23-26 Mayıs tarihleri arasında AP seçimleri gerçekleştirildi. Seçimler öncesinde meydana gelen bazı gelişmeler, seçim tablosu üzerinde sarsıcı düşünceler yaratmaya devam ediyor. 28 ülkeden Avrupa Parlamentosu (AP)’nda 550 liste yarıştı. Bu durum bize Avrupa’da siyasetin bölünmeye yüz tuttuğunu gösteriyor.
28 ülkeden 400 milyon seçmen 177 parti 751 sandalye için yarıştı. İngiltere’nin 29 Mart tarihinde Avrupa Birliğinden ayrılacağı münasebetiyle Avrupa Parlamentosu'nda sandalye sayısı 751’den 705’e düşecektir.
En fazla liste ile Almanya başta geliyordu. 96 milletvekili ile AP’ye en fazla temsilci göndermiş, en az listenin yarıştığı ülkeler ise Avusturya ve Malta olmuştur. 2014’teki seçimlerde %43 olan katılım oranı, AB’ye üye 28 ülke genelinde bu yıl %51’le son 20 yılın en üst seviyesine çıkmıştır.
Seçimler kime yaradı?
Avrupa Parlamentosu seçimlerinde parlamentonun çoğunluğunu oluşturan merkez sağ ve merkez sol partiler çoğunluğu kaybetmiş, seçimlerde liberallere, Yeşillere (Greens/EFA) ve milliyetçilere artan oranda destek dikkat çekmiştir. Hal böyle de olsa Liberaller ve Yeşiller seçimde önemli başarılar elde ederken, milliyetçiler özellikle İtalya, Fransa ve İngiltere’nin zafer elde etmesi yeni ittifak arayışlarının devam edeceğine işaret olarak kabul edilebilir.
Halen en büyük blok olarak merkez sağdaki Avrupa Halkları Partisi EPP görülmekte ise de gözlemciler, Sosyalistlerin ve Demokratların bloğu ve liberaller ve Yeşillerin desteğiyle büyük bir koalisyonun tesis edilebileceğine kesin gözle bakıyorlar.
İngiltere’de Muhafazakârlar ve İşçi Partisi, kayba uğramasına rağmen Liberal (ALDE&R) Demokratlar ortaya güçlü bir performans koymuşlardır.
Yeşiller’in büyük başarısı
Yeşiller Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Almanya, Fransa ve İngiltere’de ciddi kazanımlar sağladı. Bu kazanımda, seçmenlerin iklim değişikliği konusundaki giderek artan kaygılarının rol oynadığı yorumları yapılıyor. Son aylarda da bu konuda büyük çaplı öğrenci protestoları düzenlenmişti.
Yeşil blok, ilk sonuçlara göre parlamentoda 69 sandalye elde etmiştir. 2014 yılında bu sayı 17 idi. Yeşiller Avrupa Komisyonu’nun yeni başkanını seçmede etkili bir pozisyona sahip olmuştur. Yeşiller’in yükselişi ve açıkça Avrupa Birliği yanlısı duruşları, Avrupa’da son yıllarda yükselen aşırı sağ, göçmen karşıtı partilere karşı önemli bir denge unsuru anlamına geliyor.
Gençlerin Berlin, Münih ve Hamburg kentlerinde Yeşillere yöneldiği görülmüştür. Özellikle Fransa’da 18-25 yaş arası gençlerin yüzde 25’i Yeşiller için oy kullanmış, Cumhurbaşkanı Macron’un partisi için oy verenler ise yüzde 12’de kalmıştır.
Avusturya, İsveç, İrlanda, Danimarka ve Hollanda da Yeşiller önemli oranda oy elde etmiş, kritik değerlerle çizgiyi yakalamaya çalışan İngiliz Yeşilleri 11 sandalye kazanmıştır. Yeşiller, bütçenin yeterince doğa dostu olmadığı tezini işleyen Çevrecilere destek olmak amacıyla AP’nin 223 milyar dolarlık tarım bütçesini inceleme altına alacağını dile getirmiştir.
Parlamentonun yapısı ve getirecekleri
- Birlik içindeki ülkelerde aşırı sağın kazanımlar elde etmesi, Euro bölgesi entegrasyon
planlarına ilgiyi azaltabilir, Aşırı sağ partiler, Avrupa karşıtı olmalarının yanında hem göçmenlik hem de İslam karşıtı bir tutum da izliyorlar. Aşırı sol veya radikal sol aşırı sağdan daha az Avrupa şüphecisidir.
- 51 olan sandalye sayısını 69’a yükselten Yeşiller, AP’de eskisine göre Almanya, Fransa,
İngiltere, İrlanda, Finlandiya, Lüksemburg ve Hollanda gibi ülkelerde yüksek oranda oy almışlardır. Özellikle Almanya’da Hristiyan Demokratların yakın değerde oy sayısına ulaşmaları çevre konularına ağırlık verileceğine işaret sayılabilir,
- Parlamentoda kütle halinde kararlar alınması pek mümkün olmayabilir, özellikle
Türkiye konusunda daha farklı görüş ve engellemeler (hukukun üstünlüğü, ticaret, güvenlik, göç ve savunma alanlarında zararlar) çıkarılabilir,
ortaya konabilir,
- ALDE&R sandalye sayısını ciddi oranda yükselterek 68’den 109’a çıkarmıştır.
Liberaller, bu durumda başta İngiltere olmak üzere Romanya, Belçika ve Fransa’da ALDE&R grubuna ciddi bir katkı sağlamışlardır. İngiltere’deki durum AB’yi bölebilir, Avrupa Birliği yeniden şekillendirilebilir,
- Büyük başarı gösteren aşırı sağ ve Euroskeptik (AB'ye kuşkuyla yaklaşan/AB karşıtı)
partiler, İngiltere, Fransa, İtalya, Belçika ve Macaristan başta olmak üzere İsveç ve Slovenya’da milliyetçi ve popülist oylar ciddi şekilde yükselmiştir. Bu yükselişin Türkiye’ye etkileri gelecek yazılarımızda ele alınacaktır. Türkiye-AB iş ve işlemlerinde süreci uzatacak ve daha çok ayrıntı gerektirecek durumlarla karşı karşıya kalınabilir.
Sonuç
Terör ve çevresel tehditler içinde olan bir Türkiye’yi siyasi alanda birtakım sıkıntılar beklemektedir. AB kriterlerinin ele alınmasında yeniden gecikmeler yaşanacağı, siyasi kararlarda tıkanıklıklar olabileceği muhtemeldir. Türkiye, dışarıdaki bu olumsuzluklara rağmen ekonomisini geliştirmek, hukuk reformlarını geliştirmek ve adaleti tesis etmekle AP’nin yeni seçilen heyetine yakınlaşabilecektir.