Trenden
29 Ağustos 2019 saat 08.10… Maltepe’den trene bindim. Her zamanki gibi yine ayaktayım. Sağımda genç-orta yaş arası bir hanım, solumda da bir bey vardı. Bostancı'ya geldiğimizde önümüzde oturanlardan bir kişi inmek üzere kalktı. Ben sağımdaki hanıma “Buyrun efendim, siz oturun!" dedim. O da “Ben de bir sonraki durakta oturacağım, siz oturun!" dedi... Ben tam oturmak üzereyken bir genç kız sol yanımızdan kalabalığı yararak geldi ve oturdu.
Bazı jestler, mimikler, bakışlar vardır insana çok şey anlatır. Ben bu kızcağızın yüzüne arada bir baktım; ama ya algı kapasitesi düşük, ya da umursamaz yapıda olduğu için bakışıma bakışla cevap veriyordu. Ayak ayak üstüne atarak ve pabuç gibi sakızını ağzının içinde sağdan sola soldan sağa çevirerek baloncuk yapmayı tercih ediyordu.
Bu nasıl bir kültürdür, nasıl bir terbiye demeli buna?
İtişmeler
Tren son istasyona geliyor. Birazdan duracak. O da ne? Binecekler için anonslara ve yerdeki yönlendirme çizgilerine itibar eden yok. Trendekiler inmeden kapının önünde bir yığılma... Trenin kalma süresi saniyelerle sınırlı olduğu için inmeye çalışanlarla binmek isteyenler arasında bir ağız dalaşı, hatta itişme başlıyor.
Dün tanık olduğum olay, yer kapma endişesiyle içeriye dalmaya çalışan bir kadına içeriden çıkan bir genç arka çantasıyla çarptı ve itti... Tabi sonrası söz düellosu…
Çok dikkat ediyorum, yaşlılar yer bulamayacağı kaygısıyla sırada öne geçiyor, yandan kaynak yapıyor. Gençleşse oturup uyumak gibi bir rahatlıktan vaz geçemiyor. Ahengin kırılma noktası da burada başlıyor.
Yer vermemek veya kamufleli şekilde yerine sahip çıkmak... Bu yüzden yaşlı gence çıkışabiliyor, genç yaşlıya cevap veriyor. Bu tatsız manzaralara son vermenin en güzel yolu kurallara uymak... İstanbul gibi bir dünya şehrinde böylesi görüntüleri istemesek de görüyor megaköylülüğü bir türlü üzerimizden atamıyoruz. Bu
Vapurda
Şimdi vapurdayım. Şık giyimli bir bey, karşısındaki iki hanıma Kızkulesi hakkında bilgi veriyor. "Bizans İmparatoru kızını buraya hapsetmiş. Hanım soruyor:
---Bizans İmparatoru ne aman yaşamış?
---Milattan önce...
Vapurdaki genç adam
Solumda oturan ve yanındaki orta yaşlı beye hiç durmadan anlatan genç atmacanın (!), yelkencilikle uğraştığı izlenimini edindim. Onun sayesinde rüzgâr hızı, ip bağlama, düğümler konusunda epeyi bilgi sahibi oldum (!). Atmacanın yanında oturan ve denizcilikten anlamayan belki de anlatılanlardan sıkılan bey, konuyu değiştirmek için Boğaz'dan geçmekte olan savaş gemisini gösterdi.
---Bu bizim gemimiz olamaz herhalde, dedi. Bu konularda da derin bilgisi olan atmaca,
---Boğazlardan yabancı savaş gemisi geçemez, hükmünü verdi hemen...
Oysa harp gemisinin arkasında kocaman Rus bayrağı dalgalanıyordu. Üstelik Kızkulesi’nin önünden Marmara’ya açılan geminin kuzeye gittiğini, muhtemelen 30 Ağustos Zafer Bayram’ı törenleri için Samsun’a gidebileceğini söyledi.
Böylece yönler konusundaki bilgisini, tarih konusundaki anlayışını da ortaya koymuş oldu. Antlaşmalar, sözleşmeler ve devletlerarası hukuk kuralları konusunda da vaaz vererek dinleyenleri bilgilendirdi. Kendisine ne demek lazımdı ben bilemedim.
Dedikodu yapalım mı?
Pazar gecesi "kır düğünü"ne davetliydik. Eşimle birlikte gittik. Düğün sahibi samimi olduğumuz bir tanıdık olmasına rağmen düğünde 2-3 kişiden fazlasını tanımıyorduk. Bir masaya oturduk, kendimizi tanıtarak masadakilerle tanışmaya başladık.
Bir hanım kadar süslü olan bir bey, koyu renk takım elbise giymiş, cırlak renkte kravatı, kravat iğnesi, kol manşetleri, süs mendili ve beyaz çoraplarıyla "kır düğünü"ne gelmişti. Mesleği gözde mesleklerden (burada söylemek istemedim) ve yaşı da güngörmüşlerin mertebesinden olmasına rağmen adı üzerinde kırdaki bir düğüne nasıl gelineceğini bilememişti.
Yüksek topuklu ayakkabılarıyla eşi de çimenlerde yürümekte zorlanıyordu Yemek masasındaki tavır ve davranışlarıyla da olumsuzluklar sergileyip durdu bu kişi... Kollarını masaya dayayıp tek elle yemek yemesiyle mideyi doldurma konusundaki maharetini de ortaya koymuştu. Bu kadar anlatım yeter herhalde?
Sekerek yürümeye programlanmış olan birkaç serçe, karga gibi yürümeyi denemeye çalışmış. Bu sefer de kuş gibi sekmeyi unutmuşlar.