Yeniçeriliğe geçiş
… Acemioğlanı toplanması ilk defa Gelibolu’da I. Murat zamanında olmuştur. O zamanlar toplananların hepsini bir seferde iki akçe ile yeniçeri yapar, sefere gönderirlerdi. Bu kanun Sultan I. Murat ile Gazi Süleyman Paşa’nındır.
I. Murat, Eflâk üzerine yöneldiğinde Anadolu askerini Lâpseki ve Çardak’tan geçirmek için iki adet at gemisi inşa ettirip gemileri kullanmak adam gerektirdiğinden piyade ve azap askerini toplatmıştır.
Padişah, zamanın veziri Şahin Paşa’yı davet edip halk arasında kerameti meşhur olan Şeyh Alâaddin’i getirtmiştir. Ulemadan ve fazilet sahibi olanlardan hazır bulunanlar ile görüşüp danışıp birden bire yeniçeri yapmaktansa birer akçe ile bu gemilerde çalışmaya tayin ettirmiştir. Beş on yıl orada hizmet eden Acemioğlanları padişah emriyle iki akçe ulûfe ile yeniçeri olurlar.
Bunlar henüz toplanıp daha Türkçe bilmeden birer akçe ile gemi hizmeti ve torba hizmeti için ulûfeye yazıldıklarından namlarına Acemioğlanı dediler. Bunlara yeniçerilerde olduğu gibi bir giysi gerekiyordu. Sarı abadan bir külâh giydirdiler.
Gelibolu Ocağı
Acemioğlanlarının üzerine sekiz tane çorbacı, bu çorbacıların üzerine bir ağa tayin ettiler. Ona “Gelibolu ağası” dediler. Çorbacıları ağa idare eder, emrine boyun eğmeyeni azleder, bu kişinin hakkından gelirdi. Gelibolu ağasının 25 akçe ulûfesi vardı. Ağa ölmeden yeri başkasına verilemezdi.
Ağa ölünce yerine Gelibolu’daki başyayabaşı veya İstanbul’daki ihtiyar bir yeniçeri yayabaşısı geçerdi. Başka yerden tayin edilmesi kanuna uygun düşmez, bir oğlanın padişah emriyle kapıya çıkması lazım gelirse Gelibolu ağasının tezkeresi olmadan tayin edilemezdi. Acemioğlanlarının en eski ocağı Gelibolu ocağıdır. Başlangıçta mevcutları 400 kişi kadarken zamanla 500’e çıkmıştır.
Yeniçeri ocağında usulsüzlük ve kanunsuzluklar
*Tutulan (yakalanan) şakiler, sancakbeyleri ve subaşıları tarafından rüşvet alınarak salıveriliyorlarmış. Bu durum şekavetin (eşkiyalığın) artmasına neden olmuş. Şikâyetler artınca konunun teftiş edilmesi için Rodosçuk, Gelibolu, Keşan ve civarındaki kazaların kadılarına hükümler gönderilmiş.
*Gelibolu Naibi Emrullah Efendi ile Gelibolu sakinlerinden Cevgânizade İbrahim Efendi’nin Rum ve Ermeni taifesinden önemli ölçüde rüşvet aldıkları, buna karşılık iki adet kilisenin inşa edilmesine göz yumdukları eski Antalya kadısı Gelibolu sükkânından (oturanlar, sakinler) Ali Efendi tarafından ilgili makamlara arz edilmiş. Gönderilen hatt-ı hümayunda adı geçenlerin icap ediyorsa katl olunmaları (öldürülmeleri), icap etmiyorsa Kıbrıs’a nefy olunmaları (sürülmeleri) emredilmiş.
Sürgün ve kalebentlik
*Rüşvet ahzı (alınması) maddesinden üç buçuk sene kalebentliğe mahkûm edilmiş olup Gelibolu hapishanesinde yatan Kale-i Sultaniye Jandarma Kumandanı Hacı Mehmet Paşa’nın kalan cezasının Gelibolu’da ikâmet etmek üzere kalebentlikten nefy cezasına tebdil edildiği (dönüştürüldüğü) bildirilmiş.
*Kale-i Sultaniye jandarma Kumandanı Hacı Mehmet Paşa’nın ertesi yıl kalan mahkûmiyeti affedilmiş.
*Askerler arasında kurra çekimini önceden ayarlayıp rüşvet alan Yenice-i Karasu’daki bazı mülkî amirlerden aldıkları paranın istirdadı (geri alınması) ve tespit edilen suçluların Gelibolu’ya sürülmesi konusunda hükümle verilmiş.
Her çeşitten suç
*Rüşvet, Osmanlı topraklarında öyle sıradan hale gelmiş ki, devlet ceza verirken bile kantarın topuzunu kaçırmış. Manatoğlu Yongeki’ye rüşvet vermesinden dolayı, Gelibolulu Yorgaki’ye de rüşvet almasından dolayı aldıkları rüşvetin iki mislinin istirdadı (geri alınması) cezası verilmiş.
*Adam dövmek, haksız yere hapse atmak ve rüşvet almak gibi uygunsuz hareketlerde bulunan Tekfurdağı (Tekirdağ) Kaymakamı Esat Bey’in yerine Gelibolu Kaymakamı Şakir Paşa’nın tayin edilmesi, şikâyet edilen konuların tahkikatının başlatılması ve boşalan Gelibolu Kaymakamlığına Ahmet Efendi’nin atanması konularında emirler yazılmış...
*Üçüncü Ordu efradından Bâlâ kazasından Eminoğlu Hasan, onbaşı tayin olunmak üzere bölük çavuşu Hacı Ahmetoğlu Mustafa aracılığıyla Yüzbaşı Mehmet Sabri Efendi’ye rüşvet teklif etmiş. Yüzbaşı bu teklifi kabul etmeyip ilgili yerlere bildirince suçlular üç sene süreyle kalebendliğe mahkûm edilmişler.
Bey ve kadılar
*Kale Dizdarı Mustafa ve avanesi (yardımcıları), bilâ-ferman (ferman olmaksızın) buğday yüklü gemilerin geçmesine rüşvet karşılığı müsaade ediyorlarmış. Çanakkale Kadısı Abdurrahman imzalı bir ariza hükümete gönderilmiş.
*Dukakin (İşkodra eyaleti) Beyine, İskenderiye, Bar ve Ülgün (her ikisi de İşkodra eyaleti içinde) kadılarına ve İskenderiye Beyinin kaymakamına hükümdür:
Bar Kalesi’nin ortasında bir büyük kilise olup zapt olunduğu zaman cami olması kararlaştırıldığı halde Hristiyanların rüşvet vererek kiliseyi camiye tahvil ettirmedikleri tespit edilmiştir. Camiye ihtiyaç vardır ve kilisenin camiye tahvil olunması gerekmektedir. Hristiyanların varoşa çıkıp sakin olmalarının bildirilmesi ve sonra da olayın tahkik edilmesi gerekir. Mesele arz olunduğu gibi ise kiliseyi camiye çevrilmesi, kilisenin ne kadar evkafı varsa bunların da camiye vakfedilmesi gerekir.
Kaynaklar: Başbakanlık Osmanlı Arşivi