SON DAKİKA
reklam
reklam

Bilgisiz, düşüncesiz algılama

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Eylül 2019, Çarşamba - 10:23   Okunma Sayısı:

 

İşi başından aşkın doktor

   Çoğumuz ilk kez karşılaştığımız bir olay hakkında sadece görgüye dayanan bir hükümle konuşuyoruz. Örnek mi?

    Dinlenme tesisinin televizyon salonunda oturuyor ve programa katılan iki doktorla yapılan söyleşiyi izliyorduk. Doktorlardan biri iç hastalıkları uzmanıydı. Konuşma sırası henüz kendisine gelmediği için diğer doktorun ağız bakımı ve diş sağlığı konusundaki açıklamalarını dinliyordu.

    Sunucunun ağız bakımı ve diş sağlığı konulu programda soru yönelttiği doktor, sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeklerinden sonra dişlerin fırçalanmasını öğütlüyordu. Engin bilgisi olan sunucu (!) da bu anlatımı “en az üç kez temizlenmeli, değil mi?” şekliyle perçinlemişti.

     Konuşma sırası iç hastalıkları uzmanı olan doktora gelmişti. Genç sunucu, “Hocam siz günde kaç kez diş fırçalıyorsunuz?” diye sorusunu yöneltince iç hastalıkları uzmanı doktor, “Çoğu zaman bir kez” yanıtını verdi. Hayat tecrübesi olmayan ama patavatsızlığın simgesi sayılabilecek çıkışı yapmaktan da geri kalmayan genç sunucu, “Aa, nasıl olur hocam, bi’ de siz doktorsunuz, neden öyle?” diye sordu. Orta yaşın üzerindeki doktor, genç sunucuyu kırmamak için kısa bir süreyi suskunlukla geçirdi ve yavaş sesle konuştu:

    ---Ben sabah kahvaltımı bile zor yapar, 7-8 saat süren ameliyatlara girerim. Çoğu zaman da ameliyatlar üst üste devam eder. Yemek yemeye fırsatım olmaz ki…

Gafil dedikoducu ve âlim

    Bir gün dini program dinliyordum. Nurlu bir yüze sahip, tane tane konuşan hoca, kişileri çekiştirmenin, zan altında bırakmanın, şüphe ile peşin hükme varmanın yanlışlığından söz ediyordu. Tuvaletten çıkıp abdest yerine uğramadan namaza giren bazı yaşlı insanlar hakkında abdestsiz namaz kıldığı şeklinde hükme varanlar olduğunu, şüphe ile sarf ettikleri bu tür sözler nedeniyle günaha girdiklerini söylüyordu.

    Sözünün devamında ise yaşlı insanların genellikle abdestli gezdiklerini, namaz öncesinde abdestinin bozulup bozulmadığını bezine bakarak kontrol etmek için tuvalete girmiş olabileceğini söylemişti.

Aptal (!) matematikçi

    1903 yılında Macaristan-Budapeşte’de doğmuş olan Jansci von Neumann, çocukluğunda olağanüstü bir matematik yeteneğine sahipmiş. Altı yaşındayken sekiz basamaklı sayıları bir çırpıda ikiye bölerek söylüyormuş. Bu özelliği nedeniyle kendisine  “Harika çocuk” adını takmışlar. Sınıf arkadaşları bir öğleden sonra onun telefon rehberini karıştırdığını, birkaç sayfasına göz attıktan sonra isim, adres ve telefon numaralarını ezbere söylediğini hayretle izlemişler.

    Öğretmenleri de on yaşındaki bir öğrencinin 46 ciltlik Alman Tarihi’ni okuduğunu ve Macar askeri liderleriyle eseri ayrıntılı biçimde tartıştığını gördüklerinde hayrete düşmüşler. Bu bilim adamının sonraki yıllarda yaptıklarına, çeşitli üniversitelerdeki konumuna ve insan beynine takla attıran buluşlarına girmek istemiyorum.

    Böylesine yüklü bir insan birkaç defa seyahat ederken bir problemle öylesine uğraşmış ki, ilk mola yerinde inerek niçin seyahat ettiğini öğrenmek için eşini aramış. Dışarıdan bakan ve kişiyi tanımayan birinin peşin hükümle ilk söyleyeceği herhalde “aptal” demek olacaktır.

Salaklığına gülen eski nesil ürün (!)

    İstanbul içinde yer altı metro hatlarından birinin belki de en uzun yürüyen merdiveniyle yukarıya doğru çıkıyoruz. Yandaki normal merdivenlerin düşey yüzeylerine uyarı yazıları yazılmış.

                                   Lütfen yürüyen merdivenlerin sol tarafını boş bırakınız!

    Gelin görün ki, daha binişten itibaren sol taraf yine kilitlenmişti. Aynı uyarı bu kez ses yayın cihazından anons edilmişti. Saçlarına kır düşmüş adamlar oralı bile olmuyordu. Hemen arkamda üç dört kişilik gençler grubu vardı. Birisi kavalını çıkarıp çalmaya başladı. Merdivendekiler döndüler ve gülümsemeyle dinlemeye başladılar.

    Gençlerden birisi arkadaşlarına “Ya arkadaşlar, kaval kime çalınırdı?” diye istihzalı bir şekilde sormuştu. Bir süre sonra anlayanlar ve kenara çekilenler oldu. Yol açılmıştı.

    Gençler size helâl olsun! Devletin öğretmekte yetersiz kaldığı bir şeyi benim kuşağımın kalın kafalılarına sizler öğrettiniz. Elleriniz dert görmesin!       

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam