SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD karşısında Rus inadı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 28 Aralık 2016, Çarşamba - 10:00   Okunma Sayısı:

Gerilim yaratan sözler

ABD’nin Rusya’nın Suriye’deki saldırılarına nasıl karşı konulabileceği ile ilgili konuyu Avrupalı ortaklarıyla görüştüğünü bildiren Beyaz Saray sözcüsü John Earnest, bu yılın 21 Ekim günü Rusya’ya karşı yeni yaptırımların uygulanmasının de ele alınacağını belirtmişti.

Rusya’nın BM temsilcisi Vitaliy Çurkin, bu açıklama üzerine Rusya ve ABD arasındaki ilişkilerin, 1973 yılı Yakın Doğu savaşlarından bu yana en kötü seviyede olduğunu belirtmişti. ABD ile NATO’nun daha önce Sovyetler Birliği’ne bağlı olan Doğu Avrupa ülkelerini NATO üyesi yaparak kendi güvenliklerini kurmuşlardı. Bu durum Rusya için kabul edilemezdi.

Rus RİA Novosti haber ajansının bildirdiğine göre; Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, “ABD’nin uydurma ve birçok açıdan anlamsız gerekçelerden dolayı yaptırım listesini genişletmesi halinde başka bir güç dengesinin oluşmasını sağlayacak karşılık verme yolunu bulacağız. Bu denge ABD’nin lehine olmayacak” demişti.

İttifaklar başlıyor

…. Rusya’nın Çin ile ittifak yapmasını kaygıyla karşılamıştım. Akdeniz’de birlikte yaptıkları ortak deniz tatbikatıyla ilgili birkaç yazı da yazmıştım. Dünya kamuoyu, çok hassas olan ikinci Soğuk Savaş dönemini gizliden gizliye izlemektedir. Şimdiki durumda küresel bazda bir çatışma olmayacağı düşünülse bile bölgesel çarpışmaların önlenemeyeceği bir gerçektir.

Arap Baharı’nın etkisiyle Doğu Akdeniz’i harmanlayan rüzgârlar kuzeye dönerek Kırım’ı yalamış, en iddialı alan olarak kendisine Suriye’yi seçmiştir.  Bunun sonucu ortaya çıkan gerilim, yapılan yığınaklanmalar, güç mukayeseleri ve icra edilen operasyonlar ürkütücüdür.

Ayrılıkçı düşüncelerin gösterdiği direnç, dış destekçilerin sağladığı para, imkân, toprak ve silah yardımlarıyla varlık gösterebilmektedir. Ekonomik servet ve refah alanı olarak görülen Doğu Akdeniz, yapılacak olan kontrol ve denetim faaliyetlerinde güçlü deniz kuvveti gerektirmektedir.

Türkiye’nin düşünceleri

Batılıların ortak düşüncesi IŞİD’i temizlemekten ziyade zenginlik kaynağı topraklardan bir parsel olsun kapabilmek… “Nerede çokluk” anlayışıyla Suriye ve Irak’ta sorunlara çözüm bulunamayacağı ortadadır.

Türk hükümeti, müşterek harekât için PYD’nin kullanılmasına karşı çıkarken ABD’li korgeneral PYD’nin kullanılması yönünde ısrarlıydı. ABD, “tamam, PYD’yi katmıyoruz” diyor; ama yine de terör örgütünü kullanıyordu.

Suriye’nin şikâyetleri

Suriye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Beşar El Caferi, Türk ordusunun Lâzkiye kırsalı Keseb bölgesinde silahlı terör gruplarının eylemlerine askerî örtü ve destek sağladığı iddiasıyla Türkiye, İsrail, Suudi Arabistan, Katar ve terör grupları arasında koordinasyon ve işbirliği bulunduğunu öne sürmüştür. Suriye Dışişleri Bakanlığı da 28 Mart 2014 günü BM Genel Sekreterliğine bir mektup göndererek Güvenlik Konseyinden Liva-İskenderun istikametiyle Keseb bölgesine saldıran terör gruplarına karşı Türkiye desteğinin kesilmesi ve kınanması için acil ve etkin adımlar atılmasını talep etmişti.

Yabancı militanların sınırı aşarak IŞİD’e destek vermek için Suriye’ye geçmelerine göz yumduğu iddiasıyla Suriye’nin 22 Ocak 2015 günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)’ne ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a Türkiye’yi şikâyet ettiği ortaya çıkmıştı.

Suriye, Fransa’da yaşanan rehine olayının ardından Hayat Boumeddiene’in Suriye’ye kaçak yollarla girişine yardım ettiği iddiasıyla 22 Ocak 2015 günü Türkiye’yi, "Esad rejimine karşı savaşan yabancı savaşçıların kaçak yollardan Suriye’ye geçişleri için yardımda bulunduğu" gerekçesiyle BM Güvenlik Konseyi’ne şikâyet etti.

Suriye’nin BM temsilcisi Beşar Caferi, 24 Şubat 2015 günü BM Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen açık oturumda yaptığı konuşmada “Türkiye’nin yüzlerce asker ve askeri araçla Suriye topraklarına girmesinin açık bir saldırı olduğu”nu da belirtmişti.

Suriye’deki gelişmelere iki süper gücün bakışı    

ABD, Suriye’de Esad’ı devirmek gibi bir çalışmasının olmadığını, CIA Başkanı’na yaptırdığı açıklamalarla netlik kazandırmaya çalışıyor, gözlemciler bunu Rusya karşısında geri adım olarak da değerlendiriyorlardı. Aslında bu oyunlar ve demeçler birer taktikti.  Türkiye’yi hizaya getirmeyi ya da çizgi içine çekmeyi amaçlıyordu…

Suriye meselesi nedeniyle Rusya’dan ilgi ve destek bulmamız oldukça zordu. Rusya, ekonomisinin bozuk ve iç meseleleriyle boğuşuyor olmasına rağmen Suriye’ye asker göndermek gibi bir niyetini olduğunu ortaya koymuştu.

Güney sınırlarımızı ihlâl eden bir Rus uçağı düşürülmüş, Rusya ile ilişkilerimiz iyice sarpa sarmıştı. Rusya, Suriye’nin Akdeniz sahillerinde deniz üssü açmış ve buraya yerleşmişti. Esad’ın gitmesini istemiyordu.

Türkiye’nin operasyona başlaması

Sonunda Türkiye Suriye’nin kuzeyinde ve kendi sınırlarına yakın yerlerde operasyona başladı. Hedef, sınır güvenliğinin sağlanmasıydı. Bugün gelinen son kerte, El Bab ve civarıdır. Şiddetli meskûn mahal muharebelerinin cereyan ettiği ve şehitler verdiğimiz bu bölge de ele geçirilmek üzeredir.

   Her ne kadar kısa vadede bir düzelme veya iyileşme olmayacağı kesin gibi gözükse de Türkiye, milli çıkarlarını düşünerek bölge ülkeleriyle ve özellikle Ermeni tezlerinin çürütülmesinde hep yanımızda olan İsrail ile uyumlu komşuluk ve dostluk ilişkilerini devam ettirmek zorundadır. Diğer ülke liderlerinin tansiyonun düşürülmesi yönünde görüş belirtmelerini de fırsat olarak kabul etmelidir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam