1.Sağlıklı toplum olduğumuz tartışmalıdır
Son birkaç haftanın basın haberlerine göz atınca adeta çılgın toplum olduğumuzu görüyoruz. İstanbul-Pendik’te yolu kesip eşinin yanında hâmile kadına korkulu anlar yaşatan, aracına zarar veren ve tehdit eden magandadan tutun da Eskişehir’de aracın önünü kesip kavga çıkartan tiplere varana kadar ortaya çıkan insan müsveddeleri huzurumuzu bozuyorlar.
Sağlık sistemimizden ziyade bireysel ve toplumsal bir “saçları dikilmişlik” yaşıyoruz. Çevre koruma gönüllüleri, sakın ola nükleer santral projelerine karşı çıkarak çevreyi ve insanları korumaya çalıştığınızı zannetmeyin (!). Toplum olarak ruh sağlığımız zaten bozuktur. İşte örnekler;
a. Her gün gazetelerde ve televizyon kanallarında izlediğimiz; eşini bıçaklayan, uzuvlarını parçalayan, sokak ortasında döven, hakaret eden koca müsveddeleri,
b. Sokakta kavga çıkarıp birbirini yaralayan, çevreye hasar veren zıpçıktılar,
c. İçinde taşıdığı yolcuların hayatlarını hiçe sayarcasına belediye ve halk otobüslerinin şoförlerine saldıran dörtayaklılar,
d. Yaşlı, hamile, çocuklu, sakat, engelli demeksizin korumasız hanımlara sokakları dar eden zebaniler,
e. Aramızda insan olarak gezinen meczuplar ve her türlü naneyi bilerek ve isteyerek yiyip “elimde akıl hastanesinde yattığıma dair raporum var” diyenler… İşte hepimizi ruh hastası yapanlar…
3. Toplum huzurumuz bozuktur
a. Neredeyse her gün şehidimiz vardır. Bizler bunu kanıksamış gibiyiz. Şehitlerimiz artık taktik seviyede komutan ve liderler arasından çıkmaktadır. Terör örgütü işi tırmandırmaya başlamıştır. Bu nedenle olayların durulmaya başladığı bir dönem sona ermektedir.
b. Güneydoğu Anadolu bölgemiz kanayan bir yaradır ve yeni olaylara gebedir. Terör, büyük şehirlerimize sıçratılmaya çalışılmaktadır.
c. Hırsızlık ve dolandırıcılık had safhadadır. Halkı bilinçlendirmek maksadıyla devletin polisi, uyarıcı mesajlar atsa da bir bölüm insanımız hâlâ bilinçsizdir. Çöp kutusunun kenarına asılan para dolu torbalar, yönlendirmeler, karşılıksız çekler, ödenemeyen kredi borçları, elden alınan ve ödenmeyen paralar ayrı bir konudur…
4. Gıdalarımız bozuktur
Bu memlekette balın sahtesini yapan üretici kılıklı herifler, yumurtanın akını boşaltan hırsızlar, yoğurda kireç katanlar da vardır. Kâr elde etmek pahasına küçücük bebelerin daha erken yaşta kanser olmaları için ellerinden geleni yapıyorlar.
Malını satmak için yalan yere yemin ederek Allah’ı Peygamber’i de sahtekârlığına ortak etmeye çalışanlar, her gün yüz yüze geldiğimiz insanlardır. Onları bu tür davranışa iten şey, erkenden köşe dönme hırsıdır.
5. Eğitim sonuçlarımız olumsuzdur.
New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Şirin, önceki yıl Türkiye’nin PİSA karnesi hakkında bir açıklama yapmış ve sonuçlarla ilgili görüşlerini belirtmişti. Bu karneye göre;
* PİSA’da 2003 yılı sonuçlarının gerisinde kalmıştık,
*Fen Bilimlerinde 52’nci sırada, Matematikte 50’nci sırada yer almıştık,
*Üst düzey beceri gösterme oranı: OECD % 15,5 Türkiye % 1,6,
*Düşük düzey performans oranı: OECD % 13 ve Türkiye % 31,2,
*Oysa eğitim için 2002’de 10 milyar lira, 2016’da 122 milyar lira kaynak ayrılmıştı…
Değerli hocamız sorunun para değil, öğrenci-öğretmen orantısızlığından kaynaklandığını ve tablonun gerçekten bu kadar kötü sonuçlu çıktığına inanmak istemediğini belirtmişti.
MEB’lığının test ve değerlendirmesi
Son olarak MEB’lığınca bir değerlendirme testi yapılmış ve acı tablo bir kez daha ortaya konmuştur.
Matematikte 8’inci sınıfların %16’sı dört işlem yapamıyor. Türkçe’de öğrencilerin %66’sı orta ve alt seviyededir. Öğrenciler deyim ve atasözlerini anlamıyor, sebep-sonuç ilişkisini kuramıyor. Öğrencilerin %42’si haftada bir saatten az kitap okuyor.
Fen Bilimlerinde öğrencilerin %86’sı orta ve alt seviyededir. Yine öğrencilerin %40’ı vücut organlarının görevini bilmiyor. Ve son olarak da özel okullar devlet okullarının önündedir.
Sonuçlara şaşmamak gerek; çünkü zaman zaman sokaktaki gençlerle yapılan röportajlarda sorulan sorulara karşı alınan cevapları da iç değerlendirme kabul etmek uygun olacaktır.
“Mısır piramitlerinin yurt dışına nasıl kaçırıldığı” sorusuna farklı kişilerin verdiği cevaplar:
- Ben yurt dışından geldiğim için bir şey diyemeyeceğim
- Yurdumuzda kalması daha iyiydi, niye kaçırmışlar ki?
- Bence hoş bir şey değil, niye kaçırıyorlar ki? Türkiye’de güvenlik yok.
- Gereksiz bir şey, kaçırılmaması lazımdır.
- Muhtemelen havaalanından veya deniz yoluyla kaçırmışlardır.
- Olaya ilmi açıdan baktığınızda... Kanunlar yetersiz, büyük bir şebeke olayıdır.
- Piramitler bana kalırsa deniz yoluyla kaçırılmıştır. (Mesleği soruldu, tarih öğretmeni olduğunu söyledi.)
“Akıllı, söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler.
Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.”