Armutlu Yarımadası’nın ve Gemlik Körfezi’nin köylerini hep gezdiğim halde Narlı köyüne gidememiştim. Resimlerinden tanıdığım köye nihayet bu yıl gidebildim. Osmanlının ilk yerleşim yıllarında Rum halk balıkçılıkla ve orman ürünleri üretmekle uğraşırken aşiretler hayvancılık ve tarımla uğraşıyorlardı.
Göçebe kültüründe at, ağır yük hayvanı manda, hayvanların beslenmeleri için ot, insan topluluğunun güvenliği için it asal öğeler olmuştur. Şiir ne güzel anlatıyor bunları…
Narlı köyünden
Bir parça serveti varsa varlının
Bundan ne çıkarı olur darlı’nın?
dağların karlısı, yarlısı
türkülere konu olur
Benlisi, Narlısı…
Var olup yoklukta yaşama âdâbı
köylünün kaderidir demez
kitaplar ve dinler…
Gelin görün ki,
yükü çeken manda ses çıkarmaz,
kağnı inler.
İlk belge ve bir yorum
Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtlarında yaptığım araştırmada Hicrî 03.05.987 (Miladi: 1579-1580) tarihiyle Narlı adının geçtiği ilk belgeye rastladım. “Nahiye-i Eski Cuma, Niğbolu, Timar-ı Umur, Karye-i (Narlı) ve gayrihi, tabi-i m. 3000… Mezkûr gelüb mukaddema Tatar Hanı arzı ile ibtidadan üç bin akça timara hüküm verilüb badehu alınub badehu müteveffa Timur tahvilinden timar-ı mezbur tevcih olunub beratı esbabı ile zayi olduğı bildirmeğin mahallinde var ise zayi suretinde buyuruldu. (Aynen)”
- Sözü edilen tarihlerde Eflâk ve Boğdan Beylikleri arasında mücadeleler sürmektedir.
Kırım Hanı’nın 26 şayka (tekne) Tatar ile gelip Akkerman varoşlarını yağmalaması, 1579’dan sonra Eflâk ve Boğdan işleri vergilerinin arttırılması, voyvodalığın rakipler arasından fazla verenin üzerinde kalması ve yeni voyvodanın parayı çıkartmak için halka baskı uygulaması gibi haller voyvodaların ölümlerine veya ülkeyi bırakıp kaçmalarına neden olmuştur.
- Bu açıklama, Tatar Hanı ve Balkan yerleşim yerlerini kapsıyor olması nedeniyle Gemlik
ve köylerini kapsamayacağına işaret sayılabilir.
Narlı, Kahramanmaraş-Pazarcık’ın bir nahiyesi ve Van-Çatak’ın bir nahiyesi (Giresor), Payas-Narlı ve Çanakkale’nin Ayvacık kazasına bağlı Narlı köyü, Eskişehir-Mihalıççık’ın köyü, Tırhala sancağı Alasonya nahiyesinin köyü, Gümülcine kazasına tabi Narlı, Kandıra kazası Narlı köyü, Adana-Mut kazası Narlı köyü olarak da karşımıza çıkmaktadır.
Zaman içinde
Kayıtlı fakat tarihsiz bir belge Mihaliç, Marmara, Biga ve Karesi kadılarına gönderilen hükümdür. Armutlu, Bük, Kapaklı, Narlı, Karacaali, Büyük Kumla köylerinden hassa kayıkları için kürek istenmemesi ve paralarıyla tayin olunan miktarda zahire almalarına müsaade edilmesine ilişkindir.
Burada Gemlik-Narlı köyü ile ilgili olmamasına ancak konuyla yakın ilgisi olması bakımından 1696-1697 yıllarındaki bir olaydan söz etmek daha açıklayıcı olacaktır.
Kızılcatuzla (Ayvacık)-Küçüksu ve Narlı köylüleri derbentçi kaydedilmiş ve vergiden muaf tutulmuşlar. Sözü edilen derbendin ormanlarını kırıp bağ ve bahçeler edinmişler. Üzerine emlak kondurup mîrî araziyi mülk edinmişler, ziraata geçmişler ancak ve vergi vermeye yanaşmamışlar. Meselenin halledilmesi için kaza kadısı üst makamlara yazılar yazmış. Bu durum mîrî arazinin talan edilmesine bir örnektir.
Sultan III. Ahmed devrinde kaleme alınan ve 11 Zilkade 1117 (M: 24 Şubat 1706) tarihinde padişaha arz edilen “Kanunnâme-i Arazi” meşhur kanunnamelerdendir. Ömer Lütfi Barkan muhtelif livalara ait birçok kanunnameyi tapu tahsis defterlerinden çıkarmıştır.
1830’larda yeniden arazi tahrirleri yapılarak hangi arazilerin mülk arazi, hangilerinin mîrî arazi olduğu tekrar tanzim edilmiştir. 1812 yılından 1839 yılına kadar devlet, mîrî araziyi illegal yollardan ele geçirenlerden bu arazileri geri almıştır.
Kaynaklar