleri hem kendi takımlarında, hem de A Milli Takımda daha çok süre alacaklar. Yabancı serbestliği kendi futbolcularımızın gelişimi açısından avantaj sağlıyor. Maliyetleri eleştiri konusu da olsa, yerli futbolculara gelişme ve aynı zamanda kendine değer verme açısından yabancı serbestliğinin bir faydası var. Sanırız; Spor Toto Süper Lig’de yabancı futbolcuların durumları bir süreliğine tartışma konusu olmaktan çıktı.
Bu maç; İzlanda başta olmak üzere kalan maçlarda bir rehavet unsuru olarak karşımıza çıkmamalı. Evet; üstün ve başarılı oynadık, fakat henüz her şey bitmiş değil. Kalan maçlarda alınacak puanlar Türkiye’yi Euro 2020’de temsil etme şansını doğuracaktır.
Öte yandan; İzlanda maçı öncesi A Milli Takıma havaalanında yapılan muamele hiç ama hiç hoş değildi. Mesela bir güvenlik skandalıyla karşılaştık. Yine Emre Belözoğlu'na bulaşık fırçası uzatılması gibi saçma bir olayla karşı karşıya kaldık. Birçok Galatasaraylılar Emre Belözoğlu'nu sevmiyor olabilirler. Ancak; A Milli Takımda oynayan futbolcuların tamamı kulübü ne olursa olsun tüm Türkiye’yi temsil ediyorlar. Bu olayı bir şaka değil; hiç de komik olmayan, trajikomik bir sululuk olayı olarak değerlendiriyorum.
Üç saat bekleterek A Milli Takımın performans kaybedeceğini uman ve küçük hesaplar peşinde koşanlara da verilecek en iyi cevap üst düzey futbolla olacaktır. İzlandalı futbolcular geldiğinde ise biz onları üç saat bekletmeyeceğiz ve dünyaca ünlü Türk misafirperverliğiyle karışlayacağız, Bu da; yapılan saygısızlığa karşı bir başka cevabımız olacak.