Bir hastalık halini aldı çocuk kayıpları… Özellikle Anadolu’da şimdiye kadar duymadığımız miktarda meydana gelen çocuk kayıpları, belli ki karanlık çevreden kişilerce yapılıyor. Evin önünde oynayan çocuk birkaç saat içinde 5 km bazen 10 km ötede canlı ya da cansız şekilde bulunuyor. Üzerinde durulması, araştırılması gereken bir konu…
*** *** ***
Yakın çevremizde Yunanistan başta olmak üzere AB parlamentosu için Avrupa ülkelerinde seçimler yapıldı. İlk göze çarpan aşırı sağcı liderlerin ve bunların yandaşlarının sayıca artış kaydettiği, aşırı sağın yükselişe geçtiğidir. Bundan sonra Avrupa’da Türkler daha çok dövülecek, camilere saldırı daha çok yapılacaktır, demektir.
*** *** ***
Hollanda gazetesi Algemeen Dagblad Utrecht’in muhabiri Ard Schouten, iki yıl önce Feyenoord kulübünün Fas kökenli futbolcusu Yassin Ayoub’a, “Oruç tuttuğun halde nasıl futbol oynayıp başarılı oluyorsun?” diye sormuş. Müslüman futbolcu da, “Bunu anlamak için kendin hissedip yaşaman lazım” cevabını vermiş.
Gazeteci Schouten bu yıl mart ayındaki Utrecht saldırısını hatırlamış ve insanların birleştirici olması, ön yargı yerine bir araya gelmesi gerektiğini düşünerek bu tecrübeyi yaşamanın tam zamanı olduğuna karar vermiş.
Schouten, oruçluların halini hissetmek ve bunu yaşamak için ramazan ayı boyunca oruç tuttuğu, başka bir dini tanımanın kendisi için güzel bir imkân olduğu açıklamasını yapmış. Ramazan ayında bazı ailelerin evinde birlikte iftar yaptığını ve birkaç kez de camilerin organize ettiği iftarlara katıldığını belirten Schouten, İslam karşıtı kişilerden olumsuz tepkiler aldığını, kendisinin hain yerine konulduğunu söylemiş.
Yorumlama: Hainlik moda halini aldı. Gerek İslam gerekse diğer dinlerde hoşa gitmeyen kişiler için bu söz söyleniyor. Neyin hainliğini yapmış bu kişi? Ülkesini mi satmış, yoksul malı mı yemiş? Kamu malını talan mı etmiş?
Bir futbolcuyla bir gazeteci arasında dostça başlayan ve gelişen bir olay bakın nerelere varıyor? Irkçılık konusunda bayağı mesafe almış kitlelerin Hollanda’da yer ettiğini okuyoruz, görüyoruz. Dinci fanatiklerin ve aşırı fikirlerin de yalnız İslamiyette olmadığını biliyoruz. Avrupa’nın en medeni ve üstelik AB kriterlerinin uygulandığı bir ülkede fanatizmin bu derece göklere çıkmasına anlam veremiyoruz.
Hollanda’da hain ilan edilen bu gazeteciyi bir dünya vatandaşı olarak görüyor ve bu hareketini alkışlıyoruz.
*** *** ***
Yunanistan Dışişleri Bakanlığından bir açıklama yapılıyor ve Yunanistan’ın Berlin Büyükelçisi tarafından Alman Dışişleri Bakanlığına bir notanın iletildiğini belirtiyor. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarındaki işgallerde Yunan halkının büyük zarar ve kayıplar yaşadığı belirtilen notada, Almanya’dan, "Yunan halkı için büyük öneme sahip maddi ve manevi bu mesele için" müzakerelere başlanılması talep edilmiş.
Yunan tarafı açıklamasına "Taleplerimiz, kurbanlar, kurbanların nesilleri için Alman işgali, faizsiz işgal kredisinin geri ödenmesi, yağmalanmış ve yasa dışı yollarla yerinden alınmış arkeolojik ve kültür hazinelerinin iadesini içermektedir." şeklinde devam etmiştir.
Nazi işgali döneminde hayatını kaybedenlerin ve meydana gelen zararların tespitine yönelik olarak Yunan Meclisi’nde oluşturulan komisyon, 2016 yılında hazırladığı raporu Ekim 2018’de yayımlamıştı. Raporda hayatını kaybedenlerin yakınlarına tazminat ödenmesi, ortaya çıkan maddi zararın ve Merkez Bankasından Naziler tarafından zorla alınan faizsiz işgal kredisinin karşılığı olarak Almanya'dan yaklaşık 300 milyar avro ve işgal döneminde ülkeden götürülen tarihi eserler de geri isteniyor.
Alman tarafı ise 1960’da 115 milyon Alman markı ödeme yapıldığını belirterek, üzerinden 70 yıldan fazla süre geçen savaş için yeni bir tazminat ödemeyi reddediyor. Alman Hükümet Sözcüsü, ülkesinin konuya ilişkin duruşunun değişmediğini, meselenin hukuki ve siyasi açıdan kapandığını dile getirmişti.
Yorumlama
1897 Türk-Yunan Harbi: … Osmanlı İmparatorluğu, kışkırtmaların ve Girit’teki hadiselerin 13 Nisan’da isyana dönüşmesi üzerine 17 Nisan 1897’de Yunanistan’a savaş ilan eder. Yunan Kralı I. Yorgi’nin Danimarka asıllı olması sebebiyle az sayıda Danimarka askeri ve İtalyan gönüllülerinden oluşan bir birlik, Yunanların yanında savaşa katılır.
18 Nisan 1897’de Milona Geçidi’ndeki ilk savaşı kazanan Osmanlı ordusu 25 Nisan’da Yenişehir’i, 28 Nisan’da Tırhala’yı, 8 Mayıs’ta Volos’u ele geçirir. 17 Mayıs 1897 tarihinde yapılan muharebe çok şiddetli geçer ve Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlanır.
Rus Çarı II. Nikolai’nin, II. Abdülhamid’den savaşın daha ileri hatlara götürülmemesini talep etmesi üzerine Osmanlı ordusu, 19 Mayıs’ta savaşı zaferle kapatmış ve 20 Mayıs 1897 tarihinde mütarekeye imza koymuştur.
Aylarca süren anlaşma sonrasında Yunan tarafı harp tazminatı ödemek zorunda bırakılmış, taksidin ödenmeye başlanması da uzunca bir zaman almıştır. Osmanlı hükümeti bu taksitlerle 1877-1878 Rus Harbi sonucunda imzalanan anlaşma gereği Rusya’ya tazminat ödemiştir. Düyun-u Umumiye kendi payının derdine düşmüş, Yunan tarafının son taksidi ödeyip ödemediği belli olmamıştır.
Bu savaşın tazminatına ait son taksidi ödemeyen, Anadolu’ya girdiği zaman talan etmediği yer bırakmayan Yunanistan şimdi Almanya’dan tazminat istemektedir. Biz de Yunanistan’dan tazminat mı talep etsek acaba?