SON DAKİKA
reklam
reklam

Tarla Taban Ve Şehirdeki Tarım

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 28 Aralık 2016, Çarşamba - 10:00   Okunma Sayısı:

Kıymetli okuyucularım; öncelikle aile büyüğüm Tanya Bostancı’ya ,eşi Fuat Bostancı’ya ve alile büyüklerine geçmiş olsun diliyorum geçirdiği operasyondan dolayı. Uğradığı saldırı sonucu hayatını yitiren "Meleklerle Yaşamak" adlı kitabın yazarı Beki İkala Erikli'nin ailesine ise başsağlığı diliyorum. Terör kalleş; ki bu terim hafif kalacaktır ve iğrenç yüzünü Kayseri’de bir kere daha gösterdi. Kayseri’deki saldırıda şehit düşenlerin ailelerine ve ülkemize baş sağlığı dilerim.

Şimdi bostanlar denince benim de aklıma tarlalar geldi. Halen koca İstanbul’un içinde az olsa görülen;İstanbul’dan çıktığınızda ise sıklıkla bir yerde karşınıza gelecek tarlalar…

Ben de röportajını yaptığım iki kardeşimizin yakında çok sayıda yarışma ve festivallerde belgesel türünde yer almasını ümit ettiğimiz bir çalışmasını ve aklıma getirdiklerini yazacağım.

Evet; daha önce de Atipik Otizimli 4.5 yaşındaki Poyraz Ali’nin hikayesini bir belgesele konu edinen Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri Mehmet Can İncedal ve Cengizhan Onat'ın bu belgesel sonrasında Aydın Doğan Vakfı 27. Genç İletişimciler Yarışması’nda Görsel Dal Belgesel kategorisinde 2.lik ödülüne layık bulunmalarını haberleştirmiş ve Mehmet Can İncedal ve Cengizhan Onat kardeşlerimle yaptığım bu röportajları da sizlerle paylaşmıştım. Mehmet Can İncedal ve Cengizhan Onat’ın ” Boğaziçi Tarla Taban " adındaki yeni belgesellerini izleme imkanı yakaladım .

Belgesele konu olan ve Boğaziçi Üniversitesinde “Tarlataban kolektifi” olarak geçen bu oluşum kendilerini şöyle tarif ediyorlar.

(Tarlataban, kolektif emek ve paylaşım ile doğayla dost bir tarım etkinliğinin yapılabileceğine ve bunun üniversite yerleşkesinde bütüncül bir değişim yaratabileceğine inanan bir grup insanın Boğaziçi Üniversitesi’nde bir araya gelerek oluşturduğu bir kolektiftir. Tarlataban kolektifi, Boğaziçi Üniversitesi kampüsüne odaklansa da üniversite içinden ve dışından gelen katılımcılara eşit derecede açıktır.) diye uzun ve kapsamlı bir açıklama internet sayfalarında(https://tarlataban.wordpress.com/biz-kimiz/) mevcut . Kısa bir bölümü aldık fakat;kurulma hikayeleri de oldukça ilginç. Boğaziçi Üniversitesinde 2011’de Starbucks açılıp açılışının protestolarında “Starbucks kendi aldığı hazır tohumları bize sunuyor .Bizde toprağımızda tohum üretip doğayla dost bir tarım etkinliğinin önünü niye açmayalım.” Fikriyle doğan bir kolektif.

“Kolektif kent tarımı “ olarak tanımladıkları bu tarımsal caba ve faaliyetler 2012-2016 arsında daha çok kişinin ilgisine ve cabasına mazhar olmuş. Bu işin bir boyutu .Tabi bir de şehirde halen bir takım cabalarla tarımsal faaliyet içine giren insanlarımız var . Hatta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından yetki alıp organik tarıma da geçenlerimiz var .Bu arada belgeseldeki gençlerin yaptıkları organik tarıma girmiyor. Çünkü; bakanlığın belirlediği organik tarım ile ilgili kuralları var ve organik tarım bu kurallar çerçevesinde yapılıyor.

Üstelik insanların cabaları da azımsanmayacak düzeyde.Kaldı ki;bu kolektifi kuranlar da “Bizim bir organik tarım yapma gibi bir iddiamız yok. “diyor belgeselde.

Ancak;15 milyonu geçen bir İstanbul’da genç kuşaklar toprağını ve doğayı tanıyamadan yetişmeye başladı. Bu belgesel de toprağını ve doğayı tanıyamadan yetişen gençlere hitap ediyor. Doğayı sevin ve onu tanıyarak koruyun mesajı veriliyor.Bu da etkili bir biçimde veriliyor . Belgeseli çeken Mehmet Can İncedal ve Cengizhan Onat kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Aydın Doğan Vakfı 28. Genç İletişimciler Yarışması’nda Görsel Dal Belgesel kategorisinde de yarışacaklar .Onlara bol şans diliyorum.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam