SON DAKİKA
reklam
reklam

Irak’taki iç karışıklıklar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Aralık 2014, Çarşamba - 13:00   Okunma Sayısı:

Devrik lider Saddam asıldıktan sonra Irak’a demokrasi (!) gelmişti. Başkanlığı süresince Saddam’ın yaptıklarını onaylamak veya mazur görmek, insanlığa karşı suç işlemek demektir. Mağdur olan ve sevdiklerinden koparılan nice insan hapishanelerde çürütülmüş veya darağaçlarına gönderilmişti. Oysa din anlayışımızda asmak gibi bir ceza yoktu.  Osmanlı Devleti, Gerileme Devri’nden itibaren bu cezayı uygulamamaya özen göstermişti. 

    Bir ülkenin toprağına yabancı asker ayağı basmaya görsün. Onlardan hukuka riayet,  insanlık ve sevgi gösterisi beklenemez. İşgalin arkasından kendi amaçlarını gerçekleştirmeye başlarlar.  I. Dünya Harbi’nin sonunda Almanlar, II. Dünya Harbi’nin sonunda Amerikalılar ve Ruslar, işgal ettikleri ülkenin bilim adamlarını, sınaî tesislerini, kütüphanelerindeki kitap ve el yazmalarını, müzelerindeki sanat eserlerini, merkez bankasındaki dövizleri ve diğer zenginlikleri kendi ülkelerine götürmüş ve mağlup ülkenin lider kadrosu ile halk kahramanlarını çeşitli şekillerde tasfiye etmişlerdir. Bu talan ve kıyım, I. Dünya Harbi yıllarında bizde de görülmüştür.

    1915 Çanakkale muharebeleri sürerken Fransızların Gelibolu Yarımadası’nda yaptığı kazılarda tespit edilen 765 mezara ait buluntunun önemli bir kısmının Paris’e götürüldüğünü ve Louvre Askeri Arşivi’nde sergilendiğini biliyoruz. Ayrıca 23 Kasım 1918’de işgalci İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinden oluşan birlikler tarafından İstanbul’daki Osmanlı arşivlerinin yağmalandığı ve bazılarının da yakıldığı tarihi belgelerde yazılıdır.

    ABD’nin Irak’a girmesiyle Bağdat’ta yapılan yağma ve talanı görsel ve yazılı basından izlemiştik. ABD askerleri ile birlikte o talana katılan nice Saddam karşıtı insan, kameraların karşısında gülerek sevinç gösterilerinde bulunuyordu. Kendi tarihlerini, yarın başkalarının yazacakları eserlerden okuyacaklarını düşünemiyorlardı. Gelecekte müracaat edecekleri bir konu hakkında ellerinde devletin resmi belgeleri olmayacağına göre başkalarının yazacağı eserleri kaynak olarak alacaklar ya da kendilerine öyle sunulacaktı.

    Bu durum, geçmişteki uygarlıkların unutturulması ve üniter devlet yapısının bozulması bakımından çok önemlidir. Yaptıklarının sonucunu kestiremeyen o cahillerin Bağdat’ta yabancı askerlerle birlikte katıldıkları talan ve yağmaya ait görüntülere içim sızlayarak bakardım    

    Eski bir taktik olan “böl ve yönet!” prensibi uygulamaya konulmuş ve sonucu alınmış, Irak’ta Şii-Sünnî ayırımı yapılarak infazlarla birlikte ateş körüklenmişti. Irak’ın kuzeyinde yaşayan Kürt liderler, infaza ve sonrasındaki olaylara bulaşmak istememişlerdi. Irak, Doğu’daki komşusu İran’ın Şiilere destek vermesinden son derece rahatsızlık duymuştu.

    En güvenli kapılar Türkiye sınırında olanlardır. Söylem ve eylemlerinde zaman zaman Türkiye hakkında ileri-geri konuşan Iraklı liderler, Türkiye’nin sert çıkışlarıyla seslerini kesmek zorunda kalmışlardır. Petrolün paylaşımı konusunda bencil davranan Iraklı liderler, Kerkük’ün nüfus yapısını bozmaktan geri kalmamışlar, zorunlu iskân politikaları uygulayarak halkı iç göçe zorlamışlardı.

    Otuz yıla varan kesintisiz savaş durumu, açlık ve yoksulluk, etnik grupların ayaklanmasına neden olmuştu. Irak Hükümeti’nin Şiilere ve Türkmenlere karşı uyguladığı baskıcı ve bıktırıcı iç politikalar, yarın için kendi kanayan yarası olacaktı. Uygulanan yanlışlarla dolu dış politika, yıllar sonra bile Irak halkını komşu ülkelere mahcup edecek nitelikteydi... 

        Irak’ta kin ve husumet sönmeyecektir. Yeni kargaşalara,  gösteri ve çatışmalara gebedir Irak.  Osmanlı’dan kopuşundan sonra Irak’ta iş başına gelen yöneticilerin sonları hep hazin olmuştur. Saddam, bu hüzün silsilesinde dileriz son kişi olur. İşte başkalarının getireceğini vaat ettiği demokrasiden bir örnek.  

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam