Ramazan ayının sonunda bir bayram yaşadık. Trafik güvenliği için 185 bin kişinin yollarda görevlendirildiği bizzat İçişleri Bakanı tarafından açıklanmış; ama bayram öncesi yola çıkanlar, kaza ve ölüm oranlarıyla ürkütücü bir tablo çizmişlerdir… Ve inanıyorum ki, bu rakamın yarısını da Ege, Akdeniz kıyı şeridinde görevlendirilmiş polislerimiz oluşturuyordur.
Resmi tatilinin başlamasından arife akşamına (NTV kanal, saat 21.00) kadar yollarda meydana gelen kazalarda 26 can kaybı ve 266 yaralı vardır. Daha bunun bayram günü ve bayram dönüşü var. Allah yola çıkacakları korusun…
Araç kapasitesi dışında yolcu ve ağırlık taşımak, hız limitlerini dikkate almamak, periyodik bakım süreçlerine uymamak, sürekli araç kullanmak ve hatalı sollamak kazaların sebepleri arasında…
Olay kendi mecraında gelişiyor
Bizler için konulan kurallar uyulmak üzere yapılmış, üstelik yasa niteliğinde olan ilkelerdir. Bu kuralları her zaman delmeyi düşünen ve kendisini akıllı ya da uyanık (!) kabul eden kişiler, her zaman vardır ve var olacaktır da…
Ambulansın arkasına takılanları, emniyet şeridini kullananları, aracına havalı korna, tepe lâmbası ve değişik ışıklar taktıranları, sinyal vermeksizin damdan düşer gibi şerit değiştirenleri bu uyanıklar arasında sayabiliriz.
Kazalara yol açan nedenler
Şehirde yaşıyorsak her gün farklı olayların tanığı oluyoruz demektir. Sürücülerin birbirleriyle sürtüşmeye girmesi; okul, kışla, ibadethane ve pazar yerleri dahil satış merkezlerinin bulunduğu yerlerde süratlerini azaltmaması; hızına uygun olmayan şeritte gitmemesi ve dikkatsiz davranması neredeyse olağan hale gelmiş durumdadır.
Şehirlerarası yollarda ise araçlarda kapasite dışı yük ve yolcu taşınması, hız limitlerinin aşılması ve mola vermeksizin araç kullanılması gibi zorlamalar kazaların sebepleri arasında sayılabilir.
Kazalara hazırlayıcı sebepler genellikle “Beni oraya kadar götürür”, “idare eder” veya “bi’şey olmaz” ya da “takma kafana gider” şeklindeki umursamaz konuşma ve davranışlardır.
Teknik muayenesi yaptırılmayan, tatile gitmeden önce çıkış bakımına sokulmayan, lastik havaları kontrol ettirilmeyen araçların potansiyel tehlike oluşturacağı kaçınılmaz olmaktadır.
Kazaları önlemede harp tarihinden bir örnek
Aksaklık ve kazalar çoğunlukla sürücülerin alması gereken tedbirleri almamasından kaynaklanmaktadır. I. Dünya Harbi’nde cepheye asker sevkinin yapıldığı, topçu ve basit zırhlı araçların gürül gürül cepheye aktığı, peşlerinden erzak, mühimmat ve akaryakıt nakil ve dağıtımı yapan lojistik unsurların gittiği, cepheden geriye ölü ve yaralıların taşındığı yolları düşünelim:
Derme çatma, meyil derecesi yüksek ve yönlendirme levhaları eksik olan ve mermi yağmuru altında katedilen bu yollarda bir günde meydana gelen kaza sayısı, bizim bayram tatilinde meydana gelen trafik kaza sayısından azdır. Şaşırtıcı değil mi?
Örnek vermek gerekirse; General Petaine, I. Dünya Harbi’nin Verdun cephesinde kavşağa aynı anda gelen cepane, akaryakıt ve erzak konvoylarını birbirleriyle çakışmaması ve cepheden geriye doğru hareketlerin aksamaması için aracından inmiş ve konvoyları öncelik sırasına göre yönlendirerek muhtemel kazaları önlemiştir.
Kontrol ve denetimler
Bana göre yollarda yapılan trafik kontrolleri yeterlidir. Ancak bunu yol kontrolü şeklinde evrak
üzerinden yapılan ve sürücüyü uyaran uygulamalar olarak düşünüyor ve değerlendiriyorum. Oysa bir yere dikilen trafik uyarı işaretine uyulup uyulmadığı nasıl denetlenecek?
“Kasis veya mıcır” uyarısı veren bir levhaya yaklaşan sürücü, eğer hızını kesmiyorsa bu bölgeye konulmuş uyarı sensörleriyle tespit edilmeli ve otomatik olarak devreye girecek megafon uyarılarıyla ikaz edilmelidir. Ve tabii ki trafik cezası da tatbik edilmelidir. Yani her uyarıcının bir de denetimi olmalıdır.
Uygarlığa beş arşın
Trafik keşmekeşinin insanlar üzerinde yarattığı çile; hastalık, susuzluk hatta geçim derdi kadar önem kazanmış oluyor. Ve tabii ki kazaların meydana gelişini gördükçe uygarlık çizgisine daha çok uzak mesafede olduğumuzu da fark edebiliyoruz. Galiba uygar dünyada istediğimiz yerde değiliz?
Unutmayın ki, kurallara uyulmadığı takdirde bunun faturası, organ kaybına uğramak, uzun süreli hastanede yatmak veya kabirde yatmak şeklinde karşımıza çıkıyor. Yasa var, polis var, tedbir alınıyor, cezalar kesiliyor; ama ölümler yine oluyor. Kaza yapanların tahsil durumunun da önemi yok gibi. Bütün mesele direksiyona geçen canavarlaşabiliyor. Acaba yine bir yerlerde eksiklerimiz mi var?