SON DAKİKA
reklam
reklam

Ahilik Nedir? (I)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 9 Eylül 2019, Pazartesi - 10:26   Okunma Sayısı:

Değerli okurlarım; Eylül’ün son haftası aynı zamanda Ahilik Haftası. Bu yüzden bu yazımı Ahilik üzerine yazdım. Ahi kelime anlamıyla da “eli açık” ve “kardeşim” gibi anlamlara gelmektedir. Dolayısıyla Ahilik geleneği aynı zamanda insanlar arasında saygı sevgi ve yardımlaşmanın da temelini oluşturmuştur. Günümüzdeki Rekabet Kurulu, Patent Enstitüsü, KOSGEB, Reklâm Kurulu yanında Ticaret ve Sanayi Odaları, İşçi ve İşveren Sendikaları, Kooperatifler, Esnaf Odaları, Belediye, gibi sosyal hizmet veren kurumların temeli Ahilik sisteminden gelmiş olup günümüze yansıyan kuruluşlardır. Gelişmiş batı toplumlarında görülen ve önemli bir yere sahip olan sivil toplum örgütlerinin bir benzerinin Türk topluluklarında yüzlerce yıl önce Ahilik teşkilatı ile var olduğunu anlamak hiçte zor değildir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu Türklerine sanat, ticaret ve ekonomi alanlarında yaklaşık olarak 630 yıl yön verip, ışık tutmuş olan Ahilik, örgüt olarak, kendi kural ve kurullarıyla, III. Sultan Ahmet dönemine dek sürmüştür. III. Ahmet döneminde 1727 yılında ise ‘’Gedik’’ denen yeni bir düzen uygulanmaya başlanmıştır. Bu tarz esnaflık ve sanatkârlık, 1860 yılına kadar sürmüştür. Bu yeni sisteme göre, çıraklıktan ve kalfalıktan yetişmedikçe veya açık bulunmadıkça yâda bir ustalık makamına geçmedikçe, yani gedik sahibi olmadıkça dükkân açarak sanat ve ticaret yapılamazdı. Ancak ellerinde imtiyaz fermanı olan kişiler sanat veya ticaret yapabilirdi. Bu fermanlar esnafın sayılarının arttırılıp eksiltilmemesi, mülk sahiplerinin eski kiralarını arttırmaması, gediği olmayanların sanat ve ticaret yapamaması, açık olan gediklerin esnafın çırak ve kalfalarına verilmesi, dışarıdan esnaflığa kimsenin kabul edilmemesi gibi hükümleri kapsarlar. Esnaftan birinin ölümü durumunda hem ustalık payesi hem de; alet edevatı para karşılığında kendisinden sonra gelen birine para karşılığı devredilerek hem hakkı korunmuş olur ve yeri boş bırakılmazdı. Bu sisteme Gedik denirdi. Yapılan araştırmalarda: Ahilere tarih, önemli kişilerin, bilginlerin yaşam öyküleri, tasavvuf, Türkçe, Arapça, Farsça ve edebiyat öğretilirdi. Bir kişi ahi olmadan önce sanat, ticaret yâda bir meslek sahibi olmak zorundadır. Bu uğraşılardan hiçbirinde çalışmayan kişi ahi olamaz. Anadolu ahilerinin örgütlü bir güç haline gelmesini sağlayan Ahi Evran hazretlerinin asıl ismi Nasıruddin Mahmut B. Ahmet’tir.(1171–1262). Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi Evran, Azerbaycan'ın Hoy kasabasında doğmuştur (1171). Hoy, Türkiye'nin doğu sınırından 60 km uzaklıkta ve "Sultan Tuğrul" zamanından beri Türkler'in meskûn olduğu bir bölgedir. Ahi Evran ,Maveraünnehir bölgesinde Horosan'a giderek orada ünlü âlimlerden "Fahreddin Râzi" (1149-1209) ve hükemadan, Felsefe ve Kur'an-ı Kerim tefsirlerini öğrenmiştir.Ahi Evran'ın hocası Fahreddin Râzi, Horosan'da "Farâbî" ve "İbni Sina"nın tüm eserlerini okumuş, onların verdiği bilgileri daha da geliştirerek, tıp, astronomi, astroloji, lisan, edebiyat konularında kitaplar yazmaya başlamıştır. Râzî hayatta iken çevresinde bulunan kalabalık öğrenci topluluğunun varlığı, onun yüzlerce öğrenci yetiştirdiğini göstermektedir. Bunlar arasında Abdülmuhsin Kayseri, İzzettin Râzî, Sadrettin Konevî, Kadı Burhanettin gibi ünlü isimler de bulunmaktadır. Ahi Evran, Sadrettin Konevî'nin çağdaşı olup ikisi de Fahreddin Râzî gibi İbni Sina ve Farâbî'nin etkisinde kalmışlardır. Bunlardan başka sultanlar, vezirler ve devlet adamları da Râzî'nin derslerini takip etmişlerdir. (Devamı yarın)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam