SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir bizden bir dışarıdan

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Temmuz 2019, Perşembe - 11:45   Okunma Sayısı:

 

Karacabey Longozu

Bursa’nın Karacabey ilçesinde bulunan Karacabey Longozu tertemiz suları, yeşili ve temiz havasıyla 300 çeşit hayvana sunulmuş bir cennettir. İnsanlar buraya akın ediyor. İnsanın girdiği her yerde tahribat, kirlilik ve pislik olacağı kaçınılmazdır. Bence böyle yerlere insanlar hiç girmemelidir. Hayvanların ortamını onlara teslim edelim. Eğer görmek gerekiyorsa havaî hatlarla gezi tertiplenmesi daha uygun değil mi?

 

Metroda olay

    28 Haziran Cuma… Yer: Kadıköy metro istasyonu… Tren yeni yolcularını almış, 10-12 saniye gibi bekleme süresini tamamlamak üzeredir.  15 kadar -muhtemelen İranlı- turist Yenikapı’ya gitmek istiyormuş. Trene yönlendirmişler.  Yarısı tren kapısını tutmuş içeridekilere derdini anlatıyor, diğer yarısı da peronda bekliyor. Trendekiler yardımcı olmak için birbirleriyle yarışıyor; ama yabancı dil bileni yok, her kafadan da bir ses çıkıyor.

    Tam o tarafa yönelmiştim, tren hareket etti. İçeridekiler kendi grubundan eksik olup olmadığını bağırıp çağırıp soruşturuyorlar. Peronda bekleyenler ise el sallamaya ve trenle birlikte koşmaya başladılar. Bu olay bana 1993 yılında İtalya’ya yaptığım gezide aşağıdaki anıyı hatırlattı:

 

Roma’nın dışında bir köy

   Valide Sultan’a İngiliz Kraliyet ailesinde ana kraliçe olduğunu söylediklerinde;

 

    --- Onların da mı Valide Sultanları varmış? demiş.

   

   Sevimli insanlardır şu İtalyanlar… Roma’nın dışında bir yerleşim yerindeyiz. Bu kentte gitmek istediğimiz yer hakkında bilgi almamız gerekiyordu; ama sokakta rastladığımız kişilerden hiçbiri İngilizce bilmiyordu. Aramızda da İtalyanca bilen yoktu.

    Bize doğru gelen yaşlı hanıma Almanca olarak yolu sordum. El kol hareketleriyle İtalyanca konuşarak bir şeyler anlatmaya başladı. Balkondaki diğer bir hanıma seslendi. Bu hanımın içeriden çağırdığı bey, karşı kaldırımda oturan sakallı adamı tetikledi ve o da devreye girdi.

    Sakallı adam içkiliydi. Kendisine sorulan soruyu çözmeye çalışırken rahatına sebep olduğumuz için arada bir bize bakıyor ve kim bilir içinden hangi yakınlarımızı sarsıyordu. Polis sözünü duymuştuk, ama etrafta polis yoktu. Biz bakınırken iki kişi daha geldi.

    Biri yaşlı olmak üzere iki hanımla başlayan serüvenimiz dört bey ve hükümet komiseri İtalyan polisinin de katılımıyla “uluslar arası konsorsiyum”a dönüşmüştü. Mihmandarımızı telefonla aradık. Konuşmaları tercüme etmesini istedik. Bu arada yaşlı hanım yine çok hızlı şekilde konuşuyor ve bize el kol hareketleri yapıyordu. Mihmandara ne dediğini sorduk.

 

    --- Telefonla konuşmayı bırakın, benim dediklerimi dinleyin, diyormuş. Hep Hatice analar bizde olacak değil ya!

 

Fransa

Doğu Akdeniz’de doğalgaz çıkarma faaliyetleri esnasında Türkiye’nin yaratacağı bir oldubittiye karşı Fransa, GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi)’nin yanında yer alacağını bildirmiş. Biz Kanuni zamanında Fransa’ya verilen ilk kapitülasyon zamanından beri (1535) Fransa ile dostuz (!). Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) ile kapitülasyonlar kaldırılmıştır.  Gayet net şekilde 388 yıl sağıldığımızı biliyoruz.

Mazlum milletleri sömürme ve yeni sömürgeler edinme gibi insanlık dışı kavramlar geride kaldığı için Fransa bunları yapamıyor. Şimdi karada ve denizde toprak, yer altı serveti elde etme hırsına kapılıyor. Bunu yaparken de GKRY’nin hak ve hukukunu koruduğu fikrini öne çıkarmaya çalışıyor.

Ada’da Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör devlettir. Sen kim oluyorsun? Garantörlük sıfatın olmadığı gibi ne de hak talep etmen de söz konusu olamaz.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam