Yılın başından 15 Temmuz’a
Oldukça çalkantılı ve bizlere üzüntü veren olaylarla dolu bir yılı geride bırakıyoruz. 2016 yılının daha ilk ayında 12 Ocak günü Sultanahmet Meydanı’nda Suriye kökenli bir kişinin üzerindeki bombayı patlatmasıyla 11 kişi hayatını yitirmiş, 16 kişi de yaralanmıştı. Ertesi gün Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde Emniyet Müdürlüğü binasına bombalı saldırı düzenlenmişti.
Bu yöntemle başlayan bir başka saldırı, 17 Şubat’ta Ankara’da askerî personeli taşıyan araçlara karşı yapılmış ve 29 kişi ölmüş, 60 civarında kişi yaralanmıştı. Sonraki ayın 13’ünde Ankara-Güvenparkta bombalı intihar saldırısı sonucu 37 kişi hayatını kaybetmişti.
1 Mayıs günü Gaziantep’te IŞİD militanının intihar saldırısı düzenlemesi sonucu üçü polis olmak üzere 23 kişi yaralanmıştı. Bu saldırıları haziran ayında Vezneciler’de meydana gelen olayla Atatürk Havalimanı’nda yapılan silahlı bombalı saldırılar izlemişti.
Başarısız darbe girişimi
15 Temmuz’a gelindiğinde Türkiye başarısız bir darbe girişimine maruz kalmış, bu badirenin atlatılması için başta TSK, Emniyet Teşkilâtı, STK’lar ve halk çaba gösterirken gizli eller kargaşa yaratmaya devam etmişti.
Bütün olumsuzluklara rağmen halk sokaklara dökülüyor, darbe girişimine geçit verecek girişimleri alt ediyordu. Devlet kendini korumak amacıyla seri ve etkin tedbirler alıyor, nizamı yeniden tesis ediyordu. FETÖ adıyla bir örgüt ortaya çıkarılmıştı.
Böylesi bulanık ortamda 18 Ağustos günü Elâzığ Emniyet Müdürlüğü binasına bomba yüklü araçla saldıran terör örgütü üç polisimizi şehit etmişti. Ne yazık ki, PKK belâsını bitirmeye niyetlenen devlet, bu belânın yurt sathına yayıldığını da görmüştü.
Sınır ötesi operasyon ve...
24 Ağustos günü Türkiye, “Fırat Kalkanı” kod adıyla Cerablus’a sınır ötesi operasyon düzenlemiş ve bölgeyi IŞİD militanlarından temizlemişti. TSK, dışarıda başarılı operasyonlara imza atarken içerideki tahrip unsurları yine boş durmuyor, ülkede panik ve korku hâkimiyeti devam ettirilmek amacıyla 6 Ekim günü Bahçelievler’de bir saldırı gerçekleştiriliyor ve 10 kişi yaralanıyordu.
Güneydoğu Anadolu bölgemizde köy ve ilçelerimizde halka karşı acımasız davranan ve tahribata neden olan PKK, sessiz kalarak gelişmeleri dikkatle izlemiştir. Gerek sınır ötesi operasyonlar nedeniyle Suriye sınırına asker sevki, gerekse terör örgütleri üzerine kararlılıkla gitme azmi karşısında yeni yol ve yöntemler belirleyen PKK terör örgütü, IŞİD ve FETÖ ile işbirliğine yönelmiştir. PKK terör örgütü, Diyarbakır-Hakkâri arasında barındığı ve tutunduğu yerlerden sökülüp atılsa da yan kolu PYD vasıtasıyla Suriye’de daha geniş cephelere kavuşma hayaline kapılmıştır.
Perdenin kapanışı
2016’da yaşadığımız terör olaylarına değinmeden önce bireysel terörün uç noktalara varmış olması, bizi insanlık camiasında küçük düşürmektedir.
Bunların başında geçen yıldan beri hız kesmeden gelen “kadına karşı uygulanan şiddet ve öldürme olayları” 2016 yılının siciline yazılmıştır. Sokak kavgaları, silahlı soygunlar, otobüs şoförlerine darp hadiseleri, kız-erkek gözetmeksizin öğrencilere yapılan taciz ve tecavüz olayları Türk insanının dünya uluslarının yüzüne utangaç bir çehreyle bakmasına neden olmuştur.
Yeni yıla devredecek olan olaylar
Kırım Rusya’ya bağlanmış olmasıyla, Ukrayna ise borç yükü altında eziliyor olmasıyla bizim ve Batı’nın üzüntüsünü arttırmaktadır. 21’inci yüzyılda dünyanın tanık olduğu bu işgal ve ilhak olaylarının sancıları 2017 yılına devredecektir.
Komşularıyla birtakım sorunlar yaşayan Türkiye, Suriye sınırında ihlâle sebep olduğu gerekçesiyle bir Rus uçağını düşürmüştü. Bu olay Türk-Rus ilişkilerinde başlangıçta bir darlık yaratmış; ancak kısa zamanda NATO’yu ve Batı’yı kıskandıracak kadar iyileşmeye yol açmıştır. Türkiye-İsrail yakınlaşması ve karşılıklı diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi de bu yılın içinde gerçekleşmiştir.
Her ne kadar AİHM Ermeni soykırımı olmadığı yönünde karar almışsa da Ermenistan cenahında bu olayın durulmadığı ve 2017 Nisan ayına kadar yine Türkiye aleyhtarı faaliyetlere devam edeceği malumdur. Sn. Doğu Perinçek’in bu konudaki çabaları takdire şayandır.
Sonuç olarak
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ile İngiltere ve Fransa tarafından Orta Doğu ülkelerinin sınırlarında değişiklik yapılmak ve bölünmeler sonucu küçük devletler veya yeni federasyonlar oluşturmak gibi çabalara girilmiştir.
Türkiye adeta bir iç savaşın eşiğinden dönmüştür. Tahkimli alanlar, doçka uçaksavarlarla güçlendirilmiş mevziler, canlı bombalarla yapılan intihar saldırıları, çok sayıdaki militanın yurt içinde yuvalanmış olması gibi eylemlerle bir coğrafi bölgemiz koparılmak istenmiştir.
ABD ve Batı’nın güvenini kazanmaya devam eden terör örgütü, uçak krizi dolayısıyla Türkiye’yi karşısına alan Rusya’nın desteğini almaya başlamıştır. Konunun kapanmayacağı ve yeni yıla devredeceği söylenebilir.
Her konuda çözüm vardır; ama zamana ihtiyaç da vardır ve sürekliliği şüphelidir. O nedenle biraz daha irdelenmesi ve çok boyutlu olarak ele alınması gerekmektedir.
Hepimiz her geçen gün fizîken yaşlansak da ruhen ve fikren genç kalmayı denemeli, sürdürmeli ve başarmalıyız. Bu düşüncelerle tüm okurlarımızın yeni yılını kutluyorum. Sizlerle birlikte sağlık ve mutluluk içinde yaşamak ve daha nice yıllara birlikte ulaşmak dileğiyle!